www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Abant-2006

14-15/ Temmuz/ 2006 günlerinde Bolu-Abant'ta yapılan toplantının (platform) konusu "Küresel Politikalar ve Ortadoğu'nun Geleceği" idi. Aylarca önce bu konuya karar verilirken Temmuz ayındaki patlamayı hiçbirimiz önceden görmüş değildik. Son olaylar (İsrail'in Lübnan'ı işgali, burada ve Gazze'de âdeta katliam yapması) tabii olarak toplantıya katılanların duygu, düşünce ve konuşmalarını etkiledi.

Yurt içinde yapılan bu sekizinci toplantıdan izlenimlerimi aktaracağım. İlk yazıda, medyanın haber oluşturmak üzere üstüne atlamak istediği ve gereksiz yere insanların kafalarının karışmasına sebep olduğu "basın bildirisi"nin" son paragrafını açıklığa kavuşturacağım.

Daha önceki toplantılarda bir "sonuç bildirisi" yazılır, madde madde tartışılır, maddelere ittifaklı veya çoğunlukla kayıtları konarak basına açıklanır, platform kitabında da bu bildiri-bütün konuşmalar olduğu gibi verildikten sonra- yerini alırdı. Sonuç bildirisinin faydaları olmakla beraber ortaya çıkarılmasında büyük güçlükler vardı; uzun tartışmalar, gerginlikler olur, bazı maddelere itiraz edenlerin şikayetleri devam edip giderdi. Bu yüzden "Abant Yönetim Kurulu" son toplantıda sonuç bildirisinden vazgeçmişti. Bir toplantı yapılıyor, medya yoluyla halkımız onu takip ediyordu; medyadan bölük pörçük bilgi edinilse de ne olup bittiği konusunda derli toplu bir açıklama yapılmasının uygun olacağına karar verilmişti, bu sebeple "yönetim kurulu imzalı" bir basın bildirisi yazıldı. Bildiri katılanları bağlamıyordu, onların karar ve intibalarını değil, yönetim kurulunun intibalarını ve genel havadan ilham alarak ortaya koyduğu temennilerini yansıtıyordu. Bunlar ne idi? "Ortadoğu'da dayatmalara ve toplum mühendisliği girişimlerine son verilmesi, demokrasiyi ve değişimi Ortadoğu halkının bizzat kendilerinin gerçekleştirmesine fırsat verilmesi, Filistin-İsrail ihtilafının hukuk, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir barışla sona erdirilmesi, şu anda akan kanın derhal durdurulması ve Kudüs'ün, yalnızca bir dinin mensuplarının kutsal mekanlara girip ibadet edebildiği, diğerlerinin mahrum edildiği bir kent olmaması..."

İşte bu son maddeye Mısır ve Ürdün'den katılan siyaset ve hariciye mensubu kişiler, "Kudüs Filistin'in başkenti olacaktır" diyerek itiraz ettiler." Kudüs'ün Müslümanların elinde kalması ve gücümüz yeterse Filistin devletinin başkenti olması bütün Müslümanların arzusu, rüyası ve kesin talebidir, bunu kimse tartışmaz, ama bir de gerçek var; bugün Kudüs'te yalnızca Yahudiler serbestçe kutsal mekanlarına giriyor ve ibdatlerini yapıyorlar. Hristiyanlar rahatsız ediliyor, Müslümanlar ise Mescid-i Aksâ'da ibadet edebilmek için her gün işkence görüyorlar. Bildirideki temenni, Kudüs'ün hükümranlık hakkından söz etmiyordu, orada üç dinin mensuplarının engellemeye maruz kalmadan ibadet etmelerine izin verilmesini istiyordu. Arap kardeşlerimiz fiil ve fedakârlık söz konusu olduğunda gevşekler, nutuk ve şov bahis konusu olduğunda maşâallah önde gidiyorlar. Gereksiz bir tartışma olmasın diye "bu son cümleyi kaldıralım" dedik, ona da razı olmadılar, "tamamını müzakere edelim" dediler. Bu bir sonuç bildirisi olmadığı, toplantıya katılanları bağlamadığı için müzakeresi de gerekli değildi, basına vermeden önce katılanlara bilgi vermek için dağıtılmıştı. Her ne ise tatsızlık çıkmasın diye itirazcılar ile görüşmeler yapıldı, bu esnada ben oturum yönettiğim için konuşulanları bilmiyorum, sonunda onların da rızaları alınarak, istemedikleri ifadeler çıkarılarak basına bir bilgi notu verildi.

Filistin'e Yahudilerin yerleşmesi ve yerleştirilmesi altmış yıldır sürüyor, burada bir İsrail devletinin kurulması da başta İngiltere ve ABD olmak üzere Batılıların marifeti. Eğer baştan beri İslam ülkeleri ve toplulukları Filistin davasında samimi olsalardı ve gereken fedakârlığı yapsalardı bugün Filistin bu acınası durumda olmayacaktı. Herkesin sorumluluğunu idrak etmesi, taca top atmak yerine kusurunu itiraf etmesi, bugünden itibaren bu davaya samimi olarak katkıda bulunması söz düellosundan, trübünlere oynamaktan evlâdır, hayırlıdır ve sonuç alıcıdır.

21 Temmuz 2006
Cuma

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi