www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İslam Ülkeleri ve Şeriat

1. Şu an dünyada İslam şeriatı uygulayan ülke var mı?

Cevap:

İslam Şeriatı, "İslam dini ve İslam hukuku" manalarında kullanılır. Din, "iman, düşünce, amel (davranış, uygulama), ahlak, zihniyet, tasavvur" gibi unsurlardan oluşur. İslam ülkelerinde bunların az veya çok, eksik veya tam olarak bulunmaması düşünülemez, elbette bu manada İslam şeriatı uygulanmaktadır. Dinin amel (siyaset, iktisat, hukuk, sosyal ilişkiler, eğitim, uluslararası ilişkiler) ile ilgili kısmına gelince bugün, dünyada bunların tam olarak uygulandığı bir ülke bilmiyorum. Şeriatı uyguluyoruz diyen ülkelerde hem İslam (şeriat) anlayışı, hem de uygulaması bakımından çok önemli eksikler, kusurlar, ihmaller ve istismarlar var. Bir ülkede İslam'ın bir bütün olarak (ferdin ve cemiyetin hayatında) uygulanmasının ön şartları vardır:
a) Üst yönetici seçimle iş başına gelecek ve yine belli nitelikleri taşıyanlar arasından seçilmiş bir heyetle danışma yapacak, onların denetim ve tekliflerine açık olacak, güvenlerini kaybettiği zaman da yerini ehline terk etmeyi kabul edecektir.
b) Hem dini hem de çağı iyi bilen alimler ve uzmanlardan oluşan "bağımsız, özerk, hür" bir ictihad heyeti (şûrası) bulunacak, bu heyet İslam'ın -bugünkü dünyanın- belli bir coğrafyasında uygulanmasına esas teşkil edecek olan model, plan ve projeleri hazırlayacak, yöneticilere ve yasama meclisine bu manada yardımcı olacaklardır.
c)Uzun zaman İslam'ın tam olarak uygulanamadığı ülkelerde insanlar (müslümanım diyenler dahil) birçok farklı (dine aykırı) alışkanlıklar, inanç, düşünce ve tasavvurlar...edinmişlerdir. Bunları bir gün içinde yok etmek, değiştirmek mümkün değildir; bu manada "karşı devrimler" de başarılı olmamışlar, yıllarca baskı altında tutulan insanlar hürriyete kavuşunca önemli ölçüde değişmedikleri ortaya çıkmıştır. Bu sebeple uzun ve kısa vadeli eğitim ve kültür programlarına ve bunların sabırla, sırayla, tedricen uygulanmasına ihtiyaç vardır. Ben bu ön şartların yerine geldiği bir İslam ülkesi de bilmiyorum.



2. Bu ülkeler diğer düşünce ve dinlere mensup insanlara nasıl davranıyor? Nasıl davranılmalı?

Cevap:

İslam'ı işlerine geldiği gibi anlayan ve uygulayan ülkelerde farklı inanç sahiplerine nasıl davranıldığı -dini örneklik, meşruiyet ölçütü- bakımından önemli değildir.
Nasıl davranılmalı sorusuna gelince:
İslam dininin insanları din değiştirmeye zorlamadığını biliyoruz. Bir İslam ülkesinde, temel (statüye; yani insan olmaya bağlı) haklardan eşit olarak yararlanmak üzere farklı inanç sahipleri de var olur ve yaşayabilirler. Bunların özgürlükleri ancak genel ahlak ve kamu düzeni gibi evrensel ilkeler sebebiyle -o da zorunlu olduğu ölçüde- sınırlandırılabilir. Bir İslam ülkesinde yahudi, hristiyan, budist, ateist...yaşayabildiği gibi İslam'ı farklı anlayan ve yorumlayanlar da bulunur, yaşar ve haklardan istifade edebilirler. Sünni mezheplerin dışında kalan mezhep tabileri, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermedikçe mezheplerini serbestçe uygulayabilirler.



3. İslamla yönetilen bir ülkede kumarhane, meyhane vb. yerler kapatılır mı? Kapatılırsa insanların seçme hakkına müdahale değil midir?

Cevap:

İslam ile yönetilen bir ülkede müslümanların kamuya açık yerlerde kumar oynamaları, içki içmeleri (yani bütün yorumlara veya ülkenin hakim yorumuna göre dine aykırı olan davranışları) engellenir; bu yapılmazsa din saygınlığını kaybeder ve yeni nesillere sağlıklı din hayatı kazandırılamaz (din eğitimine zarar verir). İnsanlar kendi özel mekanlarında istediklerini yaparlar, özel mekanların dokunulmazlığı vardır; gözetlenemez, baskın yapılamaz, kamuya yönelik bir tehlike bulunmadıkça zorla içeri girilemez...
Farklı inanç sahiplerine gelince, onların mesela domuz beslemelerine ve yemelerine, kumar oynamalarına, içki içmelerine -kural olarak- müdahale edilemez. Bu konuda da sınırlama sebebi ancak genel ahlak, sağlık, düzen gibi evrensel ve zorunlu ilkeler, kurallar olabilir.
Bir kimsenin hem müslümanım demesi hem de ona aykırı davranışını kamu önünde sergilemesi, bir kimsenin hem polis veya asker olması, hem de vazife başında bu mesleklerin gereklerine riayet etmemesi ve kuralları ihlal etmesine benzer. Bir kimse müslümanlığı seçmeyebilir, eğer seçmiş ise bu seçimin nimetlerinden yararlanacağı gibi külfetlerine de katlanacaktır.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Kelime İndeksi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
Hayrettin Karaman'ın son aylardaki iftiralara cevaplarının listesini üstteki "Son Yazılar" kısmında bulabilirsiniz.
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Twitter Sayfası:

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler Kelime İndeksi