www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Üfürükçülük (2)

Prof. Dr. Aysel Ekşi yüksek perdeden şöyle buyurmuş: "Ülkeyi İslam dininin kurallarıyla yönetmeye kalkışan ülkelerde yöneticilerin etkilemeye ve değiştirmeye ilk çabaladıkları kişilerin kadınlar olduğunu biliyoruz. Çünkü gelecek kuşaklara şekil verecek olan onlardır. Ülkemizde kadınların sorunlarına çözüm arayan çok deneyimli, yetişmiş, güvenilir binlerce uzman var. Çok sayıda gönüllü kuruluş veya özel kurumlar da kadınların ve çocukların sorunlarıyla uğraşmakta. Bu kadar sayıda uzman dururken İlahiyat Fakültesi mezunlarının bu alanda işi nedir? Aile içi eğitim, neden din adamlarının insafına bırakılır? Öyle görülüyor ki bu tamamen planlı, ideolojik ve çok tehlikeli bir tercihtir."

Laikçi oldukları için bu kelimeyi sevmeyenler "laikçilik diye bir şey yok, laiklik var o kadar" diyorlar. Onlara tavsiyem yukarıdaki satırları dikkatle okumalarıdır; çünkü bu satırlar aynı zamanda bir "laikçi fotografı"dır. Evet bizim laikçi adını verdiğimiz tipin fotoğrafı bu, tanımı ise şudur: "Dinin sosyal hayatta yerini kabul etmez, ona göre laiklik din karşısında bir din, bir ideolojidir, onun uğrunda demokrasi, insan hakları ve hürriyetleri kurban edilebilir, oluk gibi kanlar akıtılabilir, insanlar asılabilir. Din bireyin özel alanında, vicdanında olmalı, sosyal hayatta görünür bile olmamalıdır..."

Tamamının laikçilerden olduğu anlaşılan yaygaracıların dayanakları çürük; şöyle ki:

1. Ülkeyi İslam ile yönetmek isteyen ilk mürşid Hz. Peygamber'dir ve o kadınları kölelikten kurtarmış, insanlıkta ve fırsatta eşit hale getirmiştir. Bugün şeriat ilan eden bazı ülkelerin kadını değiştirme teşebbüsünden değil, dört duvar arasına mahkum ettiğinden söz etmek daha doğru olur.

2. Bugün Diyanet'in başında bulunan zat aynı zamanda bir hukukçudur, neyin kanunlara aykırı olduğunu gazetecilerden iyi bilir, aile danışma birimlerinin hukuki dayanağı mevcuttur.

3. Sivil ve resmi birçok kurum ve kuruluş aile problemleri ile meşgul oluyor, problemin hacmı karşısında bunların faaliyetleri ve çareleri devede kulak kabilinden olsa bile takdire değer. Buralarda bulunan uzmanlar her şeyin alimi olmadıkları gibi birçoğunun, toplum değerlerimize yabancılaşmış oldukları da bir gerçektir. Onların teklifleri, tavsiye ve çözümleri çoğu zaman dinle çatışıyor; Freud'a takılıp kalanları, Müslümanlara zina yolu gösterenleri olduğunu da biliyoruz. Evet buralarda bir ilahiyatçıya büyük ihtiyaç var; bu ilahiyatçı hem o uzmanlara İslam'ı öğretir (gerektiğinde İslam hakkında doğru bilgi verir) hem de problemi olan vatandaşlar içinden dinine bağlı olanlara yardımcı olur, dini kullanarak yanlış yollara yönlendirilmiş olanların yolunu düzeltir, hurafe ile dinin gerçeklerini, selahiyetle birbirinden ayırır.

4. "Öyle görülüyor ki bu tamamen planlı, ideolojik ve çok tehlikeli bir tercihtir" cümlesi tehdit ve jurnal kokuyor; laikçiler bunu hep yaparlar.

Diyanet yetkililerinin tavrı:

Kendilerini baskı altında ve taarruz karşısında hisseden yetkililer bence gereğinden fazla savunmaya geçmişler. Ortada bir komplonun olduğu açık. Evet uzman "suya sure okuyarak içme ve içirme" tavsiyesinde bulunmuş, ama bu o kadar büyütülecek bir olay değil ve medyanın düzenlediği gibi de değil; önce herkesin söyleyebileceği makul şeyler söylenmiş, sonra dua ve sonra okuma tavsiye edilmiş. Ayrıca daha sonra yapılan bir görüşmede aynı uzmanın verdiği cevapların da değerlendirmeye alınması gerekirdi:

N.M. (Uzman): Buyrun sizi dinliyoruz, sorununuz nedir?

- Evleneceğim adam başımı kapatmamı istiyor, sizce ne yapmalıyım?

N.M.: Bu konuyu aranızda konuşarak halletmelisiniz?

- Beni hiç dinlemiyor ki!

N.M.: Onunla konuşmalısınız, sizi böyle kabul ediyorsa evlenin, etmiyorsa evlenmeyin.

- Aslında iyi bir insan. Sırf bu yüzden ayrılmak da olmaz ki. Okunmuş su içsem faydası olur mu?

N.M.: Olmaz öyle şey. Okunmuş suyla sorun çözülmez.

- Ama gazetede sizin okunmuş su tavsiye ettiğiniz yazıyor. Ben de denesem faydası olmaz mı?

N.M.: Biz üfürükçü değiliz, burası devletin resmi kurumu. Biz buraya gelenlere dua etmelerini söylüyoruz ama böyle okunmuş su falan gibi şeyler söylemeyiz.

- Suya dua okusam olmaz mı?

N.M.: Olmaz, sorunlarınızı çözemiyorsanız bir aile terapistine başvurun, mutlaka bir uzmandan yardım alın. Biz psikolog değiliz, yalnızca dini konularda yol gösterebiliriz.

Bu konularda gazetecilerin değer hükmü vermeden önce yetkililere, öğrenmek için sormaları gerekir. Onlar sormadan hükme varıyor, abartıyor, yayıyor, mahkum ediyor, sonra linç girişiminde bulunuyorlar.

Geriye bir konu kaldı, o da dua ve Kur'an âyetlerinin şifa için okunması, üflenmesi ve nihayet suya üflenerek içilmesi. Bunu da gelecek yazıda ele alalım.

27 Ağustos 2006
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi