www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Kardeşlik hukukunda öncelik

İnsanoğlu bir ana-babadan meydana geldiği için ailenin diğer fertleriyle (akraba) soy bağı vardır. Evlenince de eşinin akrabası ile hısım olur. Bu akraba ve hısımların, yabancılara göre birbirine karşı hakları ve ödevleri vardır. Mesela yakınlık derecesine göre vefat edenin varisleri olurlar, muhtaç olanların erkek yakınları onların geçimlerini sağlarlar (nafaka yükümlülüğü), zekat, fitre, kurban eti gibi dini yardımlarda -nispeten uzak olduğu için nafaka alacaklısı olmayan- akrabanın önceliği vardır. Ancak bu hısım ve akraba Müslüman olmazlarsa bu hakların bir kısmından istifade edemezler; bu takdirde akraba olmayan din kardeşleri onların yerine geçer.

Etnik aidiyetlerin kaynağı da soy ve ırk bağıdır.

Kur'an'da anlatıldığı gibi Allah'a ve Peygamberine ve diğer iman esaslarına iman edenler, mezhepleri farklı olsa da din kardeşidir.

Din kardeşleri arasında daha dar sınırlar içinde kardeşlikler de oluşmuştur; bunların en yaygın olanları tarikat ve cemaat kardeşliğidir.

Adına kardeşlik denmese de siyasi parti, kulüp, tercih edilen bir yöntem ile İslami hizmet grupları arasında da kardeşliğe yakın bağlar vardır.

İslam soy kardeşliği kadar, hatta ondan daha fazla din kardeşliğine önem vermiş, din kardeşleri arasındaki ilişkinin "sevgi, saygı, yardımlaşma, dayanışma" çerçevesinde olmasını istemiştir. İşte iki hadis meali:

"Birbirine sevgi, merhamet ve şefkat bakımından müminlerin benzeri bir insan vücududur; bu vücudun bir organı hasta olursa diğer organlar da uykusuzluk, acı ve ateşle ona katılırlar."

"İki müminin ilişkisi, birbirine bağlanarak yapıyı ayakta tutan parçalar gibidir."

Yine İslam emaneti ehline vermemizi ve düşmanımıza bile adaletle muamele ve hükmetmemizi istemiştir:

"Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir." (Nisa:4/58)

"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Maide:5/8).

İnsanı etkileyen bu sosyal, dini ve tabiî bağlar bir yanda, Allah'ın emir ve talimatı bir yanda iken mümin kulluğunu nasıl gerçekleştirecek?

Eğer din bağı/kardeşliği ile diğer bağlar ve kardeşlikler çelişmiyorsa, her ikisinin hakkını aynı zamanda vermek mümkün ise problem de yok demektir. Burada aranacak nitelik akrabalık değil, işe ehil ve layık olmaktır. Hemen ifade edeyim ki, İslam hukukunda -birçok işte ve görevde- ehliyetin şartları arasında dindarlık ve güzel ahlak da vardır.

Aynı işi isteyen biri akraba diğeri de akraba olmayan ama işe daha ehil (liyakatli bu sebeple iş onun hakkı olan) bir mümin bulunduğunda iş akrabaya verilirse "emanet ehline verilmemiş", soy bağı, din kardeşliğine ve ehliyete tercih edilmiş olur.

Yardımda, sevgide, dayanışmada, meşru menfaat temininde ve taraf tutmada din kardeşliği, diğer bağların üstünde ve önünde olacaksa; adalet dağıtırken yakınlık veya düşmanlık değil, hak ve haklı gözetilecekse bu kuralı parti, tarikat ve cemaatlere de uygulamak gerekecektir.

Şikayetler, huzursuzluklar, kardeşlik bağının zayıflaması hatta yok olması, yerini nefretin alması, başımıza türlü felaketlerin gelmesi yukarıda özetlediğim kurallara riayet etmemekten kaynaklanıyor.

Allah'a iman eden ve bir gün ona hesap verme sorumluğuna sahip bulunan Müslüman, kendi cemaatinden, tarikatinden, partisinden diye bir kimseyi kayırır, onunla olan özel kardeşlik ve yakınlık ilişkisini din kardeşliğine ve liyakata tercih eder ve bu sebeple hakkı sahibine (hak edene, ehil ve layık olana) değil de hak etmeyene verirse veya bir şahsa veya gruba duyduğu kin, beslediği düşmanlık yüzünden adaletten ayrılır ve o kişiye zulmederse emaneti ehline vermemiş ve adaletle hükmetmemiş olur. Bunu yapanı tarikat, cemaat, parti ve akrabalık kurtaramaz; kul hakkına tecavüz ettiği için Allah da -o hakkı sahibi için almadan- affetmez.

Irk ve mezhep bağını din kardeşliğinin önüne geçirenler de tefrikacı ve fitnecidirler ki, Allah ve Rasulü bunları (tefrikacı ve fitnecileri) lanetlemiştir.

Ümmet birliğini bir türlü kuramayışımızın sebebi din kardeşliğinin hukukuna riayet etmeyişimizdir.

19.10.2014

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi