www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


B- İMAM MÂLİK'İN USÛLÜ:
İmam Mâlik de ictihadda takip ettiği usûlü yazı ile bizzat tesbit etmemiştir.(38) Ancak "Muvatta'" daki bazı söyleriyle yine bu kitapta ve "el-Müdevvene"de nakledilen ictihadları, mensuplarına onun usûlünü tesbit etme imkânını bahsetmiştir. Buna göre Mâlik ictihâdında:

1- Kitab:
İlk kaynak olarak kitaba müracaat eder.

2- Sünnet:
Bunda bulamadıklarını Sünnette arar. Sünnetin sıhhatini tesbit için ileri sürdüğü şartlar Ebû-Hanîfe'ninki kadar çetin olmamakla beraber zayıf da sayılmaz: "Dört sınıf kimseden hadîs alınmaz: Sefîhten (aklı ve ahlâkı zayıf kimseden), yoluna davet eden bid'at sahibinden, yalancıdan ve fazîletli, sâlih, âbid bir kişi de olsa hadîsin nasıl alınıp nakledeceğini bilmeyen kimseden..."(39)
Sünnetin meşhur ve mütevâtir olanları gibi âhad yolla gelmiş bulunanlarını da kaynak olarak kabul etmiştir. Ancak âhad yollu hadîslere kıyası ve Medînelilerin tatbikatını tercih etmektedir.(40)

3- İcmâ':
İmam Mâlik: "el-emru'l-muctema 'indenâ" tâbiriyle sık sık icmâdan bahsederek bunu bir delil olarak kabul etmiştir.(41)

4- Re'y:
Mâlik, bazılarına göre hadîsçilerden sayılmasına rağmen istinbatlarında re'ye geniş yer vermektedir.(42)
Ona izâfe edilen delillerden sahâbe kavli sünnet içinde; kıyas, el-mesalihu'l-mürsele, seddu'z-zerâi', el-istihsân, el-istıshâb... ise re'y içinde mütâlâa edilmektedir.(43)
Bunlardan "istihsân" üzerinde daha önce durulmuştur. "Mesâlih" ve "sedd-i zerâi" prensiblerini ilerde bahis mevzûu edeceğiz. Medîneliler'in tatbikatına (ameline) gelince:
Kadı 'Iyâd'ın (v. 544/1149) açıklamasına göre "haber" karşısında Medîneliler'in amelinin durumu üç nevidir:
a) Amelin habere uygun bulunması: Bu takdirde amel, nakil nevinden ise sıhhati haber ile takviye edilmiş olur. İctihâdî ise haber bunun tercihini temin eder.
b) Amelin, birbirine aykırı iki haberden birine uygun düşmesi: Böyle olunca haberin hangisi amele uygunsa o tercih edilir.
c) Amelin, umûmiyetle haberlere muhâlif bulunması: Bu durumda bakılır; eğer Medîneliler'in ittifakı nakil yolundan ise(44) haber terkedilir, amel alınır. Zira kesin bilgi, gâlib zan için terkedilmez. Sâ', müdd gibi ölçülerin miktarları, ezân, ikamet, namazda besmelenin gizli okunması, vakıf, bekletilemeyen mahsûlatın zekâtı... gibi mesâil bunun örneklerini teşkil eder.
Eğer Medînelilerin amelî ititfakı ictihada dayanıyorsa o zaman haber buna takdim ve tercih edilir.(45)
İmam Mâlik, vahyi müşahede eden, Rasûlullah'ın (s.a.) tatbikatını görüp yaşayarak amelî bir şekilde nesillere aktaran Medîne ehâlîsinin ameline, mezkûr kayıt ve şartlar içinde önem veriyor, hükümlerine kaynak ediniyor ve ona muhâlif hareket edenleri kınıyordu. Nitekim el-Leys b. Sa'd'e yazdığı risâlesinde bu yüzden onu ikaz etmişti.
el-Leys ona verdiği cevapta, sahâbe ve Medîne ehâlisi hakkında söylediği iyi sözleri aynen kabul etmekte, fakat diğer İslâm memleketlerine de büyük sahâbîlerin gittiğini, oralarda bulunan ehâlînin de bunların söz ve amellerini aynen benimseyip naklettiklerini ifade ederek bu noktada ondan ayrılmaktadır.(46)
İmam Mâlik, gerek Medîneliler'in ameline ve gerekse diğer delillere istinaden çıkardığı hükümleri ifade ederken husûsî bir ıstılâh kullanmıştır. Bizzat kendisi "el-Muvatta'"daki hükümleri kasdederek şöyle demiştir: Şu kitapta bulunanların çoğu re'ydir. Yemin ederim ki bunlar -bana ait- re'y değil, ilim, fazilet ve takvâ sahibi üstadlarımdan duyduklarımdır. Bu üstadların sayısı çok olduğu için -kendime izâfe ederek- re'y dedim. Onların re'yleri de tıpkı benimki gibi olup sahâbeden intikal etmiştir... Burada "el-emru'l-muctema'u aleyh" dediklerim, ilim ve fıkıh sahibi âlimlerin ittifakla kabul edip, ihtilâf etmedikleri mesâildir. "el-emru ındî" veya "el-emru bi-beledinâ" dediklerim bizde halkın tatbik ettiği, hükümlerin buna göre verilegeldiği, avam havas herkesin bildiği hükümlerdir. "Ba'du-ehli'l-ılmi" dediklerim, âlimlerin görüşleri içinde benim beğenip tercih ettiklerimdir. Onlardan duymadıklarıma gelince ictihad ettim, mülâki olduklarımın mezhebleriyle kendi re'yimi karşılaştırdım ki haktan ve Medîne ehâlisinin mezhebinden uzaklaşmış olmayayım...(47)


38. Ebû-Zehra, Mâlik, s. 254 vd.
39. A. Emin, Duha'l-İslâm, C. II, s. 211.
40. Zebîdî, 'Ukûdu'l-cevâhir, s. 10; Ebû Zehra, age., s. 259 vd.
41. Ebû Zehra, age., s. 322 vd.
42. İbnu'l-Cevzî, Menâkıbu'l-İmam Ahmed, s. 498; Ebû Zehra age., s. 322 vd.; Zebîdî, age, s. 10.
43. Ebû Zehra, age., a.y.
44. Burada "nakil yolundan" ifadesiyle, bir sünnetin, Rasûlullah'tan, sözle değil, amelî olarak nakledilmesi kasdedilmektedir.
45. Kadı 'Iyâd, Tertîbu'l-medârik, C. I, s. 52; İbn Ferhûn, Tebsıratu'l-hukkâm, C. I, s. 44.
46. Ebû Zehrâ, age., s. 122 vd.
47. Ebû Zehra, age., s. 218.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler