www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Biz İslâm’ın neresindeyiz?

İbadetlerden ictimaî, siyasi, hukuki, ahlaki... hayata kadar her alanda İslâm’ın istediği insan ile bugün Müslümanım diyen insanlar arasındaki farka dikkat çekmek istiyorum; bu açıklığı fark etmek bile kulluk yolculuğunda önemli bir adımdır.

Önceki yazımda bu farkın “izzet ve güç” ile ilgili olanı konusunda bir soru sormuştum:

“Ümmetin üzerine bu ölü toprağı nasıl saçıldı, ümmet bu hale nasıl geldi?”

Kısa cevabını da şöyle düşünmüştüm:

Çünkü gücü ve saygınlığı, Allah’a dayanıp müminlerle bir olmakta değil, ötekilere yamanmakta aradı ve çünkü imanı zayıfladı.

Bu düşüncemi ilham eden birkaç âyetin meallerini sunuyorum:

«Kim izzet isterse bilmeli ki izzet tamamıyla Allah’a aittir. Güzel sözler O’na yükselir; rızasına uygun iş ve davranışları da O yüceltir. Sinsi sinsi kötülük tasarlayanlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzakları altüst olur.» (Fatır 10)

«Şöyle diyorlar: “Hele Medine’ye dönelim, o zaman güçlü olan zayıf olanı oradan çıkaracak!” Halbuki asıl güç ve izzet Allah’ındır, rasulünündür, müminlerindir; fakat münafıklar bunu bilmezler!» (Münafikun 8)

«Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz. / Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız bilin ki o topluluk da benzeri bir yara almıştı. Allah gerçek müminleri ortaya çıkarsın ve uğrunda şehitleri olsun diye o günleri biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz. Allah, zâlimleri sevmez.» (Âl-i İmrân 139-140)

Yüce Allah, Uhud Savaşı’nda yenilgiye uğramış olan müminleri teselli etmek için onlara Bedir Savaşı’ndaki zaferlerini ve müşriklerin yenilgilerini hatırlatmıştır. Ayrıca âyette belirtilen amaçlarla bu zafer ve yenilgileri insanlar arasında döndürüp durmuş, acı ve tatlı günleri her iki tarafa da tattırmıştır. Aksi halde hayatın imtihan oluşunun bir değeri kalmadığı gibi serbest irade ile iman etme imkânı da ortadan kalkardı.

«Siz üstün durumda iken gevşeklik gösterip barış çağrısı yapmayın! Allah sizinledir, amellerinizin karşılığını asla eksiltmeyecektir. / Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir. Siz iman eder ve Allah’a itaatsizlikten sakınırsanız O da hak ettiğiniz karşılığı verecek, sizden servetinizi de istemeyecektir.»
(Muhammed 35-36)

Burada müminler barış istemekten menedilmiyorlar, ancak üstün durumda iken veya mümin olmak üstün ve şerefli olmayı da ihtiva ettiği için zaaf ve gevşeklik gösterip düşmandan önce barış istemeleri uygun bulunmuyor, böyle bir davranış düşmana cesaret vereceği için bunun müminleri, “barış, adalet ve din özgürlüğünün hâkim olduğu bir dünya düzenini sağlama” amaçlarına ulaştırmayacağına işaret ediliyor.

Bu âyetlerde Allah Teâlâ izzetin, maddi ve manevî gücün; Allah’ın izin ve inayeti, müminlerin de iman, tevekkül ve gayretleri sayesinde Müslümanların olacağını açıkça ifade buyuruyor.

Peki, biz ümmet olarak niçin zayıfız ve düşman olan kâfirden medet umacak hale gelmişiz?

Çünkü adımız Müslüman olsa da iman, şuur ve amelimiz İslam’dan hayli uzağa düşmüş de ondan!

08.12.2017


BU MAKALENİN SESLİ VİDEOSU VARDIR:



VİDEO DIŞ BAĞLANTISI İÇİN BURAYA DOKUNABİLİRSİNİZ.


Buradaki iki mavi çizgi arası içerik site editörünce konulmuştur ve rastgele çıkmaktadır. İçeriğini onayladığımız anlamına gelmez, dikkatli davranın.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi