www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Anayasa'da korunacak haklar

E. Özkök bir yazısında özetle "Anayasa'ya başörtüsü yasağının kaldırılmasına dair bir madde konması halinde bunun, Anadolu üniversitelerinde başını örtmeyenlere karşı bir baskı oluşmasının zeminini hazırlayacağını; başını örtmeyen, oruç tutmayan... birkaç öğrenci nerede varsa Anayasa'nın, asıl onların haklarını koruması gerektiğini" ifade ediyor.

Ülkede bir kişi de olsa farklı inanç, düşünce ve hayat tarzı hakkının korunmasının demokrasi ve insan hakları gereği olduğu malum olmakla beraber bunun mutlak olmadığı da bilinmelidir. Çocukların alacağı din eğitim ve öğretimi ile bireye ait hakların belli sebeplerle kısıtlanabilir olması yukarıdaki ifademizi teyit etmektedir.

Bütün insan hakları belgelerinde küçüklere verilecek din eğitim ve öğretiminin, velilerin isteklerine göre yapılacağı ilkesi yer almaktadır. Şu halde ana ve babanın çocukları için bir dini seçmeleri ve onun eğitimini vermeleri "pekala baskılı yönlendirme sayılacağı halde" bu baskı meşru görülmektedir.

Özgürlüklerin gerektiğinde kanunla kısıtlanması şu sebeplere dayanmaktadır:

"Kamu güvenliği, düzeni, sağlığı, genel ahlakı, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması".

Yukarıdaki sebeplerden biri oluştuğunda bireyin bazı hak ve özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Bu da bir baskı olduğu halde hukuk bu baskıyı meşru görmekte, hakkı kısıtlanandan toplum (bazen çoğunluk) için fedâkârlık beklemektedir.

İlgili insan hakları belgelerinde "... din ya da inanca dayalı olarak insan hakları ve temel özgürlüklerin eşitlik temeli üzerinde tanınması, kullanılması ve bunlardan yararlanılması" ifadesi yer almaktadır. Buna göre de azınlığın (mesela başını örtmeyen, oruç tutmayan birkaç kişinin) hakları korunurken eşit olarak başını örten ve oruç tutan çoğunluğun da haklarının korunması insan hakları gereği oluyor.

Şimdi asıl tartışma noktasına gelelim:

Azınlık veya çoğunluk, hak ve hürriyetini kullanırken farklı olanlar bundan -yalnızca farklıların bulunması, haklarını kullanmaları ve birlikte yaşamalarından- rahatsız oluyor, kendilerini baskı altında hissediyorlarsa, bunların hatırı (hakkı) için diğerlerinin hak ve özgürlüklerini kısıtlamaya kalkışmak hangi insan hakları ilkesine sığıyor? Azınlıkta kalanlar insan da çoğunluk olanlar insan değil mi? Eğer bu kısıtlama meşru görülüyorsa sonuç, her bakımdan tek tip bir topluluk oluşturmaya, farklılıkların ortadan kaldırılmasına gitmez mi? Bunun da adı faşizm değil midir? Böyle bir gidişte insan hak ve hürriyetlerinden söz etmek mümkün müdür?

Hoşgörüsüzlük ve tahammülsüzlük bir kesimi, yaşadıkları toplumda farklı bir fert görmemeyi hedefleme noktasına kadar getirmiştir. "Baskı, bireyin ve azınlıkta kalanların hakları vb." diyerek hedeflenen yapı, farklılığın ortadan kaldırılmasıdır ve bunun ne demokrasi ile ne de insan hakları ile bir ilgisi vardır. Tek dayanağı farklılığa, belli bir kesimin din özgürlüğünden yararlanmasına karşı tahammülsüzlüktür.

2.12.2007

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi