www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İki yanlıştan bir doğruya

İki yanlış yıllardan beri süren facialar dizisine, büyük ölçüde can ve mal kaybına sebep olarak sürüp gitti.

Birinci yanlış, hak aramak için silaha sarılmak idi. Her fert ve grup kendine göre hak saydığı bir şeyi elde etmek için silaha ve şiddete başvurursa bunların bulunduğu yerde ne güven, ne düzen, ne devlet, ne millet kalır; onlar birbirini yerken fırsat kollayan aç kurtlar (sömürgeci yabancılar) hepsini birden köleleştirir, yer bitirirler. Eskiden (mutlakiyet rejimlerinde) hak istemenin yolları daha dar, isteyenlerin işi daha zor idi. İyi kötü demokrasilerde bu yollar genişledi, hakka ve haklıya kulak tıkayan yöneticilerin belli süreler sonunda değiştirillme imkanı ortaya çıktı. Eğer çoğunluk ve onlara dayanan iktidarlar haksızlıkta direnirlerse uluslarası kurumlar ve baskı grupları devreye girebiliyor…

Öyle anlaşılıyor (veya inşaallah böyledir) ki, birinci yanlışın yolcuları bu yolun çıkmaz olduğunu idrak ettiler ve silahları bırakarak çareyi/çözümü siyaset kurumunda aramaya karar verdiler; bu herkes için hayırlı olan bir karardır.

İkinci yanlış hak isteyenlere karşı devletin şiddet kullanması idi; bu da yıllarca devam etti. Şunu unutmayalım ki, bu ülkede haksızlığa uğrayanlar yalnızca Kürtler değildi; İslam'a bağlı, dinini kamil manada yaşamak isteyen diğer unsurlar da şiddete maruz kaldılar, zindanlara atıldılar ve darağaçlarında can verdiler. Bu yolun yanlış olduğu çok açık olmasına rağmen ideolojik taassup kudret sahiplerinin gözlerini kör, akıllarını donuk hale getirdiği için yanlışın idraki çok gecikti ve bu millete çok pahalıya mal oldu. Şimdi iktidarda olanlar bu yolun da yanlış olduğunu, her ağzını açana, her hak siteyene sopa ve silah ile mukabele etmek yerine onları dinlemenin, istenen şey hak ve isteyen haklı ise bunu mutlaka yerine getirmenin tek meşru yol olduğunu idrak ettiler. Elbette her talep haklı değildir, bazı sloganların ve taleplerin arkasında gizlenen kötü emeller ve maksatlar olabilir; ama doğru olan, haklıyı haksızdan, objektif kriterler ile ayırmak ve mutlaka haktan ve haklıdan yana olmaktır.

Çözüm sürecinde benim en çok ilgilendiğim, üzerinde ısrarla durulmasını tavsiye ettiğim, teferruatın buna feda edilmemesi gerektiğine kani olduğum husus, "hak talebinde şiddet ve silah yerine siyaset kurumunun kullanılmasına karar verilmiş olması"dır. Bu ülkede yaşayan, bu ülkeyi ve milleti seven, bir damla kanın, bir gram millet servetinin boşa akmasından rahatsız olan ve ıstırap duyan herkes işte bu kararı desteklemeli ve bundan geri dönülmemesi için olanca gücünü sarf etmelidir.

Hak isteyen ve haklı olana şiddetle karşılık vermek ne kadar haksız, çirkin ve gayr-i meşru ise, "ya istediğimi verirsiniz veya zorla alırım" demek de o kadar haksız, çirkin, zararlı ve gayr-i meşrudur.

05.04.2013

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi