www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Katılım bankaları hakkında sorular

Soru:
Ben tamamen inançlarım doğrultusunda normal bankaların verdiği faiz oranında altında bir kâr payı alıp en azından paramın değerini korumak adına paramı katılım bankalarına yatırıyorum. Fakat son bulgularıma göre katılım bankalarının faizli işlemlere bulaştığı kanaatini taşımaktayım. Verilen fetvalara göre murabahaya da benzer işlemlerin İslami açıdan caiz olduğunu biliyorum. Benim şüphe duyduğum işlemlerden bazıları şunlardır:

1- Murabaha sistemiyle fon kullanan bir şirketten borcunu zamanında ödemediği için normal bankaların gecikme faizine benzer bir şekilde kâr mahrumiyeti ya da gecikme cezası ya da herhangi bir adla para alınmaktadır. Aynı şekilde konut, taşıt vs. kredisi kullanan vatandaşlardan, kredi kartı borcunu aksatan müşterilerden de zamanında ödeme yapmadıkları için bir meblağ alınmaktadır. Alınan bu fazlalık para faiz değil midir?
2- Yasaya göre bankalar merkez bankasına teminat yatırmaktadırlar. Normal bankalar merkez bankasında tahvil alarak yatırdıkları teminattan önemli miktarda faiz geliri elde etmektedirler ve bunu bankada hesabı olan mudilere faiz geliri olarak dağıtmaktadırlar. Katılım bankaları da merkez bankasına yatırdığı teminatlardan enflasyon oranın üstünde bir faiz geliri almakta mıdır? Eğer almışsa bu geliri bankanın faaliyet kârına ekleyip bankanın ortaklarına, hissedarlarına ya da katılım hesabı olan mudilere dağıtmakta mıdır?

Banka çalışanlarına bu soruları sorduğumda katılım bankalarının başında sizin başkanlığını yürüttüğünüz fetva kurulu bulunduğunu ve bunlara cevaz verildiğini, bunun sorumluluğunun onlara ait olduğunu söylemişlerdir. Benim buna katılmam mümkün değildir. Hesap gününde ben bunun haram olduğunu bilmiyordum, fetvacılar helal olduğunu söylemişlerdi gibi bir mazeretin kabul edilebileceğine dair en ufak bir umudum yoktur.

Bununla birlikte borcunu zamanında ödeyen ile ödemeyen arasında bir fark olması gerektiği konusunda hemfikirim. Borcunu zamanında ödemeyenden bir bedel alınması gerekir fakat bu paralar ayrı bir hesapta tutularak fakirlere hiçbir ekonomik, siyasi, politik menfaat sağlanmadan karşılıksız olarak dağıtılmalıdır. Bu yapıldığında doğal olarak bankanın faaliyet kârı azalmaktadır ama benim gibi binlerce müşterinin kaybından daha fazla bir kayıp olacağını zannetmiyorum.

Saygıdeğer hocam, benim ve benim gibi binlerce insanın kafası çok karışık durumdadır. Harama bulaşmamaya, Kuran'ın öğretisinden ayrılmamaya çabalayan benim gibi çaresiz insanlara bu soruların cevaplarını verebilirseniz, binlerce kez hayır dua edeceğimi bilmenizi isterim.

Saygılarımla,

Kağan Emre Yüksel


Cevap:
Sevgili Emre kardeş,

Dini hassasiyet iman ve ubudiyetin gereğidir; sizde bunun bulunması ne güzel!

İki konudaki görüşüm şudur:
1. Borcu -imkanı bulunduğu halde- zamanında ödememek zulümdür ve İslam'a göre zulüm haramdır.
Ödeme güçlüğünde düşenlerden fark alınmaması ve bunlara kolaylık gösterilmesini söyledim, bunu yaptıklarını sanıyorum.
İmkanı bulunduğu halde menfaatini tercih ederek ödemeyi geciktirenlerden fark alınması iki esasa dayanıyor:
a) Daha başta akit yapılırken vadelere göre fiyat farkı listesi üzerinden anlaşma yapılıyor ve ilk ödeme tahminine göre değil, fiilen ödeme tarihine göre liste fiyatı uygulanıyor.
b) Katılım bankalarında, ödemenin geciktiği süre içinde elde edilen kazanç (bütün mevduatın kullandırılmış olması şartıyla) bellidir. Ödemeyi geciktiren bu kazanç kadar zarar vermiştir ve bunu tazmin etmesi gerekir (Faiz değil, zararın tazmini).

2. Merkez bankasında mecburen kalan paradan oluşan reel faiz alınıp katılımcılara dağıtılmıyor; buna fetva vermedik, yoksullara veriliyor veya ileride ihtiyaç içine düşecek olan katılımcılar için mevduat sigorta fonuna yatırılıyor. Reel faiz olmayan (enflasyon farkı) ise alınıyor veya ben alınabilir diye fetva verdim.

Murabaha Hakkında Bir Açıklama [2009 yılı civarları -web editörü-]
Bankalar kanunu değişti, çift fatura kaldırıldı, ama katılım bankalarına "müşteriye emtia temini" imkanı getirildi. Bu maddeden yararlanarak katılım bankaları, bir şey satın almak isteyen müşterisine vekalet veriyor, "benim namıma al, parasını ben peşin ödeyeyim, sonra aynı malı benden vadeli satın al" diyor. Akit (murabaha) böyle yapılıyor. Faturanın doğrudan müşteri üzerine kesilmesi, daha önce yapılan akde zarar vermiyor. Bu işlem caizdir.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Soru
Sonraki Soru
Bütün Soruları Listele
Bütün Soru Konularını Listele
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
Hayrettin Karaman'ın son aylardaki iftiralara cevaplarının listesini üstteki "Son Yazılar" kısmında bulabilirsiniz.
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Soru Sonraki Soru Bütün Soruları Listele Bütün Soru Konularını Listele