www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Herkes nasıl kucaklanacak?

Bazı yazanlar ve konuşanlar, siyasetçilere ve dindarlara “dışlamayın, karşınıza almayın, nefret ettirmeyin, adil olun ve herkesi kucaklayın" diyorlar, bu tavsiyelerini ısrarla tekrar ediyorlar.

Bu tavsiyeye dinim, ahlakım ve geleneğimden bakıyorum ters/aykırı bir durum yok:

Bilge kişi Sa'dî-Şîrâzî: “Âdem'in çocukları bir bedenin organları gibidir; çünkü aynı cevherden yaratılmışlardır" diyor.

Bundan daha büyük bir kucak tasavvur edilemez.

Bizim dinimiz ve geleneğimizde Efendimiz'in (s.a.) Peygamber olarak gönderilmesinden sonra dünyada yaşayan bütün insanların “O'nun ümmeti" olduğu, bu ümmetin bir kısmının çağrıya uyduğunu (icabet ümmeti), bir kısmının ise henüz uymadığını ama onlara yönelik çağrının devam ettiği (davet ümmeti) inanç ve anlayışı vardır.

Bu da büyük bir kucak.

Ama unutmayalım ki, kucaklaşmak iki taraflı bir eylemdir, mümin herkese kucak açarken muhataplarının bir kısmı arkasını dönüp giderse, bir kısmı kollarını budamaya teşebbüs ederse, bir kısmı kucaklar gibi görünüp gizlediği hançerini arkadan saplarsa, bir kısmı ona insandan başka bir yaratık gibi bakarsa... kucaklaşmak nasıl olacak!?

İnsaf ile söylemek gerekir ki, adı Müslüman olan herkes de kusursuz değildir, “herkese kucak açıyor" da değildir. Onların da içinde davetçi değil, yargıç, sevdiren değil nefret ettiren, birleştirmek ve kazanmak için değil, ayırmak ve kaçırmak için çaba gösterenler vardır.

Peki niçin böyledir ve çaresi yok mudur?

Bu sonucun asıl sebebi yanlış eğitimdir. Bir toplumda yaşayan insanların inanç, dünya görüşü, hayat tarzı bakımlarından tek tip olmaları mümkün değildir ve hiç olmamıştır. Bu tabîî durum karşısında kurallar ve uygulamalar farklı olmuş, kimileri farklıya tahammül edememiş, onları ya kendine benzetmek veya yok etmek için çabalamıştır. Kimileri ise farklılara tahammül etmiş, onları kendi değerlerini yaşamada serbest bırakmış, hak ve hürriyet tanımış, ancak zorlamadan hak bildiğine davet etmişlerdir; işte bu ikincisi gerçek Müslümanlardır. Bu ikinci yolu benimseyenlerin yeni yetişen nesilleri de aynı anlayış ve uygulama içinde eğitmeleri tabîî olmalıdır ve çok kere de böyle olmuştur.

Uzun atlama yaparak ülkemize ve zamanımıza gelelim:

Cumhuriyet devrimi cebrî kültür değişimini dayatmış, Batı'ya yönelmiş, daha öncesinde bize ait olan değerlerin dini ve ahlaki olanlarına en azından sırtını dönmüştür. Okullar devlete bağlı olduğu için resmi eğitim de bu yönde olmuştur. Buna karşı halk öz değerlerini korumak için direnmiş, ağır cezalar yüzünden bunu açık yapamadığı zamanlarda gizli (aile içinde) yapmış ve nesiller iki arada bir derede kalmışlardır. Bugün ülkemizde din, ahlak, kültür ve medeniyet anlayışı, inancı, yönelişi bakımından farklı iki kesim oluşmuştur ve bunların birbirine bakışı, “tahammül, adalet, hak ve hürriyet" çerçevesinde birlikte yaşamaya karar vermiş insanların bakışı değildir. İşte bu yüzden de kucaklaşma vaki olamamaktadır.

Çare zihniyet ve tutum değişimidir, kanaat önderlerinin buna karar vermeleri ve eğitim sistemini buna göre yeniden kurmalarıdır.

Zorla güzellik olmaz, hepsi benim olsun diyenler bir gün hepsini kaybetmeye mahkumdurlar.

23.06.2016

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi