www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 

Soru-(099) Problemli eş; çocuklarım... Boşanmak mı, ikinci evlilik mi?

Soru:
Peygamberimiz (s.a.) insanı mutlu eden üç nimetten bahsediyor: Geniş/rahat bir ev, uygun bir hanım ve iyi bir at (binek). Aşağıda okuyacağınız hayat hikayesinde huysuz bir kadının insana, hayatı nasıl zehir ettiğini göreceksiniz. Mektup çok uzun ve özel kısımları da bulunduğu için baş tarafını özetliyorum: Ailenin ısrarı üzerine erkek, akraba kızı ile evleniyor. Kız tarikat mensubu, bazı kızkardeşleri açık olmasına rağmen o başını örtüyor. Evlendikten sonra eşinin ailesine soğuk davranıyor, hep kendi ailesi ile olmak istiyor, tartışmaların arkasından küsüyor, küskünlüğü uzatıyor, küskün olmadığı zaman da konuşmuyor, "Niçin" denildiğinde "Konuşacak bir şey yok" diyor. Çocuk istemiyor, ikinci çocuk oldu diye kocasının başının etini yiyor... Ve mektup şöyle devam ediyor:
"Hocam aramızda artık muhabbetin kalmadığını düşünüyorum. 7 yıldır da namaz kılmıyor. Birkaç kez bir vesile ile başlar gibi oldu ise de uzun sürmedi. İslâmi bir çevrede oturuyoruz ve arkadaş gruplarımız var, bu durum da beni derinden üzüyor. Ben mutlu değilim ve onun da mutlu olmadığını düşünüyorum. Allah'a hamdolsun iyi bir işim var maddi sıkıntımız yok.
"Hocam eşimin psikolojik sorunları olduğunu düşünüyorum. Geceleri geç uyur, uzun süre oturur ve öğleye kadar yatar. Bu arada bir hadise daha anlatacağım. Evimde bilgisayar ve internet var. İnternette chat yaparken erkek arkadaşlar ediniyor... Bir chat oturumunda tanıştığı biri ile uzun süre sanal olarak ve cep telefonu ile görüştü. Ben durumu anladığımda da şiddetle azarladım bu görüşmeyi bitirmesini söyledim. Konuştuğu kişi askere gidince bitti. İnternete girmesini önlemeye çalıştım. O olay kapandıktan uzun süre sonra yine biri ile sanal alemde görüşmeye başladığını anladım. Gece ben yattıktan sonra başka bir odada cep telefonu ile görüşürken yakaladım. Boşanmayı da masaya yatırdığımız ciddi bir tartışma yaptık (O güne kadar boşanma konusu hep benim kafamda idi ve ona açmamıştım). Tartışmanın arkasından ilaç içerek intihara kalktı. Çocuklarımızı uyandırıp, onları da işe katarak kusması için zorladım. Bu hadiseyi böyle atlattık.
"Cinsel yönden de sıkıntılıyım (Soğuk ve isteksizmiş, arkasını döner yatarmış, erkek istemese hiç aklına bile gelmezmiş). Belki de en büyük sıkıntım bu, onun her türlü huysuzluklarına katlanabiliyorum ama buna dayanamıyorum, günaha düşmekten korkuyorum.
"Bunları niye söyledim? Hocam bu haftaki (çok gerilerde kalmış bir hafta) Gerçek Hayat'ta "naşize"ye (evlilik hukukuna riayet etmeyen ve söz dinlemeyen kadına) uygulanacak yaptırımlardan bahsediyorsunuz... Boşanma gündeme geldiğinde uygulanacak 3 maddeden biri olan yatağı ayırma benim için sonuç vermez. Diğer madde "dayak" ise hiç yapmayacağım ve yapmadığım bir şeydir (Dayak, belli bir sosyo-kültürel ortamda çare oluyorsa, sınırlı olarak izin verilmiştir). O da lise mezunu ve kültürlüdür ve dediğim gibi aramızda yaş farkı yok sayılır. Üçüncü madde hakem meselesini de nasıl yaparız bilmiyorum. Ailevi sorunlar herkese anlatılmaz ve bu konuyu ailemle ve ailesi ile görüşmeyi nasıl yaparım bilmiyorum. Sorunlarımı sizden başka hiç kimseye açmadım. Boşanmak ya da yeni bir evlilik yapmak konusunda karar vermeye çalışıyorum. Ona memlekette bir ev tutup, boşanmaksızın ayrılmayı, yeni bir evlilik yapmayı düşünüyorum. (Ortada daha aday falan yok). O zaten evlendiğine pişman ve ailesine yakın olmak istiyor. Böyle bir durumda da çok evlilikteki "eşit muamele" ilkesini uygulayamam. Bu ilke uygulanmaksızın evli kalınabilir mi? Boşanmalı mıyım, yoksa ayrı mı yaşamalıyım?"

Cevap:
Bize gelen sorular, günü gününe cevap vermeye yetişemeyeceğimiz kadar çok olduğu için mecburen sıraya koyuyorum, bazan acil olduğu için soru sahibine kısa cevap veriyorum, eğer özel ve gizli bir durum yoksa daha geniş cevabı, sırası geldiğinde dergide veriyorum. Bu soruya kısaca aşağıdaki cevabı vermişim:
"Çocuklarınızın olması önemli bir problem, boşansanız da, boşanmadan bir evlilik daha yapsanız da çocukların ne olacağını düşünmeniz gerekiyor. Eğer bu konuda uygun bir çözüm bulabiliyorsanız önce ikinci bir evlilik yapmayı düşünebilirsiniz. Bunu eşinize açarsınız; ya düzelir veya size izin verir, kendisi de annesinin dizinin dibinde yaşar."
Aradan aylar geçtikten sonra sırası geldiği için birkaç cümle daha ekleyeyim:
Örtülü ve tarikatlı olmak, yukarıda sayılan huysuzluklar bulunduğunda bir şekilden ibarettir; manevi ve ahlaki değeri yoktur.
Bugün sosyo-psikolojik şartlar değiştiği, ikinci evlilik birinci kadına büyük zararlar verdiği için, ortada önemli bir mazeret/sebep bulunmadan, sırf nefsi doyurmak için -ki, asla doymaz- ikinci bir evlilik yapmanın erkeği günaha sokacağını daha önce ifade etmiştim. Yukarıda anlatılan hikaye hem ikinci bir evlilik için -İslam'a göre- önemli bir meşrulaştırıcı sebeptir, hem de böyle bir kadına zarar vermeyecektir. Bu sebeple -çocuklar da düşünülerek- boşanmadan önce, denenmesi tavsiye edilmiştir. Kadınlardan biri izin verdiği, razı olduğu sürece diğeri ile daha fazla bir arada olmak sakıncalı değildir.

(Farklı birinden benzer bir soru:)

Soru:
On yıllık evliyim, eşim günlük ihtiyaçlarımı görmekten uzak, yıllardır bir defa olsun kıyafetlerimi ütülememiş, senede 3 hafta misafirliğe geldiği zaman da bile anama babama bir çay ikram etmekten aciz, sırf kendisi de çalışıyor diye ben bu zamana kadar tolere etmişim. Halen bu özelliklerini kabul edip onunla bir ömür geçirmek istiyorum, ama bundan sonrasında bana bu konularda yardımcı olabilecek bir kişi ile daha evlenerek.

Cevap:
Bu anlattıklarınız önemli şeyler. Ben de "Bazı zaruri haller dışında" demiştim, bu durumunuz (yalnızca çay ve ütü ise) o zaruri hallere girmez, ama yine de kocayı mutsuz ve rahatsız eder. Bunun çaresi ise şudur:
a) Sineye çekmek,
b) Eşinizi karşınıza alıp konuşmak, bunları yapmadığı takdirde ya boşayacağınızı veya ikinci bir evlilik yapacağınız söylemek
c) Hem yapmaz hem de ikinci evliliğe razı olmazsa onu boşamak ve başka bir evlilik yapmaktır.

Ama çare, gizli evlilik yapıp bu emr-i vakii kadına kabul etmesi için dayatmak değildir; kadın bunu kabul etmeye mecbur değildir. Hz. Ali, eşi Fatıma'nın üzerine evlenmek istemiş, Peygamberimiz buna (Fatıma'yı günaha sokabilir) diye karşı çıkmış, "Ya kızımı boşasın, ya da evlenmesin" demiştir. (Buhari, Nikah, 109; Ebu-Davud, Nikah, 13; Avnu'l-Ma'bud, c. VI, s. 76-81).


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Soru
Sonraki Soru
Bütün Soruları Listele
Bütün Soru Konularını Listele
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Soru Sonraki Soru Bütün Soruları Listele Bütün Soru Konularını Listele