www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Müslüman'ın kırmızı çizgisi ve mesafesi

Yalnızca Müslüman'ın değil, bir hakikate inanan ve bir ahlak anlayışına sahip olan herkesin kırmızı çizgileri, ilişkilerinde faklı mesafeleri, değerlendirmelerinde müsbet ve menfileri vardır.

Bir kimse "Ben bütün inançlara, ideolojilere, hayat tarzlarına ve siyasi taraflara eşit mesafedeyim" derse ya onun kendine mahsus bir "hakikati ve ahlakı" yoktur; ona göre herkesin ahlakı ve hakikati eşit değerdedir, yahut da politika (takiyye) yapıyor, olduğu gibi görünmüyordur.

Müslüman'a gelelim:

Müslüman, Peygamberi'nin vahiy yoluyla alıp tebliğ ettiği bilgilerin "hakikat bilgisi", Peygamberi'nin temsil ve telkin ettiği ahlakın da "en güzel ahlak" olduğuna iman eder. Bu hakikata uymayan bilgiler ve inançlar hak değil, "batıl"dır. Bu ahlaka ters düşen ahlak anlayış ve yaşayışları da "güzel ahlak" değildir.

Müslüman bu hakikat ve ahlak anlayışına sahip olduğu için "herkesin dini ve ahlakı kendinedir" der, ama her din ve ahlaka eşit mesafede olmaz.

Bir kere vahye dayalı dinleri, beşer eliyle bozulmadan önce hak din bilir. Hz. Muhammed (s.a.)'den sonra bir tane hak din vardır ki, o da İslam'dır. İşte bu dinden başka insanların din edindiği her inanç, ister aslı vahye dayalı iken sonradan bozulmuş olsun, ister aslı da vahye dayanmamış, beşer tarafından uydurulmuş bulunsun bâtıldır, hak din değildir, bunlarla Allah'a makbul kul olmak mümkün olmaz. Kur'an diliyle bu dinlere mensup olanlar "halkın kötüleridir", hak dine iman eden ve inancına uygun yaşayanlar ise "halkın iyileridir". Ötekilerin ebedi alemde yerleri cehennem, berikilerin yerleri ise cennettir (Beyyine, 98/6-7). Bu paragrafta anlattığım inanca sahip olmayan Müslüman olmaz ve Kur'an'a uymuş bulunmaz.

Müslümanlar dünya hayatında, bir toprak parçası üzerinde hükümran olsalar ülkelerinde Müslüman olmayanlara da hayat hakkı (temel insan haklarını) tanır, batıl din mensuplarına da -onlar hiyanet etmedikçe, Müslümanların dinlerine ve hükümranlıklarına karşı savaşmadıkça- iyilik ve hakkaniyet çerçevesinde davranırlar. Bunlar da Kur'an'ın, Sünnet'in yani İslam'ın temel kurallarıdır. Ama kâfirlere din hürriyeti ve diğer temel insan haklarını tanımak ve vermek başkadır, onları hak dinin mensuplarına eşit bilmek, her alanda eşit muamele etmek, müminler ile onlara eşit mesafede bulunmak başkadır.

Ahlak konusu da böyledir. İslam'a ve Müslümanların icmaına ve örfüne göre "güzel ahlak" ne ise ona sahip olanlar ile, güzel ahlaktan sapanlara eşit mesafede olunamaz. Hem ferdi ve beşeri ilişkilerde hem de kamu hizmet ve istihdamında "iyiler" ile "kötüler" birçok konuda ayrı tutulur, farklı olanlara farklı muamele edilir. Mesela yalancının şahidliği kabul edilmez. Fasık (ahlak ve amelde açık kusuru olan) şahıslar birçok kamu hizmetine ehliyetli sayılmazlar.

Objektif (dışa vuran) imanda ve fazilette eşit olmayanlara eşit muamele etmek zulümdür.

Hasılı Müslümanlar kırmızı çizgilerini ve zorunlu mesafelerini kaybettikleri zaman kendilerini de kaybetmiş olurlar.

26.01.2014


(Site Editörünün Notu: Bu makalenin grafik versiyonu da bulunmaktadır, buradaki resime tıklayarak indirebilirsiniz:)

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi