www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


İddia ve gerçek (2)

Laiklik adına dindarlaşma ile mücadele edenler "din karşıtı bir ideoloji" manasında laiktirler, ama "devletin dinler ve ideolojiler karşısında tarafsız ve eşit mesafede olması, laikliğin din ve düşünce hürriyetini koruyan bir kalkan vazifesi görmesi" manasında laiklikle uzaktan yakından alakaları yoktur. Onların "laiklik elden gidiyor", "laikliğe karşı komplolar kuruluyor" kabilinden çığlıklarının asıl saikı, bütün gayretlerine rağmen hâlâ dini milletimizin hayatından silememiş olmanın verdiği öfkedir.

Laiklik nasıl elden gider? Şeriat nasıl gelmiş olur?

Daha önce de yazmıştım; bunun en belirgin alameti, ülkenin yasama, yürütme, yargı ve denetiminin vahyi (Kur'an'ı ve Hz. Peygamber'in ilgili hadislerini) temel kaynak olarak tanıması, bilmesi ve uygulamasıdır. Peki bugünkü iktidarın böyle bir şeyi yapacağına dair en küçük bir işaret, emare, delil, hatta şüphe var mı?

İktidar ülkeyi AB'ye sokarak mı şeriatı getirecek?

O AB, bütün güç ve imkanlarıyla kökten dinciliğe (şeriat yönetimine) karşı mücadele vermiyor mu?

O AB, Türkiye'yi -bu halinde bile- fazla Müslüman bularak içine alma konusunda direnmiyor mu?

O AB'ye dahil birçok ülke başörtüsü ile uğraşmıyor mu?

O AB bünyesinde yaşayan dindaş ve ırkdaşlarımızı, dinlerinden ve geleneklerinden koparamadığı için "uyumsuzluk"tan şikayet edip durmuyor mu?

Hasılı oynanan oyun açıktır; şeriat, kökten dincilik vs. diyerek engellenmek istenen şey dindarlaşmadır, evrensel bir hak olan din özgürlüğünü hakkıyla kullanmadır.

Dün milliyetçilere tabutluklarda işkence edenler şimdi başımıza milliyetçi kesildiler. Ama onların milliyetçiliğinin içinde İslam yoktur, İslam medeniyetine dahil olduktan sonra milletimizin geliştirip zenginleştirdiği dil yoktur, yabancıları hayran bırakan, fetihleri kolaylaştıran ahlakımız ve geleneğimiz yoktur; olan (kullanılan) şey bağımsızlık ve bütünlüktür. Düşünemez ve akledemezler ki, bağımsız ve bütün olmanın olmazsa olmaz şartı "bizi biz yapan değerlerimize bir bütün olarak" sahip çıkmaktır.

"Hukukun üstünlüğü" ülkede, evrensel hukuk ilkelerine uygun ve milli iradeye dayanan hukuk kurallarının (Anayasa, kanun, yönetmelik...) yapılması ve uygulanmasının önünde hiçbir engelin bulunmaması demektir.

Peki bizde Anayasa, kanunlar, yönetmelikler ve bunların uygulanması Meclis'te tecelli eden millet iradesine dayanıyor mu? Evrensel hukuk kurallarına uygun mu? Eğer böyleyse niçin çok gerekli olan bazı kanunlar çıkarılamıyor? Niçin yabancı üst mahkemelerden ceza üstüne ceza yağıyor? Neden AB, yerli hukuku standartlara uygun bulmuyor. Neden bir kanun veya hükümet icraatı veto edilince, üst mahkemece iptal edilince son söz milletin olmuyor da birkaç hakimin veya yetkili fakat sorumsuz Cumhurbaşkanı'nın oluyor?

Artık araçların ve amaçların gizlenecek tarafı kalmamıştır. Herkes olup biteni biliyor. Bu ülkede tek bir dinin ve ideolojinin mensupları, farklı olanlara eşit hayat hakkı tanımadan var olamazlar. Ülke bütün millete ecdad mirasıdır; güçlü veya kendilerini öyle sanan çocuklar, diğerlerinin miras hakkına el koyamazlar. Bunu herkes böyle bilmeli, herkes hakka, hukuka, adalete, boyun eğmelidir.

Savaş yerine barış, kavga yerine huzur, nefret ve şiddet yerine sevgi ve merhamet ancak böyle elde edilebilir.

14 Mayıs 2006
Pazar

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Önceki Makale
Sonraki Makale
Makale Listesi
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Önceki Makale Sonraki Makale Makale Listesi