www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Karı-koca Mal Rejimi
Bugünlerde Türk Medenî Kanunu'nun bazı maddeleri değiştirilmektedir; bunlar arasında karı-koca mal rejimi ile ilgili maddeler de vardır ve bunlar, getireceği faydalar ve zararlar ile geleneğimize uygunluk yönünden tartışılmaktadır.
Bugüne kadar Türk Aile Hukuku'nda geçerli olan kanunî (yasal) mal rejimi "Mal Ayrılığı"dır. (TMK. M. 170, 186 vd.) . Bunun yanında, eşlerin yapacakları bir evlenme mukavelesi ile Mal Birliği (TMK. M. 191 vd.) veya Mal Ortaklığı (TMK. M. 211 vd.) sistemlerinden birini seçebilecekleri de kabûl edilmektedir (TMK. 1.171 vd.). Ancak evlenecek çiftlerin bu mal rejimlerinden birini, sözleşme ile belirlemeleri, alışılagelmiş bir uygulama olmadığı gibi , çoğunun bu mal rejimlerinden haberi ve bilgisi dahi yoktur. Böylece, mevcût evliliklerde Mal Ayrılığı sistemi, "kanunî mal rejimi" olarak süregelmektedir.
Kadını koruyucu özelliği dolayısıyla tercih edilen bu mal rejimi, zaman içinde kadının aleyhine işleyen ve özellikle, boşanmalarda onun aczine ve mağduriyetine yol açan bir sisteme dönüşmüştür. Şöyle ki, Türk ailesi bünyesinde, bir meslek ve sanatı olmayan ev kadınları çoğunluktadır. Erkek hegemonyasının hüküm sürdüğü toplumumuzda, boşanma ile birlikte kadın, tamamen kocanın insafına bırakılmaktadır.
Özellikle kırsal kesimde ve tarım sektöründe, kadın, evin dışında da çalışıp erkeğine bir ekonomik katkı sağladığı halde, kazanılan malların mülkiyeti çoğunlukla erkeğe ait olmaktadır. Şehirde ise; kadının kocasının iş yerinde çalışıp ona yardımcı olması veya evde ürettiği el emeğini satması sonucu kazanılan malların da koca üzerine geçirilmesine kadın, aile düzeninin sarsılmaması için çoğu zaman ses çıkarmamaktadır. Hattâ kocasının bozulan işi için veya ona sermaye yapsın diye, ailesinden kalan kişisel mallarını (hattâ düğünde hediye edilen ziynet eşyalarını) satarak katkıda bulunması da, yine bizim toplum hayatımızda karşılaşılan gerçeklerdir.
Sözkonusu rejimin uygulanmasındaki zorluklar ve pratik olmaması sakıncaları olarak ileri sürülmektedir. Ayrıca tasarı, evliliği bir nevi "ortaklığa" dönüştürmektedir. Öyle ki; bu tasarı kanunlaştıktan sonra, hiç de sağlıklı olmayan "yatırım evlilikler"inin doğması veya eşler arasında güvensiz bir iş ortaklığı tedirginliği ve birbirinden mal kaçırmak amacıyla çeşitli entrikalar ile karşılaşılması muhtemeldir.
Bu sakıncalar yanında, uygulanabilme güçlüğü, boşanmalarda sürati önemli derecede azaltacak ve bu da yargıçların ağır olan dâvâ yükünü daha da arttıracaktır. Buna bağlı olarak mal tasfiyesi de sağlıklı yapılamayacak ve yıllarca sürecek boşanma dâvâları ile karşılaşılabilecektir. Ayrıca; evlilik devam ettiği sürece eşlerin resmî envanter tutulması konusunda göstereceği hassasiyet de oldukça şüphelidir.
Bütün bu sakıncaları nedeniyle; öğretide, "Edinilen Mallara Katılma" rejimi yerine, "kazanç ortaklığı" gibi daha basit ve Türk gelenek ve alışkanlıklarına uygun alternatif rejim ve çözümler teklif edilmiştir.
Meseleye İslâm Hukuku açısından baktığımızda özetle şunları kaydetmek mümkündür:
İslâm çocukların, yetimlerin, dulların ve genellikle kadınların korunması, ezilmemesi, mağdur edilmemesi, aç ve açık kalmaması, hattâ rızkı için çalışmak mecbûriyetinde bırakılmaması konularında titizlik göstermiş, maddî manevî tedbirler getirmiştir. İslâm Hukuku'nun kadınlarla ilgili kuralları eksiksiz uygulandığı takdirde ister evli olsun, ister dul veya bekâr, hiçbir kadın aç, açık, ihtiyaç içinde -ve bu sebeple olumsuz şartlarda da olsa çalışmak mecbûriyetinde- bırakılamaz. Onun nafakasını (normal ölçülerde ihtiyacını) yakından uzağa erkek akrabaları sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğe ek olarak daha başkaları da bulunduğu için, erkek kardeşe mirastan, kıza nisbetle iki kat pay verilmiştir.
Evlilik elbette bir ticaret, bir servet edinme yolu değildir; kutsala yakın bir konumu olan aileyi oluşturma maksadının içinde, tabîî/biyolojik ihtiyaçları meşrû yoldan karşılamak, nesli devam ettirmek, yeni nesillere başta din ve millî kültür olmak üzere manevî değerleri aktarmak önemli yer tutmaktadır. Kadın evlenirken, boşanıp kocasının mallarına (meselâ yarısına) sahip olmayı amaçlamaz, amaçlamamalıdır, ancak evlendikten sonra aile malvarlığının edinilmesine katkıda bulunmuş ise, boşandığı veya kocası vefât ettiği takdirde, bundan mahrûm olması ve servetin edinilmesinde doğrudan katkıları olmayan diğer varislerle eşit muamele görmesi (yalnızca miras payını almakla yetinmesi) de âdil değildir.
Esasen İslâm Hukuku mal ayrılığı ilkesini benimserken kadının menfaatini gözetmiştir. Kadının, ister baba ocağından getirmiş olsun, ister evlendikten sonra çalışarak veya bağış vb. yollardan kazanmış bulunsun malı, serveti kendisine aittir. Bunda kocasının ortaklığı ve dolayısıyla müdahale hakkı yoktur. Yine bu sebeple kadının zengin, kocanın yoksul olması ve -aksi câiz olmadığı halde- karısının ona zekât ödemesinin câiz olduğundan söz edilmiştir. Kadının kendisine ait malına kocasının ortak olması nasıl haksızlık ise ve bu yüzden engellenmiş ise, kadının katkısı olmadan kocanın kazandığı mala ortak olması da o derecede haksızlıktır. Bu sebeple yapılması gereken, İslâm'ın amacına uygun düşen şey, iki tarafın da emeği ve çabası ile elde ettiği kazanca ve servete sahip olabilmesidir. Evlilik hayatı boyunca ev işleri yanında gelir sağlayan işler yapan veya kocasının işine yardım eden, böylece resmen ve örfen kocanın üstünde olsa bile servette payı bulunan bir kadının, boşanma veya kocanın ölmesi durumunda bu servetten mahrûm kalması, emeğinin karşılığını alamaması hakkâniyet ve adâlete aykırıdır. Miras, geçici nafaka vb. bu hakkın yerine ikâme edilemez. Bu sebeple yapılacak düzenlemenin hedefi, taraflara hak etmedikleri, edinilmesinde emek ve katkıları bulunmayan mala ortak olma hakkını sağlamak değil, edinilmesinde emek ve katkı sağlanmış maldan hakkın ve payın alınmasını temin etmek olmalıdır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
Hayrettin Karaman'ın son aylardaki iftiralara cevaplarının listesini üstteki "Son Yazılar" kısmında bulabilirsiniz.
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Twitter Sayfası:

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler