www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Şimdi de abdeste taktılar

Bir müzenin tuvaletindeki lavabo musluğundan abdest alan başı örtülü kızları gören "modern bayan" bundan tiksinmiş, lavaboda ayak yıkamayı hijyene aykırı bulmuş, burada da hak ve hürriyetlerinin (hijyenik bir ortamda ellerini yıkama hakkının) ellerinden alındığını heyecanlı bir üslupla anlatmış. Bir başka "modern bayan" -aynı zamanda "sanatçı" imiş- böyle yerlerde başlarını örten kız ve kadınların "ne işi var" diye şikayette bulunmuş.

Önceki yazımda alıntıladığım insan hakları belgesinin ilgili maddesi, "açık ve gizli, tek başına ve toplu halde inancın uygulanmasını" bir hak olarak tanıyor. Namaz kılan bir Müslüman kadın (başı açık olsun, örtülü olsun) namaz vakti gelince onu kılmak mecburiyetindedir. Kılmadığı zaman günah işlediğine inanır, bundan dolayı üzülür, bunalır, mutsuz olur.

Durum böyle olunca büyük bir yüzdesi Müslüman olan ve onların da büyük bir yüzdesi namaz kılan bu ülke insanlarının dini vazifelerini yerine getirebilmeleri için gerekli tedbirleri almak devletin ve yerel yönetimlerin (müze vb. yaptıran özel kesimin) vazifesi değil midir? Bu tedbirler alınmadığında "dini uygulama" önüne engel konmuş, bir "kamusal baskı" yapılmış olmaz mı?

Spor, eğlence, eğitim ve öğretim gibi insan hak ve ihtiyaçlarını karşılamak için devlet ve yerel yönetimler trilyonlar harcıyorlar. Kalabalıkların bulunduğu (kamuya açık) yerlerde isteyen vatandaşların abdest alıp namaz kılmaları için uygun mekanlar hazırlansa ve buralarda kadınlara mahsus yerler ayrılsa "laiklik elden gider mi", yoksa insan hakkının (dileyenin inancını yaşaması hakkının) uygulanmasına yardımcı olunarak "laikliğin de gereği" yerine getirilmiş mi olur?

Yoksul evsizlere ev bulmak toplumun ve devletin vazifesidir. Devlet bu vazifesini yapmazsa köprü altlarının ve parkların mekan tutulmasına kimse mani olamaz.

Müslümanlarda kadın erkek ilişkilerinde sınırlar vardır; kadın, erkeklerin bulunduğu yerde başını açarak abdest alamaz. Kadınlar için tuvalet yapıldığı gibi bir de uygun yere abdest musluğu konabilir. Şimdi gelelim lavaboda abdest alana ve başı örtülü olarak müze gezmeye gelenlere tepki gösteren "modern" bayanlara (ve baylara).

Bir kere abdest alan kadının ayağı, tuvaletten çıktıktan sonra elini yıkayan modern bayanın elinden mutlaka daha kirli olamaz. İkisi de kirli ve temiz olabilir. Lavabolarda "burada ancak elleri temiz olanlar el yıkayabilir" diye bir kural olamaz. Başka bir yer yoksa orada abdestini alacak kadınlar ve erkeler de olacaktır.

Müze ve kütüphaneleri dolduran kadınların bir kısım "modern görünüşlü" olanlarından, "bir kısım başı örtülü olanlar" oraların hakkını vermede daha liyakatli olabilirler.

Bu ülkede inanma, dini anlama ve yaşama bakımından farklı kesimlerin bulunduğu bir gerçek olduğuna göre birlikte yaşamanın tek yolu "birbirine tahammül"dür. Bir kesim diğerinden iğrenirse karşısındaki de ondan iğrenir ve birbirinden iğrenenler bir arada olamazlar.

13.01.2008

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi