www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Faiz ve nema

8. Yine aynı programda paranın bankalara yatırılmasında ve nemasının alınmasında bir mahzur olmadığını ifade etti. Çünkü paranın gerçek değerinin dışında alınıp-satılan bir kağıt olduğunu ve bunun değerinin korunması için bunun olabileceğini söyledi. Paranın reel bir değer taşımadığını söyledi. Ama birisine 10 altın verip 11 altın almanın, 1 kg. pirinç verip 2 kg. almanın faiz olduğunu çünkü bunların reel değerler olduğunu ifade etti.


Cevap:

Bir malı veya altını aynı mal veya yine altınla alıp sattığınız zaman -ister vadeli olsun, ister peşin olsun- miktarlarının eşit olması gerekir. Mesela bir cins buğdayı (tohumluk olsun), başka bir cins buğday (bu da unluk buğday olsun) alım satım yoluyla değişmek isteyenlerin miktar olarak eşit alıp satmaları gerekir. Bir kimseye 100 gram altın ödünç veren kimsenin de aradan ne kadar zaman geçerse geçsin yine 100 gram altın alması gerekir, fazla alırsa faiz olur. Bankadan belli bir miktar TL. nı, belli oranda bir faiz ödemek üzere kredi olarak alan şahıs, vadesi gelince borcunu faizi ile ödeyince faizcilik yapmış olur. Keza belli oranda faiz almak için bankaya para yatıran şahıs da faizcilik yapmış olur; hem banka onun parası ile reel faizcilik yapar, hem de mevduat sahibine bu faizin bir kısmını öder.
Gelelim kâğıt paraya.
Evet, kâğıt para, mal ve altın gibi kendi (kâğıt ve baskı masrafı) değeri ile alınıp satılmaz, devletin onun üzerine yazdığı değer (satın alma gücü) ile alınır ve satılır. Bu sebeple kâğıt parada eşitlik "sayı, ölçü veya tartı" ile değil, satın alma gücü ile sağlanır. Bir kimseye 1 milyar ödünç para verilip üzerinden bir yıl geçince, bu arada enflasyon yüzünden paranın satın alma gücü mesela %30 azalmış olursa, borçlu bir milyar üç yüz milyon ödemelidir; aksi halde borcunun yüzde otuzunu ödememiş olur. Vadeli satımlarda da vadesi geldiği halde ödenmeyen borçlarda, vadenin dolduğu tarihten sonrası için enflasyon farkını ödeme yükümlülüğü vardır. (Banka işleminde bunu söylemedim; çünkü bankaya para yatıran vadesi gelince daha fazlasını almak istemekte ve daha para yatırırken veya kredi alırken faizli işlem yapmakta, ona razı olmaktadır.)
Devlet memurdan bir miktar ücret veya maaş kesiyor ve bunu ileride faizi (neması) ile ödemeyi vaad ediyor. Parası kesilen şahıs faiz almak niyetinde değil ise (mesela devlet kâğıdı alanların yaptığı gibi devlete faizi ile borç vermiş olmuyorsa) bu bir faizli işlem olmaz, vadesi geldiğinde (yani devlet borcunu ödemek istediğinde) bu paranın enflasyon farkı ile birlikte ödenmesi (yani satın alma gücü bakımından alınana eşit olan miktarın ödenmesi) gerekir. Bu sebeple nemalar, üstüste birikmiş olan enflasyon farkını aşmadıkça helaldir, alınır ve yenir.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Kelime İndeksi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Ramazan Özel Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
Hayrettin Karaman'ın son aylardaki iftiralara cevaplarının listesini üstteki "Son Yazılar" kısmında bulabilirsiniz.
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler Kelime İndeksi