www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Hukuk yargıyı bağlamaz mı?

Tarafsız hukuk uzmanları Ak Parti'nin kapatılması için açılan dava hakkında konuşurken haklı olarak "hukuk yalnızca yasama ve yürütmeyi değil, yargıyı da bağlar" diyorlar.

Önemli bir açıklamaları daha var:

İç hukuk, altına imza attığımız bağlayıcı dış hukuk ile çeliştiği/çatıştığı takdirde dış hukuk (mesela AİHS, AB mevzuatı) geçerli ve egemen olur.

Açılan davada bu iki temel kurala uyulmadığı apaçık ortadadır.

AB mevzuatı ve uygulamasında, bizim savcının gerekçeleriyle parti kapatma diye bir şeyin olmayacağı, olmadığı ispata muhtaç değildir.

Bu davayı açarken yargının hukuka uygun davranıp davranmadığına gelince birkaç günden beri bu konunun hukukçular tarafından hararetle tartışıldığı görülmektedir. Bu tartışmalardan benim çıkardığım sonuç şudur: Tarafsız hukukçulara göre bu davayı açarken savcı, hem AB mevzuatına hem de iç hukuka aykırı davranmıştır. Şöyle ki:

Anayasanın 68. maddesinin 4. fıkrasına göre "Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez."

Ak parti'nin tüzük, program ve eylemlerinin bu fıkra şümulüne girmediği açıkça görülmektedir. Çünkü iddianamede sıralanan gerekçelerin tamamı "insan hakları içinde yer alan "düşünceyi açıklama ve din hürriyeti" ilkelerinin uygulanması ile ilgilidir; yani savcı, bu iki ilkenin uygulanmasını suç (parti kapatma sebebi) sayarak çelişkiye düşmüş, hukuka aykırı hareket etmiştir.

Ak partililer ne yapmışlar?

Kendilerine oy veren seçmenlerin ısrarla istedikleri bazı hak ve hürriyetleri gerçekleştirmek, bazı haksız yasakları kaldırmak için "hukuka dayanarak, gerekçesini laiklik ilkesi dahil anayasa ve hukuka bağlayarak, laikliği kaldırmayı değil, doğru anlayıp uygulamayı hedefleyerek" hareket etmişler, bazı açıklamalarda ve teşebbüslerde bulunmuşlar. Laikliğin, hak ve hürriyetlerin gereğini yapmayı "parti kapatma sebebi" saymak en azından bir "hukuk ayıbı"dır.

Savcının iddianamesi, 69. maddenin ilgili fıkrasına da aykırdır. Çünkü bu fıkraya göre:

"...Bir siyasî parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır."

Bu odak olma durumuna anayasa mahkemesi karar verecek, ancak Ak parti üyelerinin söz ve eylemlerinin bu fıkra şümulüne girmediği de -tarafsız hukukçulara göre- açıktır.

Peki durum bu kadar açık ise bu dava niçin açılmış, bunca zarar niçin göze alınmıştır?

Bu olumsuz durumun oluşmasında iktidar partisinin de kusuru var mıdır (Meşhur meselimize göre bütün suç hırsızın mıdır, yoksa ev sahibinin de suçu var mıdır)?

Gelecek yazıda bu sorulara cevap arayalım.

20.03.2008

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi