www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 

Soru-(246) Taliban Hareketi, Amerika-Pakistan ve Terör Üzerine.

Taliban Hareketi, Amerika-Pakistan ve Terör Üzerine.

Marmara Üniversitesi İhaliyat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Hayrettin Karaman:

Müslüman Batılılaşmaz

--- Afganistan'da iç savaşı yapanlarla Taliban arasında din farkı da yok ve hatta büyük ölçüde mezhep farkı da yok. Afganistan'daki grupların müslümanlığının rengi biraz farklı olsa bile Sünni Müslümanlığı tercih ederler. Sonuçta bu gruplar Müslümandır ve Türkiye'de dikkat çeken bir kelimeyi kullanalım. Hepsi şeriatçıdır. Bu grupların hangisi Afganistan'a hakim olsa kuracakları düzen şeriat düzenidir.

--- Amerika Pakistan'la işbirliği yaparak çoğu Afganlı ama aynı zamanda Pakistanlı ve dünyanın başka yerlerinden olan Pakistan'da ve Deyubent medreselerinde tahsil gören ve mezun olmuş insanların çekirdeğini teşkil ettiği bir güç oluşturdular ve bu güce destek verdiler. Amerika Pakistan aracılığıyla bu işi yaptı. Pakistan olmasa bunu yapamazlardı. Hem Amerika hem Pakistan Taliban'a destek verdiler.

--- Taliban Hareketi Müslüman ama çağdaşlaşamamış Müslüman. Batılaşmamış demiyorum. Müslüman Batılılaşmaz. Müslüman çağdaşlaşır. İnsan her çağda Müslüman olur. Ama medeniyetini kendi dinamikleriyle yenileyerek Müslümanlığını idame ettirir. Taliban için şunları söyleyebilirsiniz. Onlar da müslüman ama çağdaşlaşamamış Müslümanlardır.

Soru:
Taliban Hareketi'nin tarihi misyonu nedir
Cevap:
Taliban yeni ortaya çıkmadı. Taliban zaman zaman dünya kamuoyunun dikkatini bazı olaylarla çekiyor. Mesela Buda heykellerinin bombardıman edilerek kırılması olayı; Türkiye ve dünyada konuşuldu. Washington ve New York'ta Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon'a yapılan saldırı üzerine Taliban yeniden yine devreye sokuldu ve dünya kamuoyunun dikkati onlara yöneldi. Taliban'ın ortaya çıkışı Afganistan'ın Sovyetlere karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıktıktan sonraki iç savaş sırasında olmuştur. Afganistan birinci zaferi şanlı ve şerefli şekilde kazandığı halde ne yazık ki kendi içinde iktidar konusunda anlaşmazlığa düştü. Birlikte gazi ve şehit veren insanlar bu sefer birbirlerine karşı silah çektiler. Bu kimin baş olacağı meselesiydi. Maalesef bir din ihtilafı da rol oynamıyordu. Daha ziyade iç ve dış siyaset ile kabilecilik ve kavmiyetçilik rolü oynuyordu. İç ve dış siyasetten maksadım şu: Soğuk Savaş sonrasında Sovyet Rusya'nın eski konumunun değişmesinden sonra dünyada dengeler yeniden kurulurken Afganistan ne olacak sorusunu hiç şüphe yok ki dünya düzeninin patronları kendilerine sordular ve Afganistan'la ilgili Rusya, Amerika ve Avrupa Topluluğu'nun projeleri oldu. Bu taraflardan biri Amerika'dır. Amerika, Afganistan ve Türk Cumhuriyetleri'ndeki enerji ve yeraltı zenginlikleri üzerindeki hakimiyeti elde etmek ve kaybetmemek durumundadır. Bu başka topluluklar için de hayati bir önem taşır.
Burada savaş var. İç savaşta taraflar arasındaki çıkar çatışmasının etkisinin olduğu kanaatindeyim. Çıkarları birbiriyle çatışan taraflar Afganistan'daki farklı gruplara destek verdiler ve bu gruplar arasındaki çatışmayı körüklediler. Amerika Pakistan'la işbirliği yaparak çoğu Afganlı ama aynı zamanda Pakistanlı ve dünyanın başka yerlerinden olan Pakistan'da ve Deyubent medreselerinde tahsil gören ve mezun olmuş insanların çekirdeğini teşkil ettiği bir güç oluşturdular ve bu güce destek verdiler. Amerika Pakistan aracılığıyla bu işi yaptı. Pakistan olmasa bunu yapamazlardı. Hem Amerika hem Pakistan Taliban'a destek verdiler. Elbette Taliban ve medrese öğrencileri hiçbir şey düşünmüyor ve zihinleri bomboş da Amerika ve Pakistan bunlara 'Ne duruyorsunuz. Kalkın, gidin' dedi, şeklinde de düşünemeyiz. Bu böyle değildir. Her müslüman dünyanın şurasında ve burasında olan ve kendini ilgilendiren olaylarla ilgilenir. Elbette bu talebelerin de bir kısmı Afganistanlıdır. Bu cephelerde savaşan insanlar bunların kardeşleri, amcaları ve dayıları... Sizin de tatillerde gittiğiniz köyünüz, kazanız ve şehriniz bombalanıyor ve şehirleriniz yakılıyorsa halkınız birbirine düşmüş savaşıyorsa bundan etkilenmez misiniz 'Buna bir çare bulunsun yahu' diye zaman zaman ah etmez misinizBence Taliban da bu potansiyel zaten mevcuttu. Bu potansiyel kullanıldı. Taliban aldığı destekle savaşan tarafların bertaraf edilmesini istedi. Taliban yeni bir yönetim oluşturarak iç savaşın durmasını hedefledi.
Burada iç savaşı yapanlarla Taliban arasında din farkı da yok ve hatta büyük ölçüde mezhep farkı da yok. Afganistan'da Hikmetyar, Rabbani, Raşit Dostum... müslümanlığın rengi biraz farklı olsa bile Sünni Müslümanlığı tercih ederler. İran'ın desteklediği gruplar da Şii temayül vardır. Sonuçta bu gruplar Müslümandır ve Türkiye'de dikkat çeken bir kelimeyi kullanalım. Hepsi şeriatçıdır. Bu grupların hangisi Afganistan'a hakim olsa kuracakları düzen şeriat düzenidir.
Burhaneddin Rabbani Taliban'dan önce Cumhurbaşkanı görevinde bulundu. Rabbani laikti de Taliban mı şeriat getirdi Hayır. Rabbani de şeriatçıydı, Taliban da şeriatçı. Geriye şeriatı nasıl anlıyorsunuz sorusu kalır. Hangi mezhebini taklid ediyorsunuz Yeni içtihad yapıyor musunuz Eski mezheplerden birini mi tercih ediyorsunuz yoksa duruma ve ihtiyaca göre eski içtihadlar arasından seçmeler mi yapıyorsunuz Yeni olaylar karşısında tavrınız ne oluyorFevkalade olaylarda zaruret ilkesini kullanıyor musunuz Bu gibi meselelerde farklı yönelişler ve tercihler olabilir. Yoksa her ikisi de şeriatçı ve siyasal İslamcı bir yönteme sahip gruplardı. Taliban Amerika ve Pakistan'ın desteğiyle ilerledi, ülkenin yüzde 90'nına hakim oldu ve hükümet kurdu. Geriye kalan yüzde 10'luk kesimde Şah Mesud, Raşit Dostum, Gulbeddin Hikmetyar ve Burhaneddin Rabbani'nin hakimiyet ve etkileri vardı. Taliban bu grupları ortadan kaldırmak üzereydi. Yeni olay Taliban'ın Amerika'nın Afganistan'la ilgili stratejisi ve planının dışına çıkması olayıdır.
Bundan sonra kendi içtihadımı söylüyorum. Amerika, Taliban iktidarında Afganistan'da çıkarlarını koruyamayacağı kanaatine vardı ve Taliban'ı bertaraf etmeye karar verdi. Taliban'ı nasıl bertaraf edersiniz Taliban bir iktidar ve hükümettir. Afganistan bağımsız bir devlet. Durup dururken elinizi kolunuzu sallayarak 'Benim bu çıkarlarıma uymuyor, sizi öldüreceğim veya iktidardan çekilin' diyemezsiniz. Afganistan'a karşı bir savaş açmak ve taş üzerine taş bırakmamacasına bombalamak için dünya kamuoyu desteğini arkanıza almanız ve yaptığınızın meşru olduğuna inandırmanız gerekir. Bu da çok önemlidir. Amerika'nın yaptığı operasyon çok ağır ve kimsenin vicdanına sığmıyor. Bu saldırının sebebinin ağır olması gerekir.
Komplo teorileri var. Bana göre en olmayacaktan başlıyayım. Taliban'ın Amerika'ya teslim etmediği Usame Bin Ladin Kaide örgütüne talimat vermiştir ve Amerika'daki bu eylemi yapmışlardır. Amerika da bu fırsattan yararlanarak ve uluslararası ilişki kurallarına ve konvansiyonlara uygun olmadığı halde bir ülkeye savaş açmıştır. Bir ülkede sakladığınız bir kimse başka bir ülkede terör eylemi yaptırdı diye o ülkeye savaş açamazsınız. Bunun yolu ve usulü vardır. Bu ülkeye çeşitli yaptırım ve baskılar uygulanabilir ama savaş açamazsınız. Hele hele benim masum insanlarımı muhtemelen Taliban'ın sakladığı ve teslim etmediği birisi öldürttü iddiasıyla buna mukabil o ülkenin masum insanlarını öldüremezsiniz, medeniyetini ve kültürünü yok edemezsiniz. Böyle bir şey düşünülemez. Ama hukuki olmadığı halde saldırı bahane edilerek bunlar yapıldı.
İkinci ihtimal İsrail sıkıştı. Şaron son derecede kaba ve sert hareket ediyor, şiddetle işi halletmek istiyor. Dünyanın kamuoyunu başka yere çekerek Filistin'deki katliamına devam etmek ve gasp ettiği topraklar üzerinde devletini pekiştirmek, Yahudilerin emeli olan Kudüs'ü başkent yapmak ve Mescid-i Aksa'yı yıkarak Süleyman mabedini yeniden yapmak gibi emellerini gerçekleştirmeye devam edebilmek için başta Amerika olmak üzere dünya kamuoyunun, İslam dünyasının aleyhine geçmesine karar verdi, MOSSAD'ı kullandı. Amerika'nın içinden gruplarla anlaşarak saldırıyı yaptı veya yaptırdı. Belki Amerika'nın da haberi oldu ve bunun bu kadar büyük olacağını düşünmedi. Bir terör eylemini Afganistan'a müdahale için kullanmak istedi. İsrail ve Amerika'nın çıkarları birleşti, bilerek de göz yumuldu.Ama olay tahmin edilenden ağır oldu.
Usame Bin Ladin ve arkadaşlarının bu eylemi yaptıkları kanaatinde değilim. Şu ana kadar bunu ispat eden vesika ortaya konamamıştır. Sadece ithamdır, yakıştırma ve yorumlamalardan ibarettir. Mesele emare, yakıştırma ve yorumlamaya kalırsa bunu Bin Ladin ve örgütünün yapması ihtimali yüzde 5 ise Amerika'nın içinden işbirliği yaparak MOSSAD ve buna benzer bir örgütün yaptığı ihtimalini ortaya koyan emare ve deliller yüzde 95'dir.

Soru:
Taliban Hareketi'nin Amerika ve Pakistan'ın desteğiyle ortaya çıktığını ifade ettiniz...
Cevap:
Taliban Hareketi Sünni ve Hanefi'dir. Mesela Taliban'ın Buda heykellerini kırma olayında dini dayanağı Hanefi mezhebi üzerine verilmiş taklidi fetvalardır. Zamanımızdan yüzlerce yıl önce Hanefi mezhebinin müctehidleri ve müçtehid olmayan fıkıhçıları belli konularda içtihad yapmış ve fetvalar vermişlerdir. Taklidî fetva bunları tekrarlamak demektir. Kuran'a ve sünnete dayanarak, içinde bulunduğunuz şart ve ihtiyaçları göz önüne alarak İslami hüküm çıkarmıyorsunuz ama başka şartlarda verilmiş hükümleri sorgulamadan tekrarlıyorsunuz ve uyguluyorsunuz. Buna Taklid yoluyla fetva deniyor. Taliban'ın yaptıklarının tamamını kadim fıkıh kitaplarında bulabilirsiniz. Kadınların okumasına karşı fıkıh kitaplarından bir çok fetva bulabilirsiniz. Heykellerin bulunmasına karşılar. Üstelik Afganistan'da Tanrı diye tapılan heykeller bulunuyor. Hanefi fıkıh kitaplarında Tanrı diye tapılmayan heykellerin bile imha edilmesi gerektiğine dair bir çok fetva bulabilirsiniz. Musikinin haram olduğu Hanefi fıkıh kitaplarında yazar. Ama başka içtihadlar haram olmadığını ifade eder. Kimse, onların Hanefi mezhebini uygulamalarının gayri meşru olduğunu iddia edemez. Hanefi mezhebi de Şafii, Hanbeli ve Maliki mezhebi gibidir. Bunun hangisini uygularsanız meşrudur. Ben yaptıklarını tasvip ettiğim için söylemiyorum. Fıkıhçı olarak yaptıklarının, İslam dini ve kadim fıkıh içerisinde durumunu değerlendiriyorum. Din mezhepten geniştir ve bütün mezhepleri içerisine alır. Herhangi bir mezhep dinin bütününü tek başına temsil etmez. Taliban ve benzerinin İslam anlayışının fıkıhta olmadığını iddia edemezsiniz ama tenkit yöneltebilirsiniz. "1300 sene önce dünyanın şartları ve insanların medeni durumları başkaydı. Bugünkü şartlarda oluşturulmuş fetvaları tekrarlayamayız. Bu yaptığınız doğru değil. Bunun yerine Kuran ve sünnete bakarak dinin hem naslarını hem de amacını dikkate alarak ve Müslümanların bugün içerisinde bulundukları durumu, İslam'a düşman yada muhalif olanların durumlarını, uluslararası ilişkilerin zamanımızda aldığı şekli dikkate alarak yine Kuran, yine sünnetten ve yine İslamın ana kaynaklarından yeni hükümler üretmelisiniz." diyebilirsiniz. Böyle yapmadıkları için yanlış yaptıklarını iddia edebilirsiniz. Taliban da buna (bu yöntemle fetva vermeye) selahiyetinin olmadığını iddia edebilir. İki fetvadan birini uygulayabilir. Bu da kıyamete kadar tartışılabilir. Bugün birçok çevrelerin Taliban'a karşı tavrı hasmanedir. Taliban'ı peşinen mahkum ediyorlar, gericilik, ilkellik, zulüm, canavarlık ve vahşetle suçluyorlar. Talibanla böyle diyalog kurulamaz. Diyalog ulema arasından kurulur. Siyasiler müdahale edemezler. İslam ülkelerinin itimadını kazanmış bir Ulema Meclisi oluşamadı.Oluşsaydı Alimler Meclisi Afganistan'a gönderilirdi.

Soru:
Taliban'ın Amerika ve Pakistan tarafından desteklendi. Bir müslüman gayri müslim desteğini alarak İslami faaliyetlerde bulunabilir mi
Cevap:
Bu amacınıza bağlıdır. Hem iki gayri müslimden birini destekleyebilirsiniz, hem bir çok gayri müslimler arasında A veya B gayri müslim grupla amacınız istikametinde yardımlaşabilirsiniz. Bunları engelleyecek bir şey yok.

Soru:
Taliban Hareketi'nin Selefi yönünün ağır bastığı ifade ediliyor...
Cevap:
Selefilik; dini Sahabe, Tabiun, Etba'ut Tabiîn gibi (ilk üç nesil gibi) anlayıp uygulama iddiasında olan bir İslami çizginin adıdır. Selefelik ikiye ayrılır.1. İlk üç Nesilin din anlayış ve uygulaması . 2. Sonra Kelam mezhepleri çıkmıştır. Hicri sekizinci asırda vefat eden İbni-Teymiye isimli zat ikinci Selefilik hareketini başlatmıştır. Birinci selefî çizgiyi hem felsefeye hem Kelam'a karşı savunan bir yaklaşımla İbni Teymiye ortaya çıkmıştır. Talebeleri ve onun takipçileri fikir ve ilim faaliyeti olarak bu çizgiyi devam ettirmişler. Osmanlının sonuna doğru Suudi Arabistan'da Muhammed bin Abdülvehhab isimli bir zat Selefi çizgiyi içtimai ve siyasi hayata yansıtmak üzere Suud ailesiyle işbirliği yapmıştır. Suud ailesi Arabistan yarımadasında Selefi anlayışı yerleştirmek için Osmanlı'ya karşı mücadele etmişlerdir. Bu mücadeleyi kısmen belli bir bölgeye münhasır olmak üzere kazanmışlardır. Bugün iki kutsal şehri de içine alan Suudi Arabistan Krallığı'nı oluşturmuşlardır. Bu krallık siyasal İslamcı bir rejimi benimsemiştir. Mezhep olarak da İbn Hanbel, İbni Teymiye ve Muhammed bin Abdülvehhap'ın İslam anlayışını benimsemiştir. Bu selefi anlayışa sahip kişiler sadece Afganistan'da yok. Yeni İslam'a açılan veya eskiden Müslüman olup Sovyet Rusya'nın hegemonyası altında İslam'dan uzaklaştırılmış bölgelere başka grupların dışında Selefiler de akın ettiler. Selefiler Afganistan'da kısmen etkin. Usame Bin Ladin Suudi, Hanbeli ve Selefidir. Molla Ömer ile aralarında kız alışverişi olmuştur. Ladin ve yakınları besbelli Selefi'dir. Molla Ömer de, Pakistan'da bulunan medreselerde okumuştur. Pakisten ve Hindistan'da ehli-Hadis ve Selefi bir damar vardır. Bugün Afganistan'da geleneksel Hanefi mezhebi hakimdir. Hanefi mezhebi ve Selefilik anlayışının kalburlandığı, bir ölçüde teyid edildiği ve nufüz sahası bulabildiği bir dini hayat vardır.

Soru:
Hanefi mezhebi ve Selefi anlayış birbiriyle çelişmiyor mu
Cevap:
Çeliştiği yerler oluyordur.

Soru:
Hangisi daha baskın
Cevap:
Bu konuda bir araştırma yapmadım. Araştırmayı çok yönlü yapmak gerekiyor..Böyle bir ilmi çalışma halk nezlinde yapılmalıdır. Halkın Hanefi ve Selefi mezheplerine bağlıları ortaya çıkarılmalı. Daha sonra alimler ve siyaset alanında yapmalı. Alimlerin Hanefilik ve selefelik anlayışının çatıştığı yerlerde nasıl bir yol ve yöntem takip ediyorlar. Afganistan'da kısmen Hanefilik, kısmen Selefilik vardır ve her ikisi de kendi yetki alanını arttırmaya çalışarak yürüyor ve iç mücadeleler olduğu muhakkak. Savaş sırasında hareket, alimler meclisinin fetvalarına dayanıyor.

Soru:
Selefilik anlayışının İslam dünyasındaki yeri nedir
Cevap:
Etkisi yok denemez. Her ülkede artık eskisi gibi standart Eşari veya Maturidi; başka düşüncelere, içtihadlara ve İslami yorumlara kapısını ve penceresini sıkı sıkıya kapatmış bir mezhepçilik yok. Hangi İslam ülkesine gitseniz orada aslen Şafii-Eşari aslen Hanefi-Maturidi olduğu halde hem aliminde hem halkında Maturidilik ve Hanefiliğe, Eşarilik ve Şafiiliğe, (bu itikad ve fıkıh mezheplerine uymayan) mesela Selefilerden alınmış ve etkilenilmiş inançlar ve uygulamalar bulabilirsiniz.

Soru:
Taliban Lideri'nin açıklamaları Müslümanları bağlar mı
Cevap:
Bağlamaz. Bütün Müslümanları cihada çağıracak bir otoriteye ihtiyaç var. Bu otoritenin dini, siyasi ve ilmi yönü olmalıdır. Böyle bir oluşum mevcut olmadıkça bütün Müslümanları bağlayan cihad çağrısı da söz konusu olamaz. Bu kelimeyi yerinde kullanmıyorlar. Cihad Allah yolunda gerekli olan ve imkanı olan hiçbir Müslümanın geri duramasının caiz olmadığı bir savaş çağrısıdır. Bu çağrıyı yapanın hem böyle bir otoriteye sahip olması hem de çağrılan mücadelenin meşruiyetinin ilim otoriteleri tarafından benimsenmesi icab eder. Bu bakımdan cihad çağrısı yerine oturmamıştır. Fakat herhangi Müslüman fert veya grub ister Müslüman olsun ister gayri müslim olsun bir başka fert ve grub tarafından haksız bir saldırıya uğrar ve zulme maruz kalırsa imkanı olan bütün Müslümanların bu haksızlığı ve zulmü ortadan kaldırmak için çaba göstermeleri icab eder. Buna cihad demeniz gerekmez, bunun için cihad çağrısına da gerek yoktur. Bu zaten namaz, oruç gibi acından ölen bir insana ekmek vermek mecburiyeti gibi bir vicdani, ahlaki ve dini mecburiyettir. Cihad çağrısı yerine bu açıklama yapılsaydı daha doğru olurdu. Taliban, 'Haksız bir saldırıya uğradık, ülkemiz, medeniyetimiz ve kültürümüz yok ediliyor, masum insanlar öldürülüyor. Bu açık bir zulümdür. Bu saldırının zulüm olduğuna katılıyorsanız, zülme karşı zalimin karşısında yer alın' şeklinde açıklama yapabilirlerdi.

Soru:
Bir Müslüman haksızlığa uğradığında karşılığını nasıl olmalı. Mesela sivil hedefler vurulabilir mi
Cevap:
Amerika'da Pentagon ve İkiz Kulelere yapılan saldırıda masum insanlar öldüğü için bunun intikamını almak üzere devlet bir başka devlete savaş açamaz. Amerika, 'Afganistan'da sivili öldürüyor' diyerek Amerikan Büyükelçisini öldüremezsiniz. Uluslararası, ekonomik, siyasi, şahsi ve medya ilişkilerini kullanarak kötülüğü önlemeye çalışırsınız. Masum insanlar öldürülerek karşılık verilemez.

Soru:
Taliban'ın Müslümanlar dahil uçakların kullanılmaması gerektiğini açıkladı. İslam'da bu gibi açıklamalar savaş stratejisi olarak değerlendirilebilir mi
Cevap:
Normal savaş kurallarına göre olmaz. İslam'da da olmaz. Uluslararası hukuka göre de olmaz.Savaşa bizzat katılmayan insanlar öldürülmez. Bu konuda en hassas olan İslami sistemdir. Peygamberimiz savaşta din adamları, kadın, çocuklar ve işinde gücünde olan çiftçileri öldürmeyi yasaklamıştır, ağaç ve ekinlerin yakılmamasını, mabedlerin yıkılmamasını emretmiştir. Nizami bir savaşta bu caiz değildir. Eğer düşmanınız çok güçlüyse, siz de nizami bir savaşta onlara galip gelemiyorsanız nizami bir savaşta hakkınızı savunma imkanınız mevcut değilse, yok olmak da istemiyorsanız olağanüstü şartlarda harpler yaparsınız. Bu savaşın kendine mahsus kuralları vardır. Bu zaruretten çıkar. Bu, başka çarenin olmamasından çıkar. Bunun için de ulemanın oturup fetva vermesi gerekir. Benim söyleyeceğim bu. Zorunluluk ve başka çarenin kalmamış olması hali alimler tarafından incelenmiş ve buna göre bir fetva verilmiş midir Bu konuda bir bilgi, bir açıklama yok Eğer -fetvaya dayanmayan- siyasi bir kararsa asla meşru olmaz. Fetvaya dayanan kararsa fetvayı kabul veya red edebiliriz. Bizim de böyle bir hakkımız var. Bu konuda verilmiş bir fetva göremedim.

Soru:
Türkiyeli Müslümanların Taliban Hareketine nasıl bakmalı
Cevap:
Biz insanların beyanlarına ve yaptıklarına göre hüküm vermek zorundayız.İhtimallere, spekülasyonlara dayanarak değil. Taliban medrese öğrencileridir, kökleri bellidir. Kim çıkıp da diyebilir ki "Taliban münafıktır, sahtekardır, bunlar aslında kızıldır, komünisttirler, dinsizlerdir ve ateisttirler yada İslam'a zarar vermek için yetiştirilmişlerdir ama küçük yaşlardan itibaren normal liselere gönderilmişlerdir. Medreselerden mezun olduktan sonra üslerine İslami libas giymişler, içleri kıpkızıl olarak Afganistan'da İslamı bütün dünyanın gözünden düşürmek ve vahşi göstermek için faaliyet yapıyorlar." Bunları nasıl diyebilirsiniz Bunun için elinizde ne deliliniz var Ama şunu diyebilirsiniz: (Benim yukarıda dediklerimi diyebilirsiniz): Bunlar Müslüman ama çağdaşlaşamamış Müslüman. Batılaşmamış demiyorum. Müslüman Batılılaşmaz. Müslüman çağdaşlaşır. İnsan her çağda Müslüman olur. Ama medeniyetini kendi dinamikleriyle yenileyerek Müslümanlığını idame ettirir. Taliban için şunları söyleyebilirsiniz. Onlar da müslüman ama çağdaşlaşamamış Müslümanlardır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Soru
Sonraki Soru
Bütün Soruları Listele
Bütün Soru Konularını Listele
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Soru Sonraki Soru Bütün Soruları Listele Bütün Soru Konularını Listele