www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Ezan ve kamet

1. Bir kişi bir kametle bir kaza namazı kılmak istese, ezansız bu namaz tamam olur mu?
2. Mümkünse Şafiîlere ve Malikîlere göre durum nasıl (yani kılınabilir mi?)
3. Diyari küfürde ezanlar duyulmuyor, bir kişi evinde ezansız, kametle bir farzı kılabilir mi (o bölgede camilerde okunan fakat duyulmayan o ezanlar o kişiye yeter mi?)

Cevap:

İmam Şâfiî ile Ebû Hanife'ye göre cemaat için de tek başına kılan için de ezan ve kamet müekked (kuvvetli, farza yakın) sünnettir. İmam Malik ise kametin müekked sünnet olduğunu, fakat ezanın, tek başına kılanlara ne farz ne de sünnet olduğunu söylemiştir. Ona göre ezan, cemaatle namaz için çok kuvvetli bir sünnnettir.
Müctehidlerin çoğuna göre kadınlara ezan da, kamet de sünnet değildir. İmam malik'e göre kadınlara kamet, Şâfiî'ye göre ise hem ezan hem de kamet "istihsan" derecesinde uygun bir ameldir. Hz. Aişe'nin hem ezan okuduğu hem de kamet getirdiği rivayet edilmiştir.
Ezan ve kamet sünnet olduğu için bunlarsız kılınan namaz geçerlidir.
Mazeretsiz geçirilmiş namazların kazası konusunda doğrudan âyet, hadis ve Hz. Peygamber devrine ait örnek uygulama yoktur. Sonraki zamanlarda insanlar mazeretsiz namaz geçirip bunu telafi etmek isteyince müctehidler, kıyas yoluyla kazanın da farz olduğunu söylemişlerdir. Kaza farz olunca farz namazların edasında yapılanlar, kazasında da yapılacaktır; çünkü ezan ve kamet vaktin değil, namazın sünnetidir, namaza bağlıdır. Ancak kaza namazlarında vakit çıkmış/geçmiş olduğundan, kaza namazı kılınan mekan ve kılma süresi esas alınmış ve "Bir kişi kaza namazı kılmak istediğinde önce -kendisi duyacağı kadar- bir ezan okur, sonra kılacağı her kaza için bir kamet getirir" denilmiştir.
Bir müslümanın yaşadığı yerleşim bölgesinde/kesiminde ezan okunuyorsa, bu ezanın fiilen duyulduğu alanda namaz kılmak için -ezanı duyanın ve duymayanın- yeniden ezan okumaları gerekmez.
Birçok Batı ülkesinde ezanın dışarıda (mesela minarede, caminin dışında) okunmasına ve sesinin çevreden duyulmasına izin verilmiyor. Bu yüzden ezanlar camilerin içinde okunuyor. Böyle yerlerde yaşayan müminlerin namaz kılacakları zaman önce, kendileri duyacak kadar bir sesle ezan okumaları gerekiyor.
Merhum Âkif,
"Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli"
diyor.
Üzerinde ezanların inlemediği, yani yüksek seslerle okunup duyurulmadığı ülkeler Âkif'in, dolayısıyla müslümanların yurdu değildir. Ezan yalnızca bir "vakit bildirme aracı" değil, o aynı zamanda dinin tebliğidir, İslam inancının temel kurallarının tekrar tekrar duyurulması, zihinlere, şuurlara nakşedilmesidir. Müminler ezanı duyunca tazelenirler, aksine bir zaruret yoksa işlerini güçlerini bırakır ezanı huşu içinde dinlerler, müezzinin söylediklerini, arkasından onlar da söylerler, "namaza ve felaha çağıran cümleler" söylendiği zaman da "lâ havle velâ kuvvete illâ billah" derler. Ezan bitince "Allahümme Rabbe hazihi'd-da'veti't-tâmme..." diye başlayıp devam eden o anlamlı ve özlü duayı okurlar. Durumları müsait ise hemen hazırlık yapıp camiye gider, namazlarını cemaatle eda ederler. Ezandan namazın sonuna kadar işten ayrılmak onlara zarar vermez, verimi düşürmez; çünkü namazda ruhen dinlenmiş, tazelenmiş, arınmış olurlar, bunun verdiği taze enerji ile işlerine dönerler ve geçen zamanı telafi edecek kadar verimli olurlar.
Ezandan rahatsız olanlar, ezan sesinin cami civarından ötelere gitmesini istemeyenler, bunun için ilgili kişi ve kurumlara baskı yapanlar aslında dinden ve dindardan rahatsız olanlardır. Halkının yüzde doksan dokuzu gelenek icabı, bunun önemli bir kısmı da imanlı ve şuurlu olarak müslüman olan bir ülkede müslümanlar, çevrelerinde gördükleri ve İslam'a göre haram, günah, ayıp olan davranışlara tahammül ediyor, rahatsızlığı -demokrasi ve çoğulculuk adına- sinelerine çekiyorlarsa, ezandan rahatsız olan azınlığın da bunu sinelerine çekmeleri gerekir; aksi halde karşılıklı çatışma başlar ki, bunun içinde bulunduğumuz şartlarda ülkeye ve topluma hayır getirmeyeceği apaçık ortadadır.
"Küfür diyarında" yaşamak durumunda kalan din kardeşlerimizin, ezanlarını yakın çevreden duyulacak sesle okuyabilmek için hak ve hukuk çerçevesinde mücadele etmeleri gerekir. Oralarda her gün defalarca kiliselerde çanlar çalınıyor ve bunu bütün şehir duyuyor; müslümanlar, yahudiler ve ötekiler bundan rahatsız olmuyorlarsa veya hatır için tahammül ediyorlarsa ezana da tahammül edilmek gerekir.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Kelime İndeksi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler Kelime İndeksi