www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Bu ülke vatandaşlarının tamamı Türk mü?

Konuya girmeden önce merhum babamın yedi sülalesinin Erzurum Oltu'dan ve Türk, merhume annemin de soyunun Ahıska Türkü olduğunu, hicret edip Çorum'a yerleştiklerini, benim Türk soyundan gelmiş olmaktan doğan bir şikayetimin, bir meselemin olmadığını kaydedeyim.

Ama bu günlerde yine tartışılan "millet, ulus, milli kimlik, etnik kimlik..." gibi konular içinde "Türk" kelimesine verilen, verilmek istenen mana ağırlıklı bir yere oturuyor.

Kendilerini Türk olarak görmeyen, hissetmeyen, başka soydan olan, başka bir ana dili bulunan vatandaşlarımızın bir kısmı (bir kısmı olması problemi küçültmez) kendilerine Türk denmesini kabul etmiyorlar; herkese "TC vatandaşı" densin istiyorlar. Tabii istek bu noktada kalmıyor, kültürel ve siyasi alanlara da sıçrıyor, olacak ve olmayacak birçok talep gündeme geliyor, ancak bunlar şu yazıda mevzu dışı kalıyor.

Bir kısım vatandaşlar da Türk kelimesinin yalnızca bir etnik kimliği ifade etmediğini, bazılarına göre "Müslüman", bazılarına göre de "TC milleti ve vatandaşı" manasına geldiğini, bu yüzden anayasada "bütün vatandaşlara Türk denmesinin sakıncalı değil, gerekli olduğunu" savunuyorlar.

Karşılıklı iddialar yıllardır sürüyor, tartışmalar devam ediyor, ama zorla kabul ettirme dışında bir çözüme ulaşılamadığı da görülüyor. Zorla kabul ise demokrasi ile bağdaşmadığı için demokratikleşme genişledikçe hak talebi güçleniyor ve artıyor.

Ben tarihçi, değilim, ancak tarih okumalarımda, geçmiş zamanlarda kurulan onlarca Türk devletine, devleti kuran ve yönetenler tarafından -ki, bunların kahir ekseriyeti Türk'tür- "Türk devleti" ve halkına da "Türk halkı" dendiğini bilmiyorum. Devlet hanedan adıyla (Selçuklu, Osmanlı...) millet de "teb'a, raiyye, millet, ümmet, ehali" gibi isimlerle anılıyor. Emevîler katı bir Arap milliyetçiliği davası başlatıp sürdürüyorlar, ama Abbâsîler'den itibaren bu dava da gevşiyor, genellikle İslam alimleri "kavmiyet dâvasına" meşru olarak bakmıyorlar.

Belli bir tarihten sonra Batı'da ulus devlet fikri ve uygulaması başlıyor, salgın hastalık gibi yayılıyor ve İslam ümmetinin bünyesine uymadığı halde -biraz da ümmeti parçalamak isteyenlerin iğvası ile- İslam dünyasına da giriyor. Bugün maalesef ümmet (İslam'ı benimsemiş, çeşitli ırklardan ve alt kültürlerden oluşan insan topluluğu) uluslara bölünmüş durumda ve bazıları bazıları ile düşman gibi mücadele ediyor, hatta savaşıyorlar. Her bir ulus içinde de -İslam yerine etnik aidiyete öncelik verildiği için- etnik guruplar arası çekişme, ayrılık gayrılık büyüyerek gelişiyor ve mesele oluyor.

Bu işin içinden çıkmak için, Müslümanların kahir çoğunluk olarak yaşadıkları ülkelerde ya İslam'ın üst kimlik olarak kabul edilmesi veya -ülke laik ise- belli bir etnik kimlik yerine kapsayıcı isimlerin bulunması kaçınılmaz hale gelmiş gözüküyor.

04.09.2009

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi