www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Ehl-i kitabın ahiret durumu

Dünkü yazımda verdiğim cevap yarım kalmıştı:

Ehl-i kitabın; yani İslam’dan önce kendilerine peygamber ve kitap gönderilmiş ama zaman içinde hem kitaplarının aslını kısmen kaybetmiş hem de vahye dayalı dinlerini bozmuş ve değiştirmiş olanların, Peygamberimiz'in tebliğine muhatap olduktan sonraki sorumluluklarını şu maddeler içinde özetleyebiliriz:

a) Peygamberimiz'in bu hitabını duyan ehl-i kitap ona inanmaz, ama onun “Lâ İlahe İllallah diyen cennete girer” sözünü kabul eder ve buna bağlı olarak cennete gireceklerine iman ederlerse ortada bir çelişki olur; çünkü Peygamber'in (s.a.) çağırdığı iman doğru ise kendisi de hak peygamberdir, kendisi hak peygamber değilse çağırdığı tevhîd de bağlayıcı, kurtarıcı bir iman esası olmaz. Şu halde Peygamberimiz'e muhatap olan, onun davetini sahih olarak duyan ehl-i kitabın kurtuluşu, onu peygamber olarak tanıyıp inanmalarına bağlıdır. Gördüğü, bildiği halde Kur’an’ı ve Muhammed Mustafa’nın (s.a.) peygamberliğini inkar eden bir kimse cennete giremez. Son Peygamber'in rehberliği olmadan ehl-i kitabın, batıl olan inançlarını tashih etmeleri de mümkün değildir; tecrübe, olup bitenler, kiliselerin resmi amentüleri bunu açıkça ortaya koymaktadır.

b) Peygamberimiz hakkında sahih bilgi edinememiş ehl-i kitap ve başkaları ise tevhîd kelimesinin ifade ettiği “tek Allah’a inanma” esasını “düşünce, inanç ve hayatlarında” gerçekleştirdikleri zaman cennete girerler.

İkinci soru şöyle idi:

Kur’an-ı Kerim’in ehl-i kitapla ilgili ayetleri bütün olarak göz önüne alındığında tarihsellikten bahsedilebilir mi?

Cevap:

Kur’an’ın ehl-i kitap ile ilgili âyetlerini ikiye ayırmak gerekir:

a) İnanç ile ilgili âyetler. Bunların tarihsel olmaları mümkün ve makul değildir, imanda hak her zaman haktır, batıl ve yanlış olan da her zaman batıldır, yanlıştır.

b) Ehli kitap ile ilişkileri düzenleyen âyetler. Bunlara da toptan tarihsel denemez. Savaş, barış, bunların şartları gibi konularda tarihi durum belirleyici olabilir.

Üçüncü soru:

Ehl-i kitapla “amentü”de ittifakımız var demek doğru mudur? Dini açıdan bunun bir sakıncası var mıdır?

Cevap:

“Ehl-i kitapla “amentü”de ittifakımız var demek” doğru değildir. Âmentüde ittifakımız olsaydı İslam onları “bizim âmentümüze” davet etmezdi. Evet ehl-i kitap da "Allah’a, peygamberlere, kitaplara, meleklere...” iman ediyor, bu söz de bu maksatla söylenmiş olabilir ama onların “Allah, kitaplar, peygamberler, melekler, ahiret” konularındaki inançları ile İslam inancı arasında çok önemli farklar vardır. Ehl-i kitab ile ortak inancımız (ortak söylem, ortak kelime ve imanımız) “Bir Allah’tan başka hiçbir varlığa tapmamak ve birbirimizi Rab yerine koymamak” olabilirdi; bu da genellikle olmamış ki, Allah Teâlâ Kur’an’da Ehl-ikitabı bu ortak inanca davet etmektedir (Âl-i İmran: 3/64).

Son iki yazımdaki ifadelerim benim düşünce, inanç ve yorumlarımdır. Kalemimden çıkmadığı halde, başkaları tarafından konuşmalarımın nakline dayanarak bana farklı inanç ve düşünce yükleyenler iftira ediyorlar ve onları günahlarıyla başbaşa bırakıyorum.

21.11.2014

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi