www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 

Soru-(206) Dînî denetim (emir bi`l-ma`rûf nehiy ani`l-münker) nasıl olmalı?

Soru:
Dinimizce yasaklanmış söz ve davranışlar karşısında en azından buğz etmemiz gerektiğini biliyoruz.
Kalben buğz edilmesi gereken bir durumda bu ihmal edilse, yani kalben buğz edilmezse bunun hükmü nedir? Kişi günaha mı girer yoksa itikada bir zarar verir mi?
Açık küfür veya günah olan söz ve davranışlarda net olanlar tamam da, hangi anlamda söylendiği belli olmayan, yoruma açık ifadeler karşısında duruşumuz ne olacak? Yani müdahale etmek ya da kalben ret etme yükümlülüğü var mı?

Cevap:
Kısaca "dînî denetim" diye ifade etmeye çalıştığım vazifeye dinî kaynaklarda "emir bi'l-ma'rûf nehiy ani'l-münker" deniyor. Bu vazife gereği müslümanların, açıkça işlenen ve dine, ahlaka, örf ve âdete aykırı olan fiiller ve davranışlar karşısında tavır almaları, bu davranışları engellemeleri ve sahiplerini ıslah etmek için çaba göstermeleri gerekiyor. "Hisbe" diye de ifade edilen bu konuda yazılmış birçok kitap, makale ve bölüm vardır. Hz. Peygamber devrinden itibaren devletin kurumları arasında yer alan bu vazife İhtisab Ağalığı adıyla Osmanlılarda da var olmuştur (Benim İslam'ın Işığında Günün Meseleleri isimli kitabımda da uzunca bir makalem vardır).
Açıkça işlenen bir günah, bir ayıp görüldüğünde dil ve kalp ile bunu düzeltmeye çalışmak, şartlarına riayet etmek kaydıyla bütün müslümanların vazifesidir. El ile (zor kullanarak, müeyyide uygulayarak) denetim ise devletin vazifesidir ve İhtisab kurumunun görevlilerince yerine getirilir.
Bir düzeltme faaliyeti yapmanın ilk şart ayıp veya günah olduğu kesin ve ittifaklı bir fiilin açıkta işlenmesidir. Kişilerin kendi özel mekanlarında gizli olarak işledikleri ayıp ve günah fiiller, kamu için zararlı ve tehlikeli olmadıkça araştırılamaz ve bunlara müdahale edilemez. Hakkında farklı fetvalar bulunan konularda da herkes kendi aldığı fetvaya veya ilmen ulaştığı sonuca göre hareket eder; farklı görüşte olanlar karşı tarafa baskı yapamaz, kendileri gibi düşünmesi ve yapmasını isteyemezler.
Dinî denetim ve ıslahın ikinci önemli şartı da, uygulanacak ıslah yolunun amaca ulaştırma ihtimalinin bulunması, aksi tesir yapması ihtimalinin de zayıf olmasıdır. Kaş yapacağım diye göz çıkarmak caiz değildir.
Kalben buğz etmek, ayıp ve günah olan fiilden ve bunu yapandan nefret etmek, onlara sıcak davranmamak, tavır alarak ıslah yoluna gitmektir. Bu terk edilirse, kötü fiil benimsenmiş veya beğenilmiş olur ki, bu caiz değildir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Soru
Sonraki Soru
Bütün Soruları Listele
Bütün Soru Konularını Listele
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Soru Sonraki Soru Bütün Soruları Listele Bütün Soru Konularını Listele