www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Ali Cum'a diyor ki (3)

S- Dini kurumların ve bu arada sizin fetva dairenizin devrim kervanına katılmada geciktikleri, hatta sizin "gösteriler caiz değil" şeklinde bir fetva verdiğiniz yaygın olarak söyleniyor?

C- Bu tamamen yalandır. Gösterilerin haram olduğuna dair fetva veren bir müftü de tanımıyorum. Ben bu vazifeye geldiğim zaman barışçı (şiddet ve silah bulunmayan) gösterilerin caiz olduğuna dair fetva yayınladım.

S- Bu takdirde siz devrim sürecinde gençlere katıldınız veya onları yönlendirdiniz?

C- Kesin olarak böyle. Gençler Tahrir meydanında toplandılarında tutuklanmaktan korkuyorlardı; onlara şunu söyledim -bu sözüm yayınlandı- : Ey cemaat, burada bir kayıp halka var, gelin bir zamanlar Arabların uyguladığı, Peygamberimizin (s.a.) de uyguladığı o kayıp halkayı ihya edelim; onun adı "himaye"dir. Eğer güvenlik güçlerinin sizi yakalamasından korkuyorsunuz sizi himayem altına alıyorum, sonra da ben sizin himayeniz altına girerim, bize hükmedersiniz biz de size bayrağı teslim ederiz. Eğer biri çıkar da Allah'ın dini konusunda bana baskı yaparsa derhal istifa ederim, işte istifa dilekçem, cebimde!

S- Şu halde gösteriler yöneticiye baş kaldırmak değil!

C- Kesinlikle öyle; gösteriler ma'rufu emir, münkeri nehiy mahiyetindedir (meşru olanı, dince gerekli bulunanı gerçekleştirmeye ve yanlış, gayr-i meşru olanı ortadan kaldırmaya yöneliktir). Bizim korkumuz kan akmasıyla ilgilidir; kan akınca biz çekiniriz. Peygamberimiz (s.a.) Kâbe'ye bakarak şöyle buyurmuştur: "Allah katında senin değerin ve dokunmazlığın ne kadar önemli! Ama bir müminin kanı (hayatı, canı) Allah katında senden daha değerlidir, dokunulamazdır". Hakaret ve küfür konusu da böyledir. Bize güzel ahlakı Peygamberimiz (s.a.) öğretti, bu ahlakın içinde hakaret ve küfür yoktur; hatta karşı taraf da Allah'a küfretmesin diye müşriklerin putlarına sövmek dahi yasaklanmıştır. Peygamberimiz "Ya hayırlı bir şey söyle veya sus" demiştir. Zor da olsa, ideal de sayılsa sabretmeli bu ahlakı hayatımıza taşımalıyız. Peygamberimiz Mekke'yi fethedince kendisine, İslam'a ve ümmete kast eden düşmanlarına şöyle seslendi: "Şimdi size ne yapacağımı bekliyorsunuz!" Onlar "Sen kerem sahibi bir kardeş ve kerem sahibi bir kardeş çocuğusun!" dediler, "Hadi gidin, serbestsiniz" cevabını verdi.

S- Bazı çevreler, "gösteriler ve devrim her şeyi elde edinceye kadar devam etmelidir" diyorlar?

C- Devrim bize yıkmayı değil, yapmayı öğretti. Şa'râvî'nin dediği gibi "devrim kötü olanı (fesadı) yıkmalı, iyi ve doğru olanı yapmalıdır. Devrim iyi ve doğru olanı yıkmaya yönelirse ona katılamayız."

S- Fetva dairesi, devrimden sonra gençler üzerinde daha etkili olmak ve onlarla daha sıkı ilişki içinde bulunmak için neler yapacak?

C- Biz üç nokta üzerinde yoğunlaşacak ve bunları sokağa hakim kılmaya çalışacağız: Doğru (sahih) bilgi, doğru dâva ve doğru ibadet. Biz Mısır'ın "orta yol, orta yöntem" örneği olmasını istiyoruz ve burada yıkmanın yapmaya, mescidin sacide (secde eden mümine) tercih edilmemesini talep ediyoruz; hareketin önüne şuuru, yıkmanın önüne yapmayı geçiriyoruz.

S- Bunun araçlarını oluşturdunuz mu?

C- Araçlar zaten var, biz bunları uygulayacağız ama en geniş sınırıyla ve hürriyet içinde...

S- Bazıları Ezher'in başkanı (şeyhu'l-Ezher) ile Mısır müftüsünün bu vazifelere seçimle gelmeleri gerekir diyorlar.

C- Seçim iki şekilde olur: İntihab ve ihtiyar.

İntihabda temsil hedeflenir; yani intihab edenler, bu manada seçenler seçtiklerinin kendilerini temsil etmelerini isterler. İhtiyarda ise ihtisas ve ehliyet esastır; yani bu manada seçilenlerin makama ehil ve işinin uzmanı olması istenir. Demokrasiyi doğru anlamak gerekir; dünyanın hiçbir yerinde böyle makamlara "temsil" manasında seçimle tayin olmaz, ehliyet aranır ve bu da belli seçiciler tarafından tespit edilir. Mısırda 1900 yılından beri Ezher başkanları, Büyük Alimler Heyeti tarafından seçilir ve sonra tayin edilir. Temsile yönelik ve kişinin kendini aday göstermesi, ortaya programını koyması, başka adayların da çıkması, rekabet, çekişme... bu makamlar ile bağdaşacak şeyler değildir.

S- Son olarak gençlere mesajınız nedir?

C- Gençlere "ilim, ilim, ilim" diyorum. Bizim her şeyden önce ilme ihtiyacımız var, problemlerimizi ilim çözecek. Biz halen ilmin kırıntılarıyla yetiniyoruz. Bundan sonra mesela Kore gibi yapmalıyız; onlar bütçeden eğitime % 80, diğer alanlara % 20 ayırdılar. Devlet dışında sivil toplumun da bu amaca ağırlık vermesi gerekiyor. Mesela Mısır Hayır Cemiyeti'nin ilk hedefi ilim (öğretim-eğitim), sonra ilmi araştırma, sonra sağlık, sonra sosyal dayanışmadır.

17 Nisan 2011 Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi