www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


D- ADLİYE TEŞKİLÂTI VE KANUN:
Hz. Peygamber (s.a.) devrinde riyâset, risâlet gibi vazifeler yanında kadılığı da bizzat kendisinin icrâ ettiğini; Hz. Ömer zamanında adlî hâdiseler çoğaldığı ve memleket genişlediği için ayrı kadılar tayin edildiğini, Emevîler devrinde de kadıların müctehid ve müstakil bulunduklarını yerinde kaydetmiştik.
Bu devrelerde kadılar dâvalara önceleri evlerinde bakarken sonra mescidlerde bakmağa başladılar
Mahkemede kâtib ve hükümlerin kaydedildiği sicil yoktu. Hüküm verilince derhal infaz ve icrâ edilir, infazı da yine kadı deruhte ederdi.
Hz. Alî muayyen bir gün tayin etmemekle beraber şikâyet vukuunda adlî haksızlıklar ile meşgul olur, adâletin gerçekleşmesini sağlardı.
Emevîlerden Halîfe Abdulmelik (685/705) haftada bir gününü bu işe tahsis etmiş, baş kadısından da istifade ederek önemli dâvâlara bizzat bakmıştır. Zamanla inkişâf ederek -bugünkü tabirler ile- Yüce Divan, danıştay ve temyîzin de vazîfelerini ifâ eden bu müesseseye "Dîvânu'l-mezâlim" adı verilmiştir. Aynı zamanda büyük devlet ricâlini de muhâkeme eden bu mahkemede ya halîfe veya onun vekili (kadı'l-mezâlim, sâhibu'l-mezâlim) ile muhâfızlar, hâkimler, fukahâ, kâtip ve şâhidler bulunurdu.
Abbâsîlerin birinci devrinde (H. 232-334) ictihad rûhu zâyıflamış, mezhebler teessüs etmiş ve kadılar hükümlerini bu mezheblerden birine göre vermeye mecbur kılınmışlardır: Irak'ta hanefî, Şam ve Mağrib'de mâlikî, Mısır'da şâfiî...
Mahkemeye kadının mezhebi dışından birisi başvurursa kadı o mezhebden bir âlimi nâib kılmaktadır.
Yine bu devirde siyâset kazâya tesir etmiş, Abbâsî halifeler tasarruflarına meşrûiyet vermek için kadılardan faydalanmışlar ve bu yüzden Ebû-Hanîfe gibi bazı âlimler mezkûr vazîfeyi kabul etmemişlerdir.
Kadıların vazîfe ve selâhiyeti de genişlemiş, daha önce medenî ve cezâî dâvalara bakan kadılar artık vakıflar ve vasîler; emniyet ve belediye işleri, darphâne, beytü'l-mal gibi müesseselerle de meşgul olmuşlardır.
Hârun Reşid devrinde kadı'l-kudâtlık makamı ihdas edilmiştir. Bu makam günümüzdeki adliye vekâletine benzer ve geniş selâhiyetleri vardır.
Abbâsîlerin ikinci devrinde (H. 334-656) ve bilhassa şîî Büveyhîlerin Bağdâd'a hâkim bulundukları zamanda kadılık makamında oturabilmek için her yıl önemli bir meblâğ ödemek gerekmiştir.
Kadı'l-kudât'ın büyük bir dairesi; kâtib, muhâfız, mübâşir, sicil muhâfızı gibi memurları vardır. Şâhidlerin tezkiyesi gerekmektedir.
Kadılar -Abbâsîlerin şiârı olan- siyah cübbe giyerler, uzun bir kavuk üzerine siyah sarık sararlardı.(20)
Selçuklular'ın hâkimiyet bölgesinde kazâ umûmî hatlarıyle Abbâsîler'in ilk devrinde olduğu gibidir. Hanefî ve kısmen Şâfiî mezhebine göre hüküm verilirdi. Şer'î mahkemelerin yanında inzibatsızlık, itâatsızlık, siyâsî mâhiyetteki suçlar vb. ile meşgul olan "örfî mahkemeler" de vardı. Ayrıca orduya mensup kimseler ile alâkalı şer'î davâlara bakan kadı-askerler mevcuttu.(21)
Daha önce de işaret edildiği üzere Osmanlılar devrine kadar, hükme esas olmak üzere vazedilmiş "kanunlar" yoktur. Fıkıh ve fetvâ kitabları ile mesâlih, örf-ü âdet gibi kaynaklar kanun mesabesindedir.
Bazı müelliflere göre Selçuklular, "Uygurlar ve Hazarlar'da mevcut din ve dünya işlerini birbirinden ayıran" bir devlet telâkkisini İslâm âleminde ilk defa tatbik etmişler; "dinî İslâm hukukunun, nüfuzu altında bulundurduğu devlete serbest faâliyet imkânları tanımayan, mahdut ve çok kere tatbikî değerden mahrum nazariyelerine karşılık, âmme menfaatlerini korumakla vazifeli devlet sultasının her şeyden üstün olduğu düşüncesine" hayatiyet vermişlerdir.(22)
Bu iddiâya delil olarak halîfelerin dünya işlerine karıştırılmaması, şerîata aykırı vergiler ve cezalar, bazı Türk örf-ü âdetlerinin tatbiki, toprak üzerindeki tasarruflar (askerî ıktâ usûlü)... gösterilmiştir.
Kanâatimize göre bu iddiâ ileri sürülürken İslâm'ın ülü'l-emre tanıdığı selâhiyet sâhası nazar-ı itibara alınmamıştır. Selçuklu idaresine "lâik" diyebilmemiz için âciz, zayıf "sözde halifelerin", siyasî maksadlarla dünya işlerine karıştırılmamış olması vâkıası kâfî değildir. Diğer İslâm devletlerinde olduğu gibi Selçuklularda da şerîatın yani Kitab ve Sünnet'in, bunlardan çıkarılan hükümlerin temas ettiği din ve dünya işlerinde şerîat aynen tatbik edilmiştir.
Verilen örneklerde şerîatın terki veya ona aykırı davranış değil, bizzat şerîatın verdiği salâhiyete dayanan tasarruflar vardır. "Amme menfaatini korumak" İslâm'ın "mesâlih prensibi" içinde yer alır ve daha hulefâ-i raşidin devrinde zarûret ve maslahat dolayısıyle bazı nasların -geçici olarak- tatbik edilmediği görülmüştür.(23) Buna izin veren de yine şerîattır; Kitap ve Sünnet'tir.
Bir tasarrufun İslâm esaslarına göre meşrûiyetini müdâfaa ve îzah etmek mümkün oldukça o şer'îdir, İslâmîdir yani dînîdir. Kitab ve Sünnet'e aykırı olmayan millî örf ve âdetlerin yaşatılması şerîate aykırı değildir ve bunu -araplar dahil olmak üzere- başka müslüman milletler de yapmışlardır.
Iktâ usûlü Hz. Ömer zamanında başlamıştır. Nizâmü'l-mülk"ten itibâren yapılan değişiklik bunun sadece bir nev'i olan "askerî ıktâdır.(24) Bu da "mesâlih" prensibi ile İslâm'ın idarecilere verdiği selâhiyet çerçevesi içinde yapılmıştır.
Hudûd sâhasına girmeyen ceza (ta'zîr) mevzûunda İslâm'ın idarecilere tanıdığı geniş selâhiyeti bilmeyen yok gibidir.(25)
Yönetim ve kazâda şerîate bağlılığın, zâhiren de olsa tasarrufların şerîate uydurulması vâkıasının örnekleri ileride de görülecektir.


20. Dr. H. İ. Hasen ve Dr. A. İ. Hasen, en-Nuzumu'l-İslâmiyye, Kahire, 1962, 273-290, 294.
21. İ. A. "Selçuklular" maddesi, s. 400; Prof. İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Teşkilâtına Medhal, s. 21, 132.
22. İ. A. Selçuklular ve Kanunnâme maddeleri; Tarih Dergisi, Mart 1965, s. 178, 182-183; Prof. F. Köprülü, "Orta Zaman Türk Hukuk Müesseseleri", Belleten, II, s. 39 vd.
23. Bak. Sahabe devri.
24. Selçuklular'da toprak meselesi için bak. Prof. Osman Turan, Selçuklular ve İslâmiyet, İst. 1971, s. 69-91.
25. Bak. H. Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, s. 141 vd.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler