www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Soru:
Selamünaleyküm...
Saygıdeğer hocam.
Sizi, bilgi ve yorumlarınızı aktardığınız yazılarınızı uzun zamandan beri takip ediyorum. Gerçi Yeni Şafak gazetesinde daha ziyade günlük meselelere değiniyor, siyasi görüşlerinizi aktarıyorsunuz ama Gerçek Hayat dergisindeki fıkhi bilgileriniz ile bizlere "unuttuğumuz ve bildiğimizi sandığımız" bazı konularda yardımcı oluyorsunuz. Allah sizden razı olsun. Benim size danışmak istediğim bir konu var ve bunu kimseye yüz yüzeyken soramıyorum. Bu e-mail'in size ne şekilde ulaşacağını da bilmediğim için sizden kısa zamanda alacağım cevap ile ancak rahatlayabileceğimi söylemek isterim. Bundan iki yıl kadar önce nişanlandım. Nişanlım, "içimiz rahat olur, günaha girmemiş oluruz" diyerek imam nikahı yapmamızı istedi. Ben imam-hatip lisesi mezunuyum. Fakat imam nikahı yapıp yapmama konusunda tereddütlüydüm. Nişanlım, her seferinde bu konuyu daha iyi bildiğini ve bir sakıncası olmadığını, aksine bizi günahtan koruduğunu söyleyip durdu. Annem ve babam da karşı çıkmadı, sonuçta imam nikahı ile nikahlandık. Önceleri sadece alışverişe çıkıyor, yürüyorduk. Bunu söylemek istemezdim ama el ele de tutuştuk. Çok değil, nikahtan 4 ay kadar sonra ise anlaşamadık ve ayrıldık. Bana üç kez boş ol dedi. Hükmen dul olduğumu biliyorum. Asıl sorun ise, geçen ay bir başkası ile sözlendim. Çok iyi bir insan. Dini bilgileri benden çok daha yerinde ve iyi. Bir ara ağzını aradım ve imam nikahına düğünden önce nasıl baktığını öğrenmeye çalıştım. Kesinlikle karşı çıkıyor. Benim daha evvel nişanlandığımı ve anlaşamayarak ayrıldığımı biliyor ama ne ben ne de ailem, ona imam nikahlı olup da ayrıldığımı henüz söylemedik. Açıkçası söylemekten çekiniyorum. Hükmen dul olduğumu biliyorum fakat bunu söyleyecek olursam bana çok kızacağına eminim. Günün birinde bu konu için, "sırf gezip eğlenebilmek için Allah'ın emrini kullanıyorlar, sanki Allah'ı kandırıyorlar 'biz nikahlıyız' der gibi" demişti. Hatta imam nikahlı nişanlıların aciz, zavallı, günahkar ve basit insanlar olduğu gibi şeyler söylemişti. O çok iyi bir insan, benim ileride çevremdeki insanlara güzel dini bilgiler öğretebilmem için bana bildiklerini öğretmeyi istiyor... O çok iyi ve temiz bir insan. Bense kendimi öyle hissetmiyorum, keşke eski nişanlım bunun için beni zorlamasaydı. Ben bir dulum ama bunu söyleyecek olursam beni bırakır diye korkuyorum. Söylemesem olmaz mı? Belki size saçma gelecek bu sorum ama ilk nikahta çok heyecanlı olduğum için hatırlamıyorum, nikah sırasında imam dul olup olunmadığını sorar mı? Onu kaybetmek istemiyorum. Çevremde onun kadar iyi bir kişiyle karşılaşacağımı da hiç sanmıyorum, bugüne kadar benimle hep belli bir seviyede görüştü ama çok da resmi değil, samimi ve cıvık da değildi. Belki söylediklerimle, "söylemezsen bir şey olmaz" demenizi ister gibi davranıyorum ama açıkçası ancak böyle bir cevap vicdanımı biraz olsun rahatlatır. Başka türlüsünü, yani hükmen dul olduğumu söylemeye dilim varmaz ve bahaneler üretip ayrılma yolunu seçerim. Annem "söylemeyelim" diyor, babam "ne yaparsan yap" diyor. İmam-hatip mezunuyum dedim ama böyle bir bilmecenin cevabını veremiyorum. Kitaplara bakmaktan bile çekiniyorum desem inanmazsınız. İnternetin bir faydası da bu olsa gerek. Günlerden beri çektiğim sıkıntıyı ancak bu şekilde hafifletebildim. İnanın sizden henüz cevap gelmediği halde, böyle bir sıkıntım olduğunu yazmak bile biraz olsun bana nefes aldırdı. Sizden rica ediyorum, bana cevap yazın. Böyle bir konuyu köşenizde cevaplamanız, Yeni Şafak'ın düşmanı olan... gibi kurumları harekete geçirerek aleyhte kullanabilirler. Belki Gerçek Hayat'ta belki de bu e-mail adresime cevap verirsiniz, bilemiyorum. Fakat lütfen kısa zamanda cevap verin, bir hafta içinde nişan yapalım istiyorlar bense sizden gelecek cevap gelene kadar ertelemeye çabalıyorum. Zira "mutlaka söylemelisin" derseniz, utancımdan bunu söyleyemem ve bahane bulup reddedeceğim. Bu bahanelerle onun da incineceğini biliyorum ama o çok iyi biri, onun beni suçlayarak reddetmesi daha yıkıcı olur. Lütfen cevap yazın, gecikmeden, Allah razı olsun. Bu e-maili bir de Gerçek hayat dergisindeki ...n adresine gönderdim...

Cevap:
Bu soruya zamanında, soru sahibinin adresine yazarak cevap vermiştim. Aynı mahiyette pek çok soru mektubu aldığım için hem detaylı ve ibretli soruyu olduğu gibi vermeyi hem de kısaca vereceğim cevabı Gerçek Hayat sayfalarından ilgililere duyurmayı uygun buldum.
Bizim dilimizde ve kültürümüzde dul diye, başından nikah geçmiş kimseye değil, nikahlandıktan sonra eşi ile cinsel hayat yaşamış ve bekareti bozulmuş kimseye (özellikle kadına) derler. Fıkıh kitaplarında da dul (seyyib) bu mânada kullanılır. İddet (yeniden evlenebilmek için kadının beklemesi gereken süre) bakımından da yalnızca nikahlanmak yetmez; nikahtan sonra ya cinsel temas veya bunu yapmaya imkan verecek şekilde başbaşa kalmak (halvet-i sahîha) gerekir. Buna göre kızımızın "Ben hükmen dulum" sözü, hem geleneğimiz hem de dinimiz bakımından yerine oturmuş olmuyor.
Nişanlı iken görüşme durumunda olan ve görüşmeler esnasında haram işlemekten korkan kimseler, "nasıl olsa fiilen de evleneceğiz, şimdiden evlenme akdini yapıp haram işlemekten kurtulalım" diyerek, böyle düşünerek nikah (evlenme akdi) yapıyorlar. Bu akdin, taraflar haram işlemekten kurtarmak gibi bir yararı oluyorsa da, soruda gördüğümüz gibi sakıncaları da oluyor. Dilimizde "Gelin ata binmiş de ya nasip demiş" şeklinde güzel bir söz vardır. Nişanlandıktan sonra bundan vazgeçen nice çift çeşitli problemler yaşıyorlar. İşte bu durumda, yukarıda gördüğümüz problemden daha önemli olarak bir de, kocanın, kendisini terkeden bayandan intikam almak için onu boşamaması olayı vardır. Nişanlı iken nikah yapan, sonra nişanı bozan bayanın, bir başkasıyla nişan ve nikah yapabilmek için eski nişanlı-nikahlısının kendisini boşamasına ihtiyaç vardır; o da boşamayınca ortaya, çözümü güç bir problem çıkmaktadır. Bu sebeple gençlere, sabırlı ve ölçülü davranmalarını, fiilen evlenme zamanı gelinceye kadar nikah yaptırmamaların tavsiye ediyorum.
Kocanın, evli yaşamak istemediği (veya bunu karısı istemediği) halde, sırf başkasıyla evlenmesini engellemek ve ona eziyet etmek için eşini boşamama hususunda direnmesi durumunda çözümün nasıl olacağı konusunu bir başka yazıda ele alacağız. Soruda geçen "söyleme, söylememe" meselesine gelince:
Karşı taraf, senin başından -cinsel temas veya halvet-i sahihayı içersin içermesin- bir nikah olay geçti mi" diye sormadıkça, kızımızın kendisini bakire olarak tanıtmasında, cinsel olaysız bir nikah geçirdiğinden söz etmemesinde bir sakınca olmaması gerekir; çünkü bu nikah onu dul yapmamaktadır. Ancak evlilikten sonra bu olayın duyulması ihtimali varsa önemli bir risk yüklenilmiş olur; koca "Bunu bana söylemeliydin" diyebilir. Söylendiğinde iyi bir nasibi kaçırma, söylenmediğinde, ileride duyulması ve tepki gösterilmesi riskleri var; bunlardan birini tercih etmek ilgili taraflara kalmaktadır.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Soru
Sonraki Soru
Bütün Soruları Listele
Bütün Soru Konularını Listele
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
Hayrettin Karaman'ın son aylardaki iftiralara cevaplarının listesini üstteki "Son Yazılar" kısmında bulabilirsiniz.
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Twitter Sayfası:

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Soru Sonraki Soru Bütün Soruları Listele Bütün Soru Konularını Listele