www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Bir mübarek gecenin gündüzünde 1 Mayıs

19. Yüzyıl'ın ortalarından itibaren yasaklamalara rağmen işçiler, birçok ülkede ve yerde haklarını aramak ve seslerini duyurmak için toplantı ve yürüyüş yapmışlar. 14-21 Temmuz 1889'da toplanan 2. Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü" olarak kutlanmasına karar verilmiş.

Bu iktidar zamanında, 2008 Nisan'ında, 1 Mayıs'ın "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir. Yani bu iktidar 1 Mayıs'a da, işçilerin seslerini duyurmaları ve haklarını aramalarına da karşı değil, aksine teşvikçidir.

Hukuk devletinde kanunlar, hukukun genel ilkelerine aykırı olsa bile değişinceye kadar uygulanırlar ve her vatandaş bunlara itaat ile mükelleftir.

Demokrasilerde sivil itaatsizlik, insan haklarına aykırı olan veya böyle kabul edilen mevzuat ile idari karar ve uygulamaların değiştirilmesi için yapılır, ancak bu hakkın kötüye kullanılması, başkalarının hak ve özgürlüklerine, ülkenin korunması gereken değerlerine zarar vermesi kabul edilemez.

İstanbul'da her yıl 1 Mayıs yaklaşınca âdeta yaşanacak bir savaş günü konuşulmaya başlanıyor. Bütün işçiler ve bütün sendikalar değil, birkaç sendika, kendi beyanlarıyla "hükümeti yıkmak, zafer kazanmak" için Taksim Meydanı'nda toplanmayı dayatıyorlar. Hükümetin buna izin verdiği yıllar da oldu. Bu yıl ise açıklanan makul gerekçelerle başka bir meydan tahsis edildi. İdeoloji savaşçıları yine itiraz ettiler, savaş hazırlıkları yaptılar ve tevafuk olarak mübarek bir gecenin gündüzünde huzuru ve günün manevi havasını bozdular, mala ve cana zarar verdiler, insanları endişeye sevk ettiler.

Bir sendika başkanının Kayseri'de yaptığı konuşmayı dinledim; muhtevalı, yapıcı, insaflı, tarafsız (hakkın ve hukukun yanında), hem ülkede hem dünyada yaşanan önemli olaylara ve haksızlıklara, vukuflu bir çerçevede temas eden bir konuşma idi. O sendikanın üyeleri ne yaktılar, ne yıktılar, ne devlete ve güvenlik güçlerine savaş ilan ettiler; onların günü güzel bir dertleşme ve kutlama günü olarak gerçekleşti.

Ülkesini ve milletini seven bütün insanımızın şu hususları bir daha hatırlamasında ve düşünmesinde fayda (hatta zaruret) var: Biz büyük bir devletin, yüce bir milletin; mirasına sahip çıkamamış, topraklarının yaklaşık yirmide ondokuzunu kaybetmiş, bir karışını feda etmemizin imkanı bulunmayan "küçülmüş yurdumuz"da yaşayan, farklılık içinde birlik, beraberlik ve huzuru gerçekleştirmekten başka makul ve meşru yolu bulunmayan çocuklarıyız. Farklı inanç, düşünce, hayat tarzı sahiplerinin, ötekini yok ederek bu ülkede tek başına yaşaması mümkün değildir. Öyle ise savaş yerine barışı, nefret yerine sevgiyi, bencillik ve zulüm yerine özgecilik ve adaleti tercih ederek, kavga etmeden konuşarak, özel düşünce ve değerlerimizi farklı olanlara anlatmaya çalışarak yaşamaktan başka yolumuz yoktur.

Başka (makul ve meşru olmayan) yollara sapanlara karşı cumhurun tavır koyması, ülkeye ve millete zarar verenlere cesaret verilmemesi de önemli tedbirler arasındadır.

"Reğaib Kandilimiz hayırlara vesile olsun" duamız, umarız güzel günlere çıkmamıza da vesile olur.

02.05.2014

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi