www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Sıkmabaş ne demek?

"Bir okuyucu" diye başlasam doğru olmaz gibime geldi; çünkü tesadüfen benim yazımı okumuş olan birisine veya "Bakalım onlar ne yazıyor?" diye yazılarıma bakanlara "okuyucum" dersem, okuyucularıma haksızlık etmiş olurum. İşte öyle birisi, geçen günlerde yazdığım "Tunus'ta laik kesim ile İslamcıların başörtüsü konusu da dahil olmak üzere bazı konularda uzlaşmış olduklarına" dair yazı münasebetiyle bana gönderdiği mektupta şöyle diyor:

"Sizin başörtüsü dediğiniz, bizim anamızın, bacımızın başındaki örtüdür.

Yasak olduğunu söylediğiniz ise sıkmabaşdır. Sıkmabaş, ideolojik bir semboldür. Yasak olması doğaldır. İslam dini ile bir ilgisi yoktur.

Ha bir zamanlar ülkücüler bıyık bırakırdı, devrimciler parka giyerdi işte onun gibi bir şey. Modadır, zamanla o da gelir geçer." (Ramazan).

Yine geçmişte yazdığım bir yazıda emekli general Hurşit Tolon'un da buna benzer sözler ettiğini nakletmiş, ona gerekli cevabı vermiş (daha doğrusu belki yararlanır diye bilgi vermiştim).

Sayın Tolon bahsettiğim konuşmasında sıkmabaş diye ifade ettiği başörtüsü biçimini, başın ön tarafını örten bir parça üzerine giyilen eşarp olarak tarif ediyor, bu kıyafetin rahibelerinkine benzediğini ve ayrıca siyasi bir sembol olduğunu söylüyordu.

Bir tv. konuşmasında Emre Kongar da ısrarla sıkmabaş ifadesini kullanıyordu.

Bu örneklerden şunu anlyorum: Gerek bu ifade ve gerekse genç kızlarımızın başörtüsü karşısındaki bu olumsuz tavır, belli merkezlerde oluşturulup yayılıyor.

Bu sivil ve asker kocaman adamların bilgi eksikliği yüzünden böyle konuştuklarını kabul etmek mümkün değildir. Bunlar, şekli nasıl olursa olsun dindar Müslüman bayanların kullandıkları başörtüsünün dinle ilgisinin bulunduğunu, örtenlerin, bunun farz olduğuna inandıklarını, bugün -onların sembolü olduğunu söyledikleri- siyasi cereyanın ve partinin namu nişanının kalmadığını, farklı cemaat, parti ve diğer gruplara mensup olan dindar Müslüman bayanların aynı örtünme biçimini tercih ettiklerini... biliyorlar. Buna rağmen hem sıkmabaş ifadesinde hem de bunun siyasi/ideolojik bir sembol olduğu iddiasında ısrar etmelerinin asıl sebebi, şehirli, okumuş yazmış ve genç kızlarımızın, kadınlarımızın örtünecek kadar dindar olmalarına tahammül edememeleridir. Bunu yasaklamayı meşru göstermek için belli bir örtünme biçimini "din dışı, ideolojik, moda..." ifadeleriyle yaftalamakta, mahkum etmektedirler.

Kadın ve kızlarımızın başörtüsünü, farz olduğuna inandıkları için giydiklerini, bunun dini dayanaklarını defalarca yazdık; burada onları tekrar etmeyecek, yalnızca "sıkmabaşın yasaklanmasını savunanların gerekçelerini" eleştireceğim.

Demokratik hukuk devletinde ve çağdaş bir toplumda ideolojik sembol, dinle ilgisi olmayan kıyafetin dini diye kullanılması, belli bir modanın tercih edilmesi devleti niçin ilgilendirir? Bunlar yasaklayıcı mevzuat, karar ve uygulamalara nasıl konu olabilir? Bu, söyleyeni küçük düşürecek, mahcup edecek sözler, mürekkep yalamış, kocaman diplomalar almış adamların ağzından nasıl çıkar? Bunlar taassuptan, peşin hükümlerden sıyrılsalar ve at gözlüklerini çıkarsalar şu gerçekleri de görecekler:

Müslüman kadınlar başlarını da örtmekle yükümlüdürler. Bu örtmenin şekli asırlar boyu ve bölgelere, şartlara göre hep değişik olmuştur. Bugün kadın ve kızlarımızın bir kısmının biri içeride, diğeri dışarıda iki örtü kullanmaları rahibelere benzemek için değil, başın ön tarafının açılmasını ve saçın görünmesini engellemek içindir; yani İslam'ın gerekli kıldığı örtünme konusunda gösterilen bir titizlikten ibarettir. Başörtüsü konusunda yazılmış yüzlerce kitap, yapılmış onlarca araştırma var; bunlara bakmak gerekmez mi? Aynı şekilde başörtüsünü Avrupa, ABD ve İslam dünyasında yaşayan yüzbinlerce Müslüman kadın da kullanıyor, onlar da mı Erbakancı, Refah ve Fazilet Partili veya radikal islamcı? Bu kadar sathî, temelsiz ve dayanaksız konuşulur mu?

Evet burası Türkiye, konuşulur ve konuşuluyor.

15 Nisan 2007
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi