HayrettinKaraman.net Site Ana Sayfasına Geçiş Facebook Sayfasına Geçiş Twitter Sayfasına Geçiş instagram Sayfasına Geçiş YouTube Sayfasına Geçiş
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Efendimizin yolu (sünnet)

Bütün insanlık âleminde hayatı ve hayat yolu bilinen, örnek alınması mümkün bulunan, örnek alanlara, “seven ve sevilen, hoşnut olan ve ilâhî hoşnutluk devletine eren” birisi olarak yaşayıp ebedî âleme geçme şansı veren tek insan Muhammed Mustafâ’dır (s.a.). Onun kemâlinin ve yolunun test edilmeye ihtiyacı yoktur, ondan başka kim varsa hepsinin yol ve yönteminin test edilmeye ihtiyacı vardır; test aracı, mihenk taşı, iyiyi kötüden, sahteyi sahihten, işe yarayanı yaramayandan ayıracak ölçüt onun aklı, yaptıkları ve öğrettikleridir. O bir peygamberdir, güzel kişilik, ahlâk ve hayat örneğidir, ama aynı zamanda bir beşerdir, bütün insanların yaratıldığı asıldan, özden yaratılmıştır, bütün insanlar için ortak olan nitelikleri vardır; acıkır, susar, bazı yiyecek ve içecekleri sever, bazılarını sevmez, hastalanır, tedâvi görür, acı çeker, korkar, sevinir, eşi, çoluk çocuğu olur, vahyin gelmediği konularda ve zamanlarda kendi re’yi (düşünce ve ictihadı) ile hareket eder... Onun örnekliği beşerî hayatı ve tercihleri ile değil, Allah rızâsına götüren yolu, davranış ve sözleri ile ilgilidir. Bir mümin, Hz. Peygamber’in (s.a.) beşerî olarak sevmediği bir yemeği, rengi, kokuyu, tipi sevse onun örnekliğinden ayrılmış olmaz, ama Allah rızâsı ile ilgili bir konuda onun yapmadığını yapsa, yaptığını yapmasa örnekliğini terk etmiş, yolundan ayrılmış olur. Şu hâlde onun örnekliğinden istifâde ederek hedefe ulaşabilmek için müminlerin önünde iki mesele vardır:

* Onun örnekliğinin bilgi kaynağı Kur’an ve hadisler (yaptıkları ve söyledikleri) olduğuna göre bu kaynakları defalarca okuyarak bilgi edinmek.

* Örnek olan davranışlarını böyle olmayanlardan ayırmak ve örnek olanlarını kendine rehber, hayat yolu ve tarzı edinmek.

Diyelim ki, seçmede hatâ ettik, bazen örnek olanı olmayanla karıştırdık, niyetimiz iyi, anlamak ve bilmek için tuttuğumuz yol da sağlam oldukça bu yanılgı (ictihad hatâsı) bizi yolumuzdan alıkoymayacak, onun örnekliğinden mahrûm kılmayacaktır. Diyelim ki, bir mümin “Onun şu şekilde sakalı vardı ve dişlerini misvak denilen bir ağacın çubuğu ile temizlerdi, bu iki davranışı da bağlayıcı ve örnek idi, ben de bunları aynen uygulayacağım” dedi, böyle bildi, bu şekilde değerlendirdi ve yaptı; bu davranışı dînin özüne, maksatlarına zarar vermedikçe varsın olsun, o bundan umduğu sonucu alabilir. Bir başka mümin de “Sakal bir kültür, bir beşerî âdet idi, misvak de o gün diş temizliği için bulunan ve bilinen en uygun araç idi, bunlar ‘dini hayata uygulamada örneklik’ alanına giren davranışlar değildi, bugün hem sakal âdeti hem de diş temizleme araçları değişti, ben günümüzde maksada en uygun olanı kullanırım” dedi ve böyle de yaptı, bu mümin de manevî amacına ulaşabilir, onun örnekliğini terk etmiş olmaz. Geçmişte, büyük âlimlerin ve ahlâk önderlerinin yapıp ettiklerini, sözlerini ve yorumlarını gözden geçirenler, yukarıda yazılanları tasdik husûsunda tereddüde düşmezler.

Sakal örneğini ele alalım:

Geçmişten günümüze alimlerin bu konuda söylediklerinin özeti şudur:

Rasûlullah (s.a.), “Müşriklere muhâlefet edin (benzemeyin); sakalları bırakın, bıyıkları kırpın” buyurmuştur. (Buhârî, K. el-Libâs, 63-34.) Bu ve benzeri hadisler ile tatbikata bakan cumhûr sakalı tıraş etmenin haram olduğu neticesine varmışlardır. Kadı İyâd bunun mekrûh olduğunu söylemiştir. Aynı mahiyette olan boyama emrini yerine getirmenin farz ve terkinin haram sayılmaması bu görüşü destekler (İbn Hacer, Fethu’l-Bârî). Bazı muâsır âlimler bunun bir âdet meselesi olduğunu düşünerek mübah olduğunu söylemişlerdir. Kardavî de ikinci görüşü tercih eden muâsır bir âlimdir (el-Helâl ve’l-Haram, s. 81-82; Şerbâsî, Yes’elûnek, c. II, s. 23-25).

Seni sevmek dü âlemde saâdet yâ Rasulallah
Ona vuslat da sendendir bu âdet ya Rasulallah…

Dedi Allah “Habibim, rahmeten li’l-âleminsinin sen”
Bu rahmetten kime olmaz meserret ya Rasulallah

Harîm-i “kabe kavseyne” eren yoktur cüdâ senden
Ulüvv-i kadrine eyler şehadet ya Rasulallah

Sana derse “Habîbim” bir şeriki olmayan Allah
Habîb olman bize eşsiz keramet ya Rasulallah

Gönül ister ki hubbun bahrine dalsın fenâ bulsun
Kerem et âh n’olur artık, murad et ya Rasulallah

Konya-1959

12.10.2018



Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Ramazan Özel
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi