www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın Web Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


D- İMAM AHMED B. HANBEL:
Bu imamın da istıslâh karşısındaki durumu İmam Şâfi'î'ninkine benzemektedir. Zarûret halinde yani âsâr bulunmayınca başvurduğu kıyas içinde maslahat ile hüküm de vardır.

Birkaç örnek:
1- İbn Hanbel'e, kozayı keserek ipeği zâyi etmesini önlemek maksadiyle koza içinde böceği öldürmek için güneşe sermeğe ne dersin diye sorulduğu zaman şu cevabı vermiştir: "Başka çareleri yoksa ve bununla böceğe işkence etmeyi kasdetmiyorlarsa beis yoktur, yapabilirler."(96)
2- Muhannes (kadınlığa özenen ahlâksız erkek) sürgün edilir. Onu devlet başkanı, ehâlisinden emin bulunduğu bir şehre sürer, eğer böyle bir yer yoksa hapseder. Çünkü böyle bir kimse ahlâksızlık ve fesad kaynağıdır.(97)
3- Sahâbe aleyhinde atıp-tutan, fenâ söz söyleyen kimseleri devlet başkanı cezalandırır, böylelerini affedemez, vazgeçmesini teklif eder, vazgeçmedikleri müddetçe de cezaya devam eder.(98)
4- Birbirini cinsî bakımdan tatmin eden kadınlar te'dîb ve tecziye edilirler.(99)
Bütün bu örneklerdeki müşterek vasıf, haklarında husûsî nas bulunmadığı halde hükümlerin mesâlih prensibine bağlı bulunmasıdır.

Netîce:
Sahâbe ve tâbiûn devri müctehidlerinde gördüğümüz gibi mezheb imamları da nasların lâfızları yanında rûh ve maksatlarını da nazar-ı itibâre almış, hüküm ve fetvalarını böyle bir anlayışa istinad ettirerek Şâri'in maksadının tahakkukunu te'mine gayret etmişlerdir.


IV- MEZHEB İMAMLARININ İCTİHAD VE TAKLİD HAKKINDAKİ GÖRÜŞ VE DAVRANIŞLARI:
Bundan önceki bölümlerde ashâb ve tâbiûn neslinin, ictihad ile alâkalı görüş ve davranışlarını tesbit etmiştik.
Müctehid imamlar devrinde, bugünkü mânada amelî mezhebler teşekkül etmediği gibi, müctehidler ve tâbileri, aşılmaz duvarlarla yekdiğeri arasına sed çekmemişlerdi.
Ebû-Hanife ile Mâlik'in sohbet ve tartışmaları, Mâlik ile el-Leys'in yazışmaları, Şâfi'î'nin, Mâlik ve Muhammed'e, Muhammed'in Mâlik'e, İbn Hanbel'in Şâfi'î'ye talebelik etmeleri, "mezheblerden rucû ve intikal" örnekleri gösteriyor ki bir ilim âilesi teşkil eden bu zevât, imkân buldukça yekdiğerinden istifade etmiş, doğruluğuna kanâat getirince rey ve delillerini değiştirmiş, hep beraber hakkın ızhârına, ilmin tekâmülüne gayret sarfetmişlerdir.(100)
Müctehidler, dînin cemiyet hayatındaki te'sir ve bekasının temel şartı bulunan ictihad müessesesinin zâyi olmamasına, Allah ve Rasûlünün (a.s.) yerine müctehidleri, Kitâp ve Sünnet yerine de imamların söylediklerini koymaya varan kör taklidin yerleşmemesine çalışmışlardır. Nitekim Abbâsî halifelerinden Mansûr ve Raşîd, İmam Mâlik'e, "el-Muvatta'"ın nüshalarını çoğaltarak ülkeye dağıtmayı ve bu kitaptaki hükümleri kanunlaştırıp ümmeti mûcibiyle amele icbâr etmeyi teklif ettikleri zaman Mâlik şu cevabı vermiştir: "Âlimlerin ihtilâfı bu ümmet için rahmettir. Herkes kendine göre doğru olana uymuştur, hepsi doğru yoldadır ve Allah'ın rızasını istemektedirler."(101)
'Abdullah b. Muqaffa' (v. 142/795), halîfe Mansûr'a sunduğu bir arîzada, muhtelif yerlerdeki kadıların, aynı mevzûda verdikleri birbirine zıt hükümlerden bahsederek bundan şikâyet etmiş, bütün sünnet ve reylerin bir kitapta toplanmasını ve bunlardan halîfenin tasdîkına ıktirân edenlerin kanun hâlinde bütün kadılar tarafından tatbik edilmesini istemişti.(102) Müctehid imamların bahis mevzûu tutum ve davranışlarından olmalıdır ki bu taleb de gerçekleşmemiştir.
Müctehid imamlar da ilk iki nesilden üstadları gibi, naslara müstenid hükümler ile ictihad ve kıyas mahsûlü hükümleri birbirinden titizlikle ayırmış, ikinci nevi hükümleri Allah ve Rasulü'ne (s.a.) isnâd etmedikleri gibi bunlar için helâl ve haram tabirlerini de kullanmamışlardır. Umûmiyetle harama benzeyenler için "Leyse fihi hayr, lâ yenbağî, mekrûh", helâle benzeyenler için de "nerâ hâzâ hasenen, ahabbu ileyye, fîhi hayr" gibi yumuşak tabirler kullanmayı tercih etmişlerdir.(103)
Dört mezheb imâmının, sırayla arzedeceğimiz davranış ve sözleri daima ictihadı teşvîk ve taklîdi önleme hedefine yönelmiştir.

A- EBÛ HANİFE:
İctihadlarını, yetişkin talebesiyle istişare ederek yürüten Ebû-Hanîfe bazı kere onlarla, bir mesele üzerinde günlerce münakaşa eder, bütün şûrâ üyelerinin fikir ve reylerini aldıktan sonra hükmün bir tarafa kaydedilmesini isterdi.(104)
Şu sözler onun ictihada verdiği önem ile taklîd karşısındaki menfî tavrını açıkça ifade etmektedir: "Nereden söylediğimizi (hükmümüzün delil ve kaynağını) tetkîk edip bilmeden bizim reyimizle fetvâ vermek hiçbir kimse için helâl değildir."(105)
"Be benim reyimdir ve elde edebildiğim reylerin en iyisidir. Bundan daha iyisini bulan olursa onu kabul ederiz."(106)

B- MÂLİK:
Şu ifade, diğer bazı âlimler yanında bilhassa İmam Mâlik'ten nakledilmiştir: "Rasûlullah (s.a.) müstesnâ herkesin sözü kabul ve reddedilebilir."(107)
Şu sözler de onundur: "Kendi imâmını taklîd yüzünden sahâbe kavlini terkeden kimseye tevbe teklif edilir."(108)
"Ben bir beşerim; hata da ederim isabet de. Re'y ve ictihadımı inceleyin; kitâb ve sünnete uyan her sözümü alın, onlara uymayan bütün sözlerimi de terkedin."(109)

C- İMAM ŞÂFİ'Î:
İctihadında istişâreye, devamlı delil ve bilhassa hadîs talebine önem veren müctehidlerden biri de İmam Şâfiî'dir. Bu zâtın, zikri geçen iki medresenin ilmî mahsûlünü elde etmek için hem Mâlik, hem de Muhammed b. Hasen'e talebelik ettiğini biliyoruz. O da, Ebû-Hanîfe gibi, talebesi arasında yetişkin veya belli bir branşta mütehassıs olanların rey ve bilgilerini sorar, onlardan faydalanmaya çalışırdı. Ahmed b. Hanbel'e: "Siz hadîs ve râvilerini daha iyi biliyorsunuz; sahih bir hadîse raslayınca, Kûfe menşeli olsun, Şam'lı olsun bana bildirin ki ona göre re'yimi tashîh edeyim." demesi O'nun ilim anlayışını ve insâfını göstermektedir.(110)
Iraklılar ile yaptığı bir ilmî münakaşadan sonra talebesi İbn Hanbel'e: "Bugün Iraklılar ile filân mes'eleyi münakaşa ettik; bu mevzûda bildiğim bir hadîs olsaydı..." demiş, İmam Ahmed bu mevzûda ona üç hadîs rivayet edince: "Allah seni hayırla mükâfatlandırsın!" diye duâ etmiştir.(111)
İctihad-taklîd mevzûundaki sözleri:
"Delilsiz ve hüccetsiz olarak bilgi toplayan kimse gece karanlığında odun toplayana benzer; topladığı bir arkalık odunu yüklenirken bunun içinde kendisini sokacak bir yılanın bulunduğunu bilmez."(112)
Kıblenin hangi yönde olduğunu kestiren bir kimsenin bir başkasını taklîd etmesi nasıl uygun olmazsa, mükellefin dîninde, muâsırı olan bir kimseyi taklîd etmesi de öyle uygun değildir.113)
Onun yetiştirdiği müctehidlerden Müzenî (v. 264/877), "Muhtasar"ına şu satırlarla başlamaktadır: "Bu kitabı Şâfiî'nin ilminden özetledim. Maksadım öğrenmek isteyenlere kolaylık temin etmektir. Ancak şunu haber vereyim ki Şâfiî, herkesin kendi din hayâtının bizzat şûuruna varması ve tehlikeden korunması için, gerek kendini ve gerekse diğer müctehidleri taklîd etmeyi yasaklamıştır."(114)
"Sahîh hadîs bulununca benim mezhebim odur."(115)
Diğerleri gibi bilhassa bu son sözüyle Şâfiî müslümanlara devamlı olarak ictihadın ve ilmî araştırmanın yollarını açmakta, mezheb taassubu nâmına Kitâb ve sünnete sırt çevirmeyi menetmektedir.

D- AHMED B. HANBEL:
"Evzâî'nin re'yi, Mâlik'in re'yi, Ebû-Hanîfe'nin re'yi... bunların hepsi re'ydir ve bana göre farksızdır. Hüccet ve delîl olma sıfatı yalnız "âsâr"a aittir."(116) ifadesinin sahibi olan bu müctehide göre, delîlini incelemeden hiçbir müctehidin söz ve re'yine uyulmaz. Eğer delîli sahih ve sağlam ise buna müstenid fetvâ ve hükmü kabul edilir ki buna taklîd değil, "ittibâ" denir.(117)
O, bu sözlerini, bir başka ifadesiyle şöyle takviye etmektedir: "Ne beni, ne Mâlik'i, ne Sevrî'yi ve ne de Evzâî'yi takdîd et; hüküm ve bilgiyi onların aldığı kaynaklardan al."(118)
"Dînini hiçbir müctehide ısmarlama, Hz. Peygamber ve ashâbından geleni al, sonra tâbiûn gelir ki kişi bunlarda muhayyerdir."(119)
Buraya kadar nakleddiğimiz davranış ve sözlerde görülen umûmî manzara şudur: İslâmî ilimleri talim ve teallüm için muayyen müctehidlerin etrafındaki kümeleşmeler, bazı âlimlerin şöhreti ve devlet ricâlinin bunlara gösterdiği alâka gibi âmillerin tesiriyle taklîd ve mezheb taassubunun doğacağını sezen müctehid imamlar, gerek davranış ve gerekse sözleriyle bunları önlemeye çalışmış; tefekkür, ana kaynaklar ile devamlı temas, cemiyetin günlük dert ve problemlerini tatmin imkânının tek yolu olan ictihad faaliyetlerinin duraklamadan devam etmesini temine çalışmışlardır.


96. İbnu'l-Cevzî, Menâkıb, s. 65.
97. İbn Kayyim, age., C. IV, s. 377.
98. age, C. IV, s. 378.
99. age, a.y.
100. Füllânî, İkazu'l-himem, s. 140-142; Şâh Veliyyullah, Huccetullah, C. I, s. 308.
101. Süyûtî, Cezîlu'l-mevâhib, vr. 48 b-51 a; A. Emin, Duha'l-İslâm, C. II, s. 174.
102. Kürd Ali, age., 126; A. Zeki Safvet, Cemhera, C. III, s. 37.
103. Muhammed b. el-Hasen, el-Hucec, vr. 104 b; ay. mlf., el-Âsâr, s. 132; Şâfi'î, el-Umm, C. VII, s. 321; Taberî, İhtilâfu'l-fukahâ, s. 71, 72, 120, 122; İbn Abdilberr, age., C. II, s. 146; İbnu Kayyim, age., C. I, s. 40-43.
104. Kevserî, Nasbu'r-râye (Takdime), C. I, s. 38. ay. mlf., Te'nîb, s. 152; ay. mlf., Husnü't-tekâdî, s. 12-13; el-Mekkî, Menâkıb, C. II, s. 133.
105. Füllânî, age., s. 72.
106. Ebu'l-Me'âlî, Gâyetu'l-emânî, C. I, s. 55.
107. Şâh Veliyyullah, el-İnsâf, s. 49. ('Ikdu'l-cîd).
108. İbn Kayyim, age., C. II, s. 182; Ebu'l-Me'âlî, age., C. I, s. 55.
109. Füllânî, age., s. 102.
110. Ebû-Ya'lâ, age., C. II, s. 6.
111. age, a.t.
112. İbn Kayyim, İ'lâm, C. II, s. 181.
113. Şâfi'î, er-Risâle, s. 489; ay. mlf., el-Umm, C. VII, s. 85. Burada "muâsırı olan" kaydı anladığıma göre sahâbe ve tâbiûnu istisnâ için konmuştur. Çünkü Şâfi'î bu iki nesilden sonra gelmişti, sahâbe ve tâbiûn O'nun muâsırları olmadığına göre bunların taklidi câiz olmaktadır. Ancak onlar da şahsî görüşlerinden dolayı değil, Rasûlullah (s.a.) dan nâkıl olmaları itibâriyle taklid olunurlar.
114. Müzenî, Muhtasar (Giriş); İbn Kayyim, age., C. II, s. 181.
115. Füllânî, age., s. 147.
116. İbn Abdilber, age., C. II, s. 149.
117. İbn Kayyim, age., C. II, s. 178, 182.
118. age, C. II, s. 182; Füllânî, age., s. 155.
119. İbn Kayyim, age., C. II, s. 181.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler