www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Aile ve Nüfus Plânlaması
1- İslâm'ın nufus artışına yaklaşımı nasıldır? Evlenip çoğalmayı teşvik eden hadîsleri, sayısal çoğalma mı yoksa niteliksel çoğalma olarak mı değerlendirmeliyiz?

Cevap:
İslâm ümmetinin çoğalmasını teşvik eden hadîslerde "...diğer ümmetlere karşı sizinle öğüneceğim", "...başkalarına karşı sizin çokluğunuzla yarışacağım" gibi kayıtlar vardır. İslâm nesilleri ilim, ahlâk ve ihlâs yönünden derecelendirilmiş, ilk üç nesil öğülmüş, sonrakiler ise bozulmaya karşı uyarılmıştır. Bir hadîste, başkaları Hz. Peygamber'in yolundan (sünnetinden) ayrılırken orada sebât edenlere büyük ödüller vaad edilmiştir. Bütün bunlardan anlaşılan odur ki, çoğalması istenen ümmet (müslüman nüfus) kaliteli nüfustur; imanda, amelde, bilgide, ahlâkta, ihlâsta (bu menevî değerler temelinde oluşmuş medeniyette) başkalarına örnek olan, "İşte bizimki; en güzeli!" diyebilen ümmettir. Sonraki fıkıhçılar da bunu böyle anlamış olmalıdırlar ki, ahlâksızlığın yaygınlaştığı ve çocukların müslümanca yetiştirilmelerinin zorlaştığı zamanlarda, doğum kontrolünün câiz veya gerekli olacağını söylemişlerdir.
2- Dünya nufusunun 1,5-2 milyarının müslüman olması, nüfusun da bir güç olduğunu ifade eder mi? Bosna, Çeçenistan, Filistin, Kesmir ve Afganistan'da müslümanların sayısını azaltmak için sistematik bir katliâm yapılmıyor mu? Bu anlamda aile plânlamasının İslâm ülkelerinde yaygınlaştırılmaya çalışıldığı halde Avrupa ve Amerika'da çocuk sahibi olmanın teşvik edilmesi, Mevdûdî'nin görüşünü haklı kılıyor mu? Yoksa aile plânlaması ile nüfus plânlamasını ayrı ayrı mı ele almak gerekir?

Cevap:
Aile plânlaması; yani devletin değil de ailenin ne kadar çocuk yapmak istediğine karar vermesi, ve bu sayıya ulaştıktan sonra doğum kontrolü yapması câizdir ve devletin yapacağı "nüfus plânlaması"ndan farklıdır, ayrı ayrı ele alınmaları gerekir.
Aslında dünya düzenininin patronları tüketici nüfusun artmasını isterler; tüketme konusunda ayartamadıkları veya ekonomik durumları bakımından ayartılamaz olan nüfusun ise yok olmasını isterler. Dünyada İslâm nüfusu, genellikle iki özelliği yüzünden "yok edilmesi gereken" nüfustur: a) İnançları ve hayat ilkeleri bakımından ayartılmaları, şuursuz tüketiciler haline getirilmeleri oldukça zordur. b) Ekonomik bakımdan yoksul ve geri kalmış topluluklara dahildirler. İyi tüketiciler olsunlar diye onları kalkındırmanın da siyasî bakımdan sakıncaları olabilir. Bu iki özelliğe bir de "zâlim, sömürücü, egoist, kapitalist dünya sistemine" muhâlefet özelliği eklenince İslâm nüfusunun azaltılması daha da istenir hale gelir. Meseleye bu açıdan bakıldığında, nüfusun çoğaltılması teşvik edilmelidir. Ama bir de, kalitesiz ve yoksulluk içinde çoğalmanın ortaya çıkardığı olumsuzluklar yönünden bakmak gerekir; buradan bakıldığında ise kaliteli çoğalmayı sağlayarak çoğalmanın gerekli olduğu ortaya çıkar.
3- Kimi iktisatçıların, ekonomik krizlerin, yoksullukların açlıkların temel sebebi, nüfusun çok olması, artışıdır demeleri, azli onaylayan hadîsler ile örtüşebilir mi? Gazalî'nin de dediği gibi çok çocuk, fakirler için ekonomik sıkıntının artmasına sebep olur mu? Rızık, tevekkül, kader anlayışımız ve çocuk hakları, yaşama hakkı açısından nasıl açıklanabilir? Fakir insanların sıkıntıdan kurtulması ve kürtajların önüne geçmek için, aile plânlamasını uygulamak teşvik edilmeli mi?

Cevap:
Allah ne kadar canlı yaratmışsa o kadar ve daha fazla da rızık yaratmıştır, yaratmaktadır. İnsanların haksız, egoist, zâlim bir yaklaşımla yaptıkları paylaşmayı bir yana bırakarak (teorik ve farazî olarak), dünya yüzündeki rızkı yaşayan insanlara âdil paylaştırırsanız, hiçbir canlı aç ve açıkta kalmaz. Bugün yapılması gereken, âdil paylaşımın sağlanması ve bunu yapabilecek bir dünya düzeninin oluşturulmasıdır. Bu yapılmadıkça, insan hakları antlaşmaları ve vesikaları birer aldatmaca, oyalamaca ve edebiyattan ibaret kalacaktır. Doksanlı yıllarda, dünyanın en zengin %20 si ile en yosul %20si arasındaki gelir farkı 60 mislini geçmiştir. Dünyanın bir bölgesinde insanların yıllık ortalama gelirleri 20 bin doların üstünde iken, dünyada üç milyar insan, yılda 400 doların altında bir gelirle geçinmektedirler. Dünyada mevcût rızık yetmiyor diye, insanları ölürmek veya hayata gelmelerini engellemek yerine bu gelir dağılımı çarpıklığını düzeltmek gerekir. Âdil paylaşım sağlandıktan sonra rızık yaşayanlara yetmez hale gelirse nüfus plânlaması devreye girebilir. Bu takdirde de zenginlerin kaderi çoğalma, yoksulların kaderi ise azalma olamaz, ayarlamanın da âdil ve eşit olması gerekir.
Gazzâlî'nin söylediği dar plânda, mevcût şartlarda geçerlidir; toplum adâlet tedbirlerini ihmâl ederse yoksullarda nüfus artışının darlığa sebep olacağı açıktır. Her doğan çocuğun rızkı da yaratılmıştır ama, bu rızkı ona ulaştırmak insanlara verilmiş bir ödevdir; önce babası, sonra yakın akrabası, sonra topluluk bu ödevi yerine getirecektir. Ödev ihmâl edilirse Gazzâlî'nin dediği olur. Bu takdirde kadercilik ve tevekküle sığınmak ilâhî kanuna aykırıdır; ilâhî kanun (âdet, sünnet, kural) şöyledir: Takdir Allah'tan tedbir kuldan. Tedbiri de Allah'a havale etmek edepsizlik olur.

4- Erkek ve kadınların kısırlaştırılmasını (gönüllü cerrahi sterilizasyon: vazektomi-tüp ligasyonu) kısırlığı bir hastalık kabûl edersek, câiz kabûl edebilir miyiz?

Cevap:
Kısırlaştırma normal vücut fonksiyonlarından birini yok etmedir; eksiksiz insanı eksikli hale getirmek, bu mânâda yaratılışı değiştirmektir ve elbette câiz değildir.

5- Rahim içi araç (ria), mahremiyet ve döllenmiş yumurtanın oluşmasından sonra rahme tutunmasına engel olması açısından câiz değildir denebilir mi?

Cevap:
Bu aracın fonksiyonu çoğunlukla/genellikle/kural olarak döllenmiş yumurtanın rahim cidarına tutunmasını engellemek ve böylece imhâ edilmesini sağlamak ise "bu aracı kullanmak" câiz olmaz. Dergimizin daha önceki sayılarından birinde bu konuya cevap vermiştik. Bana uzmanların verdiği bilgiye göre spiral, daha ziyade/genellikle döllenmeyi engellemektedir. Böyle olunca da onu kullanmak câiz olur.
6- Akraba evliliğine, hastalıklı gene sahip olanların çocuklarının sakat doğma ihtimâli (%25) var diye, İslâm adına karşı çıkmak ve bunu bir aile plânlaması olarak görmek nasıl değerlendirebilir?

Cevap:
Helâl olan gıdalar da bazı bünyelere ve hastalara zarar verebilir, bu takdirde "helâldir" diye o gıdaları, kendisine zararlı olan kimselerin kullanması câiz olmaz; çünkü sağlığı korumak da bir ödevdir.
İslâm yakın akrabalarla evlenmeyi haram, belli bir dereceden sonra (nisbeten uzak) akraba ile evlenmeyi ise helâl kılmıştır. Dar bölgelerde, kabile düzeninde yaşayan insanların hemen hepsi birbiri ile akrabadır. Akaraba evliliğini, uzağına yakınına bakmadan mutlak olarak yasaklamak buralarda sıkıntıya sebep olur, adaylar evlenecek kimse bulamazlar. Bu bakımdan nisbeten uzak olan akraba ile evlenmenin serbest bırakılması gerekir ve böyle de yapılmıştır. Ancak hastalıklı gene sahip olan kimseler arasında akraba evliliği, doğacak çocuğun sakat doğma ihtimâlini arttırmaktadır. Araştırmalar bu sonucu ortaya çıkardığına göre, özellikle bu tür hastalık taşıdığı bilinen kimseler akraba evliliği yapmamalıdırlar. Çok uzak olmayanlar arasında akraba evliliği de ihtiyaten tercih edilmemelidir; buna eskiden yaşamış âlimler de işaret etmişlerdir. "Tercih edilmeme" dışında mutlak olarak yasaklama, haram kılma gibi tedbirler geçerli değildir.
7- Ana-babada genetik bir hastalık varsa çocuklarına bu hastalığı bulaştırmamak icin aile plânlaması yapmaları -M.Şeltut'un dediği gibi vacip görülebilir mi, yoksa ne olursa olsun ana-babanın çocuk isteme ve çocuğun da doğma ve yaşama hakkı var mıdır?
Cevap:
Burada gâlip ihtimâle göre hareket etmek uygun olur. Uzmanlar "Büyük ihtimâlle doğacak çocuk sakat olur" diyorlarsa doğum kontrolü (hâmile kalmamak için tedbir) uygulanmalıdır, ihtimâl düşük olursa ana babanın çocuk sahibi olma arzuları ve hakları öne çıkar ve tercih edilir.

8-İslâm'ın beş ana gâyesinden biri olan neslin korunmasından yola çıkarak, meşrû olmayan (evlilik dışı: zinâ veya tecavüz) ilişki sonucu doğacak çocuğun, isteyerek düşürülmesi (kürtaj vb. uygulanmasi) câiz midir? Yoksa çocukların herhangi bir suçu olmadığı için, hayatlarının sonlandırlması, yaşama hakkına yönelik bir saldırı veya cinayet sayılabilir mi?

Cevap:
Müslümanlığı sonradan kabûl etmiş nice insan, İslâm öncesi zinâ da yapmıştır. Birçoğu mûteber olmayan evlilik veya zinâ sayılan ilişki sonucunda meydana gelmiştir. Eğer zinâ mahsulü olmak, iyi bir insan ve müslüman olmaya engel teşkil etseydi bunların da iyi müslüman ve iyi insan olmaları mümkün olmaz, müslümanlığa davet edilmeleri de uygun bulunmazdı. Ayrıca İslâm'da kural şudur: "Her koyun kendi bacağından asılır", "Kimsenin günah ve suçunun cezâsını başkası çekmez", "Her yükümlü hür irâdesiyle iyi ve kötü olabilir, iyilik ve kötülük yapabilir". Kendisinin hiçbir kusuru olmadan ana ve babasının zinâ yapmaları sonucu oluşan bir çocuğu kürtaj vb. bir yöntemle öldürmek cinayettir. O çocuk doğar, iyi bir aile ortamında yetiştirilir, kendisine hayat ve imtihan hakkı tanınır.

9- Prenatal (doğum öncesi) tanı ile aşırı derecede sakat doğacağı tespit edilen fetusun düşürülmesi câiz midir? Ultrasonografide %40-70 arası hatâ ihtimâli olsa da yaptığım araştırmalara göre tıbbi biyoloji ve genetik bölümlerinin cenînden aldıkları bir kan örneği ile yaptıkları genetik incelemede % 99.9 başarı elde edildiği, cenînin 14 kadar hastalıktan birine yakalanıp yakalanmadığı, anormal olup olmadığının tespit edildiği ve bunun çok güvenilir bir yöntem olduğu ifade ediliyor. Bu durumda fetal tanı ile kürtaja cevaz verilebilir mi?

Cevap:
Rahimde tutunarak yaşamaya ve gelişmeye başlamış cenîn bir insandır. Onun hukukî şahsiyeti ve hakları vardır. Ona cansız varlık veya kasaptaki et parçası gibi muamele yapılamaz. Sağlıklı doğup büymüş bir çocuk, bir hastalık veya kazâ sonucu sakatlansa onu öldürebilir miyiz? "Dünyada böyle bir çocuğun ne yararı olabilir, kendisi ve çevresi için eziyetten başka bir şey olmayan bu varlığı dünyaya gelmeden imhâ etmek daha uygun değil midir?" diye soranlara şu cevabı veriyoruz: Müslümana göre dünya hayatının değer ve önemi, âhirette işe yaramasına bağlıdır; dünya hayatı amaç değil, araçtır, âhiretin ekeneğidir, burada elde edilecek âhiret sermayesi (ecir, sevap, hasenât) kişiye ebedî hayatta sonsuza dek mutluluk getirecektir. Meseleye buradan bakıldığında değil sakat bir insan yavrusuna, bir köpeğe, bir böceğe bile rahmetle, şefkâtle muamele etmek değerlidir, boşuna değildir, imtihanda başarı notu almak için bir fırsattır.

10-Yardımcı üreme tekniklerinden a-Vekil (kiralık) annelik haram mı yoksa süt anneliğe benzetilerek cevaz verilebilir mi? b-Henüz rahim nakli yapılamıyor. Acaba kadından kadına yumurta bağışını organ nakli gibi görmek mümkün mü, yoksa sperm bağışı gibi haram mı kabûl edilmeli?

Cevap:
Rahim kiralandığı zaman, kiralanan kadınla nikâhlı olmayan bir erkeğin sipermi aşılanmış bir başka kadının yumurtası oraya girmekte, yerleştirilmektedir. Yumurta nakli yapıldığı takdirde de, o yumurta, yumurta sahibi kadınla nikâhlı olmayan bir erkeğin spermi ile birleştirilmektedir. Kan ve diğer organ nakillerinde, çocuğun oluşumuna katkı bakımından etki yok sayılacak kadar azdır. Rahim kiralama, sperm ve yumurta alma örneklerinde ise çocuğun oluşumuna doğrudan katkı vardır. İslâm bir çocuğun sahîh nesepli olabilmesi için, aralarında geçerli evlilik bağı bulunan bir çiftten olmasını, kadının -kocası ölse veya boşansa bile- bir başkasıyla evlenmeden çocuğunu doğurmasını şart koşmuştur. Sperm, yumurta ve rahim kiralama, alma yöntemleri bu şartlara aykırıdır ve câiz değildir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Ramazan Özel Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
Hayrettin Karaman'ın son aylardaki iftiralara cevaplarının listesini üstteki "Son Yazılar" kısmında bulabilirsiniz.
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler