www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Cevaplar (2)

Kimse yok mu derneği ihtiyaç içinde olan birine ev eşyası verdi, daha sonra o kişinin durumu düzelince bu eşyaları öğrencilere vermiş, öğrenciler de taşınırken eşyaları dışarı atmışlar, eşyalardan biri kıymetli bir halı imiş. Halıyı çöpte görüp alan kişi bilirkişilere götürünce epey bir para ettiğini anlamış.. Halıyı bulan da borcu çok olan biri. Bu halıyı satıp parasını kullanmak doğru mudur?

Cevap:

Bir kimse sahip olduğu bir şeyi kaybeder de onu bir başkası bulursa buna "buluntu eşya: lukata" denir. Buluntu eşyanın sahibini bulmak ve malını ona teslim etmek ana kuraldır. Bulunan malın canlı, cansız, bulanın zengin yoksul... olması gibi durumlara ait farklı hükümler ve uygulamalar vardır.

Sorudaki halı buluntu eşya değil, terk edilmiş (atılmış, atık) eşyadır. Halıyı öğrencilere veren hibe etmemiş de âriyet (kullanıp iade etmek üzere) vermiş ise onu atanlar sorumlu olurlar. Ama atılmış eşyayı değerli de olsa bulanın kullanmasında sakınca olmaz. İslam'da israf haram olduğu için onu değerlendiren sevaba bile girmiş olabilir.

Soru:

Hem devlette hem de özelde çalışmak caiz midir? Devlet yasaklamış olsa bile dini açıdan hükmü nedir? İnsan devlette çalışmasındaki verimini düşürmeden özelde çalışmasında bir sakınca var mıdır? (bununla birlikte, dershanelerde çalışan oldukça fazla milli eğitim öğretmeni var. MEB da pek müdahale etmiyor)

Cevap:

Müminler, muhatapları müslüman, gayr-i müslim, dost düşman... kim olursa olsun verdikleri söze, akit ve ahidlere bağlıdırlar, onu yerine getirmekle yükümlüdürler. Devlet tüzel kişidir ve milyonlarca insanı temsil etmektedir. Devlet atama yaparken, iş verirken şahıslarla sözleşme yapıyor, şahıslar bu sözleşmeyi kabul ediyorlar. Sözleşmeye aykırı hareket "ahdi bozmak, sözünde durmamak, şartları yerine getirmemek" demektir ve zaruret hali dışında caiz değildir.

Soru:

Biri içki içilen yerde Kuran okumaya zorlanmış, ilaç adlarını okumuş. Böyle bir yerde Kuran okunması caiz midir? Okuyan vebale girer mi? Karşıdakinin ihya olma ihtimaline dayanarak okunsa yine de sakınca oluşturur mu?

Cevap:

Bir mümin, zaruret bulunmadıkça içki içilen yerde bulunmaz, kalmaz, vakit geçirmez. Bilmeden veya mecburiyetten bulunmuş ise ilk fırsatta orayı terk etmesi gerekir. Böyle bir yerde Kur'an okumanın maksadına bakmak gerekir. Mesela bir mümin içki içen birinin yanına giderek yaptığının haram olduğunu söyler, gerekirse içkiyi haram kılan ayeti ve hadisleri okuyabilir. Sorudaki şahıs Kur'an okumaya zorlandığına göre karşı tarafın maksadının kötü olduğu anlaşılıyor; bu durumda onları "ilaç adlarını okuyarak" aldatmak ve durumu kurtarmak –başkasına gücü yetmeyenler için– güzel bir kurtuluş yoludur.

Soru:

Benim işim otomobil satışı. Bu satış işleri bilindiği üzere çoğunlukla kredili satışlar. Bizim işimizde maaş düşük pirim usülü çalışma sistemi vardır. Şimdi kullandırdığım her kredi için bana prim verilmekte bu da aylığıma yansıtılmakta. Bu durumda faizle kredi satan bir firmanın kazancından para kazanmaktayım yani bizzat kredi işlemlerini ben yapmaktayım. Peki benim gibi birinin kazandığı bu para için nasıl bir açıklama yapılabilir?

Cevap:

Geçiminizi sağlayacak bir iş bulur bulmaz oradan ayrılın. Faize aracılık ederek kazanılan para helal olmaz.

13 Temmuz 2012 Cuma

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi