www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 

Soru-(497) Hızır'ın çocuğu öldürmesi, ledünni bilgi

Hızır'ın çocuğu öldürmesi, ledünni bilgi

Soru:
Hocam ben Hatay'da bir lisede din derslerine giriyorum. Hatayımızda mezhep olarak Nusayrilerin yoğun olarak yaşadığı bir muhitte öğretmenlik yapıyorum. Nusayriler de reenkarnasyon inancına sıkı sıkıya bağlı insanlardır. Bir öğrencim (Nusayri) bana bir gün bu tezini savunurken hocam dedi, Allah adili mutlaktır, mademki adildir, ölen çocuklar direk cennete gidebiliyorken neden bazıları imtihan yaşamak zorunda kalıp ve belki de cehenneme gidiyor? Bu soruna reenkarnasyon cephesinden bakan öğrencim şunu söylüyor: İnsanların hepsi (ya tamamen günahkar veya günahsız kalıncaya kadar fakat hepsi eşit şart ve zaman diliminde yaşayarak) dünyaya gidip gelirler. Bu ifadelerde çok tutarsızlıklar görebilmekle beraber Allah dilediğini yapar gibi kaçamak bir cevap öğrencimin cevabından daha tutarlı görünmüyor ve ben bu işin içinden çıkamıyorum:

Kehf Suresi, 80-81. âyetin meali şöyle:
"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar sorunu kullanmasından endişe edip-korktuk. Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik."
Hocam kafamı karıştıran olay şu:
Ayette görüldüğü gibi anne ve babası için Cenabı Allah (c.c) aslah olanı uygulamıştır. Çocuk eğer buluğ çağına girmemiş ise masumdur Hz. Musa (a.s) dediği gibi. Dolayısıyla gelecekte anne ve babasına azgınlık ve inkar yoluna sevk etme durumu karşısında onu öldürerek hem çocuk hem ailesi için iyi olan şeçilmiştir. Cenabı Allah'a hiç bir şey vacib değildir. Ama ilerde diğer çocuklar, "Yarabbi, o çocuğu ilerde azgın birisi olacağını bildiğin halde öldürdün, bizi niye yaşattın" denirse ne olur. Konuyu çözemediğim için "Allah ve Rasulü ne demiş ise o şekilde iman ettim" diyorum.
Bu cevap değerli zamanınızı alacak kadar uzun olursa beni aydınlatacak kitap tavsiyelerinizi bekliyorum.

Cevap:
Kur'an'da kader, irade, sorumluluk, ecel, suçun ve cezanın şahsiliği konularında birçok ayet vardır ve kurallar (inanç) bu genel ayetlere göre tespit edilir. Kehf suresindeki ayet istisnai ve temsili bir olayı anlatıyor. Buna hüküm bina edilemez. Bizim (Diyanet'in bastırdığı) Kuran Yolu isimli bir tefsirimiz var. Orada bu konuyu şöyle açıkladık.
79-80. Kıssada geçen "suçsuz bir insanın öldürülmesi"ni hiçbir ilâhî din onaylamaz. Halbuki âyetlerden anlaşıldığına göre Hızır bunları kendiliğinden değil, ilâhî emir gereği olarak yapmıştır. Bu takdirde peygamberlere gönderilen ilâhî emirlerle Hızır'a verilen ilâhî emirler arasında bir çelişki görülmüyor mu? Bu durumda Hz. Mûsâ Hızır'ın açıklamasıyla nasıl ikna olmuştur? Bazı müfessirler bu emirlerin, bir şahsın zengin, diğerinin fakir ve birinin hasta, diğerinin sağlıklı olmasını takdir edip bu sonucu yaratan Allah'ın emirleriyle aynı gruptan olduğunu kabul etmişlerdir. Bu takdirde Hızır'ın Allah'ın emirlerini uygulayan bir melek olduğu veya insanlar için belirlenen sınırlarla bağımlı olmayan başka bir varlık olduğu sonucuna varmışlardır (Mevdûdî, 171 vd.). Bir diğer yoruma göre de bu soruya iki türlü cevap verilebilir: 1. Hz. Mûsâ'nın yoruma itiraz etmemesinden anlaşıldığına göre, onun mâsum zannettiği kimse çocuk değil, işlediği suçlardan dolayı öldürülmesi gereken ergin bir gençtir. 2. Hızır aleyhisselâm bunu kendiliğinden değil, Allah'ın emriyle yaptığını söylemiştir; Mûsâ'nın itiraz etmemesinin sebebi de budur. Çünkü bu sözüyle Hızır, istisnaî hallerde özel bir şeriatla gönderilmiş bir peygamber olduğunu anlatmak istemiştir. Bundan dolayı o çocuğu öldürmesi olayı genel kurala aykırı olmakla beraber, Hızır için özel bir vahye dayanmaktadır. Hz. Mûsâ'yı Hızır aleyhisselâmdan ayıran en önemli nokta da budur (Şevkânî, III, 342; Elmalılı, V, 3272).
Bizim bu son yoruma katılmamız mümkün değildir; çünkü Allah'ın sünnet, âdet, ahlâk ve evrensel şeriatına ters düşmektedir. Bu olayın mâkul yorumu şöyle olabilir: a) İdamı gerektiren suçlar işlemiş ve bu yüzden öldürülmüştür. b) Eceli gelmiş, Hızır Allah'ın iradesi ile ölüm meleğinin rolünü üstlenmiştir. Sonuçta gencin ölmesi, ana ve babasını onun kötülüklerinden kurtarmıştır. Ledünnî ilmin İslâm'daki yeri ve değerini özetlemek gerekirse: Allah'tan gelen, vasıtasız elde edilen bilgiler İslâmî epistemolojide vahiy ve ilham olmak üzere ikiye ayrılır. Bunların ikisi de Allah katından (ledün) gelir, vahiy objektif ve genel, ilham sübjektif ve özeldir. Allah peygamberlerine gerekli gördüğünde sır ve gayba ait bilgi de verir, ama ilhama mazhar olan velîlerine vahyetmez. Bu sebeple ilham alanı, vahiy alandan üstün görmek isabetli olmaz. Temsilî olması da mümkün bulunan bu kıssadan anlaşılacağı gibi ilham belli konulara ait ve özel bilgi olup meşruiyeti, geçerliliği, doğruluğu vahiy yoluyla alınan bilgilere uygun olmasına bağlıdır.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Soru
Sonraki Soru
Bütün Soruları Listele
Bütün Soru Konularını Listele
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Soru Sonraki Soru Bütün Soruları Listele Bütün Soru Konularını Listele