www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Taraflı bağımsız yargı

Halk veya temsilcileri tarafından seçilmeyecek, halkın temsilcileri tarafından denetlenemeyecek, tayin, terfi, nakil vb. tasarruflar tamamen kendi elinde olacak bir yargı isteniyor ve buna da "tam bağımsız yargı" deniyor.

Yargıyı kim temsil ediyor, yargı denince kimleri hatırlıyoruz?

Hakimler, savcılar, bilirkişiler, avukatlar...

Bunların tamamı insan; ete kemiğe bürünmüşler, diğer insanlardan biyolojik, psikolojik, sosyal olarak temelde ayrılıkları yok. Onların da inançları, ideolojileri, maddi ve manevi ihtiyaçları ve eğilimleri var.

Yapılan baro vb. seçimlerine bakıyoruz, hukuk adamlarının çoğunluğunu kemalist, statükocu ve -nasıl oluyorsa aynı zamanda- solcular veya CHP zihniyetli olanlar teşkil ediyorlar.

Mahkemelere bakıyoruz "sizin ve bizim" mahkemeler var. Aynı davada, aynı deliller ve belgelerle, aynı şahısları tutuklayanlar var, serbest bırakanlar var, mahkum edenler var, beraat ettirenler var.

Bir tarafta halkın gerekli çoğunluğu ile iş başına gelmiş ve milli iradeyi temsil eden, millet adına kanun çıkaran, millet adına yürütmeyi yapan Meclis ve hükumet var, bir tarafta "bağımsız, ama taraflı" yargı var; milletin temsilcileri yapıyor, yargı bozuyor ve her bozduğu tartışma konusu oluyor. Bilgi ve tecrübesi ile temayüz etmiş hukukçular birçok "Anayasa Mahkemesi ve Danıştay" kararları için "yanlış, hukuka aykırı, buna (mesela yerindelik açısından bakmaya) hakları ve yetkileri yok..." diyorlar. Ama yargı yapıyor ve oluyor.

Mesela Danıştay, işine geldiğinde bir davayı bir veya iki günde karara bağlıyor, işine gelmediğinde yıllarca bekletiyor.

HSYK beğenmediği hakim ve savcıları meslekten atıyor, yetkilerine ambargo koyuyor, beğendiklerini ise yerinde bırakıyor, terfi ettiriyor, yetkisini arttırıyor. Bu noktada beğenme ölçüsü bazen ideolojik ve taraftarlık oluyor.

Yargının durumu böyle iken bizden, yargıya mutlak olarak güvenmemiz, Meclis'e ve hükümete ise güven duymamamız, hükümet ve Meclis ile idari ve siyasi mahkemeler çatıştığı zaman "Yargı ne derse o olsun" dememiz isteniyor.

Bu noktada TÜSİAD Başkanı'nın medyaya yansıyan bir ifadesini hatırlayalım:

"Meclis'teki sandalyelerin çoğunluğunu almış bir partinin varlığının bile bir yargı mensubunun iki dudağı arasından çıkacak bir söze bağlı olması Türkiye'ye yakışmıyor; iş dünyasının, yatırımcıların önünü görebilmesi için siyasi istikrar önemlidir."

Yargı son tahlilde "millet adına" hüküm veren, iş yapan bir erktir. Yargı millet iradesi ile ters düşerse, siyasi ve ideolojik bir taraf olursa, çözüm nedir, ne olacaktır?

Hukukçuları bu noktada düşünmeye ve çözüm bulmaya davet ediyorum.

02.04.2010

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi