www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Katılımcı demokrasi nasıl olacak?

Demokrasilerde halkın iradesi egemen olacak, halk temsilcileri vasıtasıyla iradesini ortaya koyacak, yasama bu iradeye göre yapılacak, yürütme, yargı ve denetim de yasalara uygun olarak icra edilecektir.

Bu kurallar teorik olarak tutarlı görünüyor, ama pratikte pek çok engelleyici durum var:

Başta temsilin imkansızlığı geliyor. Bir milletvekili bir yandan seçildiği bölgedeki binlerce insanın, diğer yandan da ülkesinin bütün insanlarının iradelerini temsil edecek; bu imkansızdır. Milletvekil(ler)i kendilerine oy veren insanların, yasama ve yürütme faaliyetlerinde ne istediklerini bilemezler, bilseler de -bu istekler çelişik olacağı için- onları temsil edemezler. Ayrıca parti disiplini gereği üstten alınan kararlara uymak durumundadırlar.

Temsil problemini bir ölçüde aşmak için katılımcı demokrasi, azınlığın haklarının ön planda korunması, azınlığın çoğunluğu engellemesi gibi bazı ilkeler icad edilmiştir. Ancak bunların da söylenişi kulağa hoş gelmekle beraber gerçekleşmesi mümkün değildir.

Önce katılımı ele alalım.

En yakın zamanlı bir örnek olarak Taksim Gezi Parkı konusunda katılımcı demokrasiyi uygulamaya kalkışalım.

Belediye birkaç proje hazırlasın, başkalarına da bu imkanı tanısın, sonra projeleri halka arzetsin, bir şık da "olduğu gibi kalsın" şeklinde olsun. Belli bir süre verilsin, süre sonunda bu projelerin hepsi belli oranlarda oy alacaktır. Bu arada projelerin bütün halka arzedilmesi imkansızdır ve bu da bir arızadır.

Şimdi azınlığın hakkı nasıl korunacak, uzlaşma nasıl olacak?

Azınlığın çoğunluğu engellemesi ilkesi işletilirse ve "olduğu gibi kalsın" diyen azınlığın dediği olursa projelerden vazgeçilecek, azınlığın dediği olacak; bu uzlaşma mıdır?

Projeler içinden en çok oy alan devreye sokulursa diğerlerini tercih edenlerin iradeleri nasıl temsil edilmiş olacak? Yalnızca onlara da sorulmuş olması temsil ve katılım ve dolayısıyla uzlaşma için yeterli olacak mıdır? Eğer böyle ise mesele yok, bu sistem işler, ama böyle olduğunu ve olacağını sanmıyorum. Her oy sahibi (veya grubu) kendi dediğinin olmasını isteyecek ve olmadığında buna gönül hoşnutluğu ile katlanmayacak (tahammül etmeyecek)tir, etmiyorlar.

Bu durumda iki tepki ortaya çıkıyor: Ya demokratik olgunluk dedikleri (ama meydanda pek görülmeyen) ahlak devreye giriyor, muhalif oy sahipleri hukuk içinde muhalafetlerini devam ettiriyor ve oylarını arttırmaya çalışıyorlar. Yahut da hazımsız, tahammülsüz, ham topluluklarda "istediklerini yaptıramayanlar" şiddete başvuruyorlar.

Eğer demokrasi uygun bir siyasi sistem olarak kabul ediliyorsa bunun tabii sonuçlarına da katlanmak (tahammül) gerekiyor; tabii sonucu "çoğunluğun istediğinin gerçekleşmesidir"; azınlıkta ve muhalefette kalanlara düşen de oyunu arttırmak için çaba göstermektir.

Şiddete başvuranlara müsamaha gösterenlerin demokrasi ile yakından uzaktan akrabalığı olamaz.

06.06.2013

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Ramazan Özel
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi