www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Gönül köprülerine ne oldu? (Önceki makalenin devamı)

Gönül köprülerini, "bir toplumda yaşayan insanlar arasında sevgiye, saygıya, anlayışa, adil paylaşıma dayalı iyi ilişkilerin var olması" diye tanımlamıştım.

Çok kültürlü, birden fazla dava ve ideoloji sahibi kişilerin yaşadığı bir toplumda gönül köprüleri nasıl kurulacak?

Bunun İslam'da nasıl olacağını önceki yazıda kısaca açıklamıştım.

Seküler demokrasilerde teorik olarak insan hak ve özgürlüklerine saygı vardır. Gruplar, kendi taleplerini ve fillerini bu evrensel ilke çerçevesinde gerçekleştirmeye çalışacaklardır; her bir bireyin ve grubun hak ve özgürlük sınırı, başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermeyecek noktaya kadardır.

Böyle bir "toplum sözleşmesine" bağlı olarak yaşayan insanlar arasında, yukarıda tanımladığım manada gönül köprüleri oluşur mu?

Gönül köprüsünün en önemli unsuru sevgidir; bu sistemde o unsurun genel olarak oluşması beklenemez.

Diğer unsurların; yani karşılıklı saygı, anlayış ve adil paylaşımın oluşması mümkündür. Bunların olabilmesi için de farkı gönülden benimseme olmasa bile -bir arada ve barış içinde yaşama zorunluluğu sebebiyle- farka tahammül etme zarureti vardır.

Eğer bireyler ve gruplar "kendine iyi bak" kuralına göre hareket ederler, başkalarına ne olursa olsun yalnız kendi çıkarları, menfaatleri, davaları peşinde koşarlar ve daha da önemlisi araç olarak "demokrasilerde meşru olmayan" yöntem ve eylemleri kullanırlarsa kaosun yolu açılmış olur.

Türkiye'de tek parti döneminde devlet resmi bir dâvayı (din bağı yerine ırk adı taşıyan ulusçuluğu ve çağdaş uygarlığı) benimsemiş, buna gönülden katılmayan fertlere ve gruplara baskı uygulamıştı. Bu yanlış ve tehlikeli uygulamada devletin yanında yer alanlarla karşı olanlar arasındaki, önceden bir ölçüde var olan gönül köprüleri yıkıldı, baskı altında olan ve zulüm gören kesimler takıyye yapmak durumunda kaldılar. Çocuklarına "evde konuşulanları ve benimsenenleri okulda açıklamayın, öğretmenleri dinleyin ama bizim dediklerimize aykırı olanları gönülden benimsemeyin" şeklinde telkinlerde bulundular.

Hem farklı gruplar hem de halk ile devlet arasında zorunlu olduğu kadar bile gönül köprülerinin oluşabilmesi veya korunabilmesi için yanlış yoldan dönülmesi, halktan özür dilenmesi, gruplar arasındaki olumsuz duyguların yumuşatılması gerekiyordu; ne yazık ki bu sonuç bugüne kadar bile gerçekleşmedi.

Niçin?

Çünkü tek parti ideolojisine sahip olanlar iktidardan düşseler bile orada kalmaya devam ettiler, demokratik yoldan iktidara gelemeyince askeri devreye sokarak darbeler yaptırdılar, her bir darbe döneminde gönüller arasındaki olumsuz duygular daha da güçlendi.

Karşılıklı sevgi olmasa bile anlayış, haklara saygı ve adil paylaşım olabilirdi; insanlar bu ilkelerin hayata geçmesine tahammül gösterebilirlerdi, ama bu da olmadı.

Ezilenler, zulme uğrayanlar demokratik haklarını kullanarak zulme ve ayrımcılığa son verecek siyasetçileri iktidara taşıdılar, bu iktidarlar yıllarca sürüp gelmiş bazı haksızlıklara son verdi, karşı taraf (genel manada muhalefet) buna razı olmadı, tahammül edemedi, seküler demokrasilerde var olan hakların verilmesini "şeriat geliyor, laiklik elden gidiyor, inkılaplar ve ilkeler çiğneniyor" yaygarasıyla karşıladılar ve buna devam ediyorlar.

Ülkede üniversite öncesi okullarda otuz milyon öğrenci varsa, bunun bir milyonu İmam Hatip Okullarında ama buna tahammül edemiyorlar.

Ülkede isteyen hanım başını örtüyor, istemeyen örtmüyor, ama buna tahammül edemiyorlar.

Ülkede finans kurumlarının yüzde doksan beşi faizcilerin elinde, yüzde beşi de katılım bankalarında, ama buna tahammül edemiyorlar.

TÜSİAD var, mensupları büyüyerek yollarına devam ediyorlar, bunların yanında bir de MÜSİAD olmasına tahammül edemiyorlar.

Bu ülkede laik kanunların izin verdiği kadarıyla isteyen istediğini (İslam'a göre ayıp, günah ve çirkin olanları da) yapıyor, ama sivil veya resmi bir kısım insanların Müslümanca yaşamalarına tahammül edemiyorlar.

Her okuldan mezun olanlar çeşitli seviyelerde kamu görevlisi olabiliyorlar, ama İmam Hatip Okullarından mezun olanların bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı olmasına tahammül edemiyorlar...

Ey konuşmacı, şimdi soruyorum, gönül köprülerini kim ve ne zaman yıktı, bırakalım gönül köprülerini, farklılığa tahammül ederek barış içinde birlikte yaşama şartlarına kim uyuyor, kim uymuyor?

24.03.2016

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Ramazan Özel
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi