www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Tasavvuf ve Tarîkatler

Ortaya Çıkışı
Tasavvufun başka bir kültürden mi iktibas edildiği yoksa İslâm'ın içinden ve özünden mi çıktığı konusu tartışılagelmiştir. Müslümanların konuya yaklaşımını, tasavvuf tarihinin önemli ve ilk kaynaklarından biri olan Kuşeyrî (v.465/1072) Risâlesi'nden takip edelim:
"Resûlullah'tan (s.a.v.) sonra müslümanların ileri gelenleri, O'nunla beraber olmaktan daha büyük bir meziyet bulunmadığı için, bunu ifade eden "suhbet" kelimesinden başka bir isim almadılar ve onlara "sahâbe" denildi. Onlardan sonra gelen iki nesil de onlarla beraber olmayı büyük şeref bildikleri için "tâbiler" ve "tâbilere tâbiler" diye anıldılar. Sonra insanlar arasındaki fark açılmaya, dereceler zıtlaşmaya başladığında dîne titizlikle sarılanlara zâhidler (zühhâd) ve âbidler (ubbâd) denildi. Daha sonra bid'atler ortaya çıktı, her bir gurup (fırka) zahidlerin kendilerinde bulunduğunu iddia eder oldular, ehl-i sünnet içinden her nefeslerinde Allah ile olmaya riâyet eden, kalplerine gafletin yol bulmasını engellemeye çalışanlara tasavvuf ismi tahsis edildi, hicretin ikinci yüzyılından önce bunlar, bu isimle meşhur oldular" (s.7).
Bu ifadelerden açıkça anlaşılacağı üzere "tasavvuf" ve "mutasavvıf" isimleri başlangıçta, ehl-i sünnetin iyi derecede dindar olanlarına ve onların takip ettikleri eğitim-öğretim yoluna verilmiş isimlerdir.
"Bu işin temeli ve belkemiği şerîatın sınır ve âdâbını korumak, harama ve şüpheli olana el uzatmamak, duyu organlarını yasaklardan korumak, bir nefes dahi Allah'tan gafil olmamaya çalışmak, rahat ve serbestlik zamanını bırak zarûret halinde bile, içinde şüphe bulunan susam tanesini bile helâl saymamak ve şehvetin peşine düşmemek için nefisle cihad etmektir... (Risâle, s.185).
Kuşeyrî'nin bu sözleri de tasavvuf-İslâm ilişkisi konusunda iki noktayı açıklığa kavuşturmaktadır: a)Tasavvufun yöneldiği amaç, şekli/kabuğu atmak değil, onunla ve onun içinde özü yakalamaktır; öz ise ihlâstır, ihsandır, rızâdır, kurbdur... b) Tarih içinde iki türlü tasavvuf anlayışı, uygulaması ve çizgisi bulunmuş ve gelişmiştir; birisi Kur'ânî olan, Allah Rasulü'nün (s.a.v.) örnekliğinde gelişen, bid'atlere cephe alan tasavvuf, ikincisi bid'atlere ve sapıklıklara bulanmış, İslâm'ın özünden de, şeklinden de uzaklaşmış tasavvuf.
İslâm'ın ilim, düşünce ve ahlâk alanlarında yapılan teorik ve pratik çalışmalar/uygulamalar -İslâm'ın ikinci yüzyılının sonlarında tasavvuf adıyla anılan- bilgi ve eğitim okulunu doğurmuştur. İslâm'ı bilme ve yaşamada tutulan bir yolun genel adı olan tasavvuf içinde, daha ziyade öne çıkan isimler ile bunların eğitimde (seyir ve sülûk) uyguladıkları yol ve yönteme bağlı olarak tarîkatlar oluşmuştur. Her tarîkatin, sonu ya Hz. Ebû Bekir veya Hz. Ali yoluyla Hz. Peygamber'e (s.a.v.) ulaşan bir silsilesi (zinciri) vardır; bu zincirin halkaları, baştan sona; yani yaşayan mürşide kadar sıralanmış mürşidlerden meydana gelir. Mürşid kelimesinin lügat mânâsı "yol gösteren"dir. Tarîkatlerin müminleri eğitmek ve amaçlanan kemâl mertebesine, ilimde ve ahlâkta olgunluk ve yetkinlik derecesine ulaştırmak için uyguladıkları -ortak tarafları yanında farklılıkları da bulunan- yöntemleri vardır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler