www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 

Soru-(264) Bir mektup ve namaz, örtünme ve kutsallık hakkında sorular.

Bir mektup ve namaz, örtünme ve kutsallık hakkında sorular.

Selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtuhu muhterem hocam..
Ben İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü 1999 mezunlarındanım. Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi'nde de Arap Dili ve Belâgatı Bölümünde yüksek lisans yaptım ve Aralık 2002'de oradan mezun oldum. 2003'den bu yana da Arapça özel dersler vermekteyim. Son 3 yıldır Yenibosna'da, İhlas Yuva Sitesi'nde yaşları 12-20 arası olan genç kızlara ders veriyorum. Dersler mevzuunda bir sıkıntımız olmamakla beraber zaman zaman inanç noktasında beni rahatsız eden bazı durumlarla karşılaşabiliyor; fakat sineye çekiyordum. Ancak maalesef iş yavaş yavaş çığrından çıkmaya başladı. Yazık ki hayatta en çok nefret ettiğim şey başıma geliyor. Müslüman ve muhafazakar insanların asıl düşmanlarını unutup birbirleriye çatışmaları, bir başka deyişle cemaat savaşları.. Ben her ne kadar bâtıl yaşadıklarını düşünsem de onlara müdahale etmedim şimdiye dek.. Ama bilhassa bu yıl tamamen bâtıl olduğunu düşündüğüm mevzûlarda bana müdahale etmeleri son derece canımı sıkıyor. Neticede ben dindar bir aileden geliyorum ve aldığım lisan eğitimi itibariyle okul hayatımda da muhafazakar ortamlarda bulundum. Elbette ki, İslam âlimi değilim!.. Hatta 7 sene okumama rağmen "kendi branşımın bile çırağı olabilsem ne mutlu bana!" diyebilecek kadar kendimi bildiğime inanıyorum. Fakat öyle şeyler var ki; insan mantığının kabul etmesi hakikaten çok zor!.. Her ne kadar dinimiz bireylerin mantıklarına göre yorumlanamayacaksa da Kur'an-ı Kerîm'in bir çok âyetinde "hâlâ akıl etmez misiniz?" şeklinde ifâdeler mevcut. Demem o ki; Mevlam bize akıl ve o akıl ile düşünme yeteneği vermiş!.. Ve tabii ki, araştırma yeteneği.. Lâkin değerli hocam!.. Ben bu arkadaşlarımızın söylemeye ve ikna etmeye çalıştıkları şeyleri maalesef kitaplarda nasıl arayacağımı bile bilemiyorum.. Zira ayrıntılarda boğuluyorlar. Size bazı misaller takdim edeyim:

Soru 1:
Namaz kılarken kıyafetleri namaza ne kadar müsait olursa olsun, üzerlerine aşırı büyük örtüler ve fazlasıyla uzun etekler giyiyorlar ki, çoğu zaman namazda eteklerine basıp sendeliyorlar. Asla bir misafirin karşısına bu şekilde çıkmazlar!.. Lâkin Allah'ın huzuruna duruyorlar. Bu, takvâdan diyelim..

Cevap:
Namazda kadının örtmesi gereken yerleri, namahreme karşı örteceği yerlerden daha fazla ve daha katı değildir. İmam Malik gibi bazı müctehidlerimize göre ise daha hafiftir.


Soru 2:
Namaza duracakları vakit kıblenin tam ters istikâmetinde, yani namaza durulduğunda arkada kalacak vaziyette bir ayna varsa ve içimizden biri bu aynaya bakıyorsa (a kişisi namaza duracak, b kişisi de aynada başörtüsünü düzeltiyor. Birbirlerine sırtları dönük vaziyetteler..) A kişisi namaza durmuyor. Sebep; aynada sûret var! Resim bulunan yere meleklerin girmediğini biliyorum. Fakat aynadaki sûret anlaşılır gibi değil..

Cevap:
Namaz kılanın arkasında veya yerde bulunan resimler namaza zarar vermez. Ayrıca aynadaki suret sabit resim gibi değildir.


Soru 3:
Seccadenin etiketinde Arapça harflerle marka yazıyor. Mesela; ... textil.. Sırf Arapça harflerle yazılmış diye onu yere sermek istemiyorlar, serseler de namaz kılar kılmaz nasıl toplayacaklarını şaşırıyorlar. Elbette Arapça Efendimiz (sav)'in ve Kur'an-ı Kerîm'in dili olduğundan biz Müslümanlar için kutsal sayıldığını; ancak bunun sadece bir tekstil markası olduğunu izah etmeye çalıştım; ama maalesef kabul etmediler..

Cevap:
Arapça da, Arap harfleri de kutsal değildir. Bu harflerle yazılmış yazılara "Allah, Peygamber gibi isimler, âyet mealleri vb. nin yazılmış olması" dışında, mutlak olarak saygı göstermek gerekmez.


Soru 4:
İsmim "Zeynep" olduğu için bana bebekliğimde hediye edilmiş, üzerinde Latin harfiyle "Z" yazan bir kolyem var. Arapça olmadığından dolayı "put" hükmünde olduğunu söyleyecek kadar ileri gittiler. Ebû Leheb ile Ebû Cehil'in Arapça konuşarak küfrettiklerini, bunun yanı sıra bizim Türkçe ve yabancıların da muhtelif dillerde hidâyete erdiklerini, duâ ettiklerini söyledim; ama maalesef bunu da kabul etmediler.

Cevap:
Arapça olmayan harfler put olsaydı cebinde para taşıyan bütün insanlarımız put taşıyor olurlardı. Böyle saçmalık olmaz, Allah insana akıl vermiş ve bilmeyenin bilenden öğrenmesini emretmiştir.


Soru 5:
En son dersimizde "îcad" kelimesi geçti. Bunun "yaratmak" ile eş anlamlı olduğunu ve kullanılmasının câiz olmadığını iddia ettiler. "îcad" kelimesinin "vecede-yecidu" (buldu-bulur/buluyor) kökünden gelip mastar olduğunu, "buluş" mânâsına geldiğini mucid'in ism-i fâil mânâsında "bulan kişi", mûced'in ise ism-i mef'ul mânâsında "bulunan şey" olduğunu izah ettim. Allahu Teâlâ'nın da "bulma" işinden münezzeh olduğunu söyledim. " O, yoktan var eder; bulmaz!.. Bulan insandır!" dedim. Yine de iyice araştırdığımda "îcad" kelimesinin tam olarak şu anlamlarda kullanıldığını buldum; "bulgu, buluş, ibdâ, ihdas, keşif, türetme, üretme, yaratış, yaratma" Bu durumda bu madde için geri adım atıyorum. Zira her ne kadar "ameller niyetlere göre" olsa da kelimenin bu anlamı mevcut olduğundan hassasiyetlerine saygım var. Fakat bilhassa 2, 3 ve 4. maddeler için bilgi yardımınıza hâlen muhtacım!..

Cevap:
Bir kelime yalnızca "yoktan var etmek, yani yaratmak" anlamında kullanılıyorsa bunu Allah'tan başkasına nisbet etmek (başkasını fail kılmak) caiz olmaz. Hakikat veya mecaz olarak başka manalarda da kullanılıyorsa, o manalarda, faili yaratılmışlar olarak kullanmak ve mesela "Müslümanlar pusulayı icad ettiler" demek caiz olur.


Sonuç:
Netice olarak sizden bu konuda yardım istiyorum. Ben artık ne yapacağımı şaşırdım. Hangi kaynaklara başvuracağımı da bilemiyorum. Çünkü bunlar ziyâdesiyle detay ve bu detaylar da her kitapta açık açık izah edilmiyor. Vaktinizi aldığım için hakkinizi helâl ediniz lütfen.

Cevap:
Sizin gibi birçok müslümanın bulunduğunu ve bazılarının bu gibi davranışlar yüzünden bunalıma girdiklerini biliyorum. Sorularınıza benim bilgim ve tercihlerim çerçevesinde cevap verdim. Dinimizde, bir konuda, ehli tarafından verilmiş birden fazla (farklı) fetva varsa müslümanlar bunlardan birine uyarlar, diğerine uyanlara da itiraz edemezler. Çözüm budur, buna riayet edilmezse birçok yanlış yapılabilir, haram olan davranışlarda bulunulabilir.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Soru
Sonraki Soru
Bütün Soruları Listele
Bütün Soru Konularını Listele
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Soru Sonraki Soru Bütün Soruları Listele Bütün Soru Konularını Listele