www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Cuma Yazıları

Talep üzerine haftalık iki yazıyı üçe çıkaracağımızı daha önce açıklamıştık. Bu üç yazıdan ikisi (Perşembe ve Pazar yazıları) eskiden beri yazılanlar gibi olacak. Cuma yazısını ise özellikle dini konulara ayıracağım.

Aslında bir Müslüman'a göre hiçbir konu din sınırının dışında olmaz. "Din işleri, dünya işleri" şeklinde bir ayrımdan söz edilir, ama bu ayrım, laik sistemlerdekine benzemez. Onlarda din, en azından teorik olarak yalnızca bireyin hayatı içinde olur ve dünya (bu arada devlet) işlerine karışmaz, müdahale etmez, onları etkilemez. İslam'da ise din, dünya (devlet, siyaset, sosyal hayat...) işlerine de karışır, bu alanlarla ilgili bağlayıcı veya tavsiye şeklinde açıklamalar yapar, kurallara esas teşkil edecek sözlere (naslara, metinlere) ve uygulamalara yer verir. Evet insan hayatında bir serbest (mubah) alan vardır, ama bunu belirleme, sınırını çizme, mubah olduğunu açıklama yetkisi de beşere (insanlara) değil, dine (Allah'a) aittir.

Kurallar böyle olmakla beraber günlük dilde "dini olan ve olmayan", "dine ait, dünyaya ait" gibi ayrımlara yer verilir.

Bizim Cuma günleri yazacağımız yazıların "dini olması"ndan maksadımız, Müslümanların günlük hayatlarında karşılaştıkları dini meselelerdir (neyi nasıl yapacaklarına, darlıkları nasıl aşacaklarına, harama girmeden başarılı bir dünya hayatını nasıl yaşayacaklarına dair sorulardır).

Gazetede bulunan mail adresime daha önce de sorular geliyordu ve bunların önemli bir kısmını, soru sahibine hitaben cevaplandırıyordum. Bundan sonra Cuma günleri bu köşede cevap vereceğim.

Gizli kalması, başkalarına açıklanmaması gereken konulara yine özel cevaplar vereceğim veya soru sahibinin ismini açıklamadan cevap yazacağım.

Herhangi bir cami imamına veya ilmihale (din bilgisi kitabına) başvurarak öğrenilmesi mümkün olan dini bilgileri köşemde vermeyebilirim. Okuyucularımın tembellik etmeyip kitap okumalarını da istiyorum.

Aynı soruya farklı kişiler tarafından farklı cevapların verildiğinden şikayet ediliyor.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, cevap verenin ehliyetidir. Dini konularda konuşan, yazan kimseler, bu işleri bilenler tarafından "ehil" bulunuyorsa onların açıklamalarına itibar edilir. Bunlar da farklı cevaplar veriyorlarsa "usul ve anlayış" farkından kaynaklanmış olur ve bu takdirde soru sahibi kafasına ve kalbine yatanı alır, uygular, sorumluluktan kurtulur.

Bana zaman zaman şu cümleyi ihtiva eden mektuplar geliyor: "Sen şu konuda şöyle bir fetva verdin, bunun sorumluğundan korkmuyor musun?"

Elbette sorumluluktan korkuyor ve bunun için elimden gelen gayret ve titizliği gösteriyorum. Ama bir konuda bir sonuca, bir kanaate varmış isem onu açıklamam gerekir. Soruyu cevapsız bırakmak da, halktan korkarak doğru bildiğimi değil de birilerinin hoşlanacağı cevapları yazmak da caiz değildir; asıl bunun sorumluluğundan korkmak gerekir.

27.07.2007

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi