www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Ubâde b. es-Sâmit (v. 34/654):
Ensârın Hazrec kolundan, Akabe'ye gelen temsilcilerden, Bedir savaşına katıldı ve bundan sonraki bütün askerî harekâtın içinde bulundu, hulefâ devrinde Mısır fethine katıldı ve bir bölgenin fethinde birliğe kumanda etti. Hz. Ömer onu Sûriye'ye kadı ve muallim olarak gönderdi, Filistin'in ilk kadısı Ubâde olmuştur. Rasûlullah hayatta iken Kur'ân-ı Kerîm'i hıfzında ve ilminde toplayan kişilerden biri de Ubâde b. Sâmit'tir. İbn Hacer onun için şöyle demektedir: "Ubâde'nin Muâviye ile bir çok hâdisesi, ona karşı sert çıkışları ve itirazları vardır, kiminde Muâviye onun sözüne gelmiş, kiminde onu Hz. Osmân'a şikâyet etmiştir; bütün bunlar onun, Allah'ın dinini koruma konusundaki gücünü ve emr bi'l-ma'rûf sâhasındaki gayretini göstermektedir."(81)
İbn Hacer'in zikrettiği olaylardan biri sarf ile ilgilidir. Bir savaş sonrasında Muâviye, ganîmet arasında bulunan gümüş kapların satılmasını emretti, halk da bunları, yine altın veya gümüş para ile satın aldılar. Ubâde, gümüş ile gümüşün eşit ve peşin, altın ile gümüşün de peşin mübâdele edilebileceğini, gümüş ile gümüşün farklı ağırlıklarda değişilemiyeceğini -Rasûlullah'ın sözüne dayanarak- ileri sürdü ve muâmeleye itiraz etti. Bunun üzerine Muâviye minbere çıkarak "Biz de Rasûlullah'ı gördük ve O'nunla beraber bulunduk, böyle bir hadîs duymadık, ne diye böyle sözleri naklederler" diye çıkıştı. Ubâde hemen ayağa kalkarak "Muâviye'nin işine gelsin gelmesin biz, Rasûlullah'tan (s.a.) duyduklarımızı nakletmeye devam edeceğiz" dedi..."(82)

Ammâr b. Yâsir (v. 37/657):
Yâsir, kaybolan bir kardeşini aramak üzere Mekke'ye gelmiş burada Ebû-Huzeyfe'nin cariyesi Sumeyye ile evlenmişti, Sumeyye Ammâr'ı dünyaya getirdi, Ebû-Huzeyfe de onu âzâd etti. Ammâr ailesi ilk müslümanlar arasındadır; anne ve baba gördükleri işkenceye sabretmiş ve şehadet mertebesine ulaşmışlardır. Ammâr ise -kalbî imanını koruyarak- dili ile müşriklerin istediklerini söylemiş ve işkenceden kurtulmuştur; bunun üzerine gelen âyette, zorlama tehdit ve işkence yüzünden dili ile inkârda bulunan, dine aykırı sözler söyleyen kimselerin bundan dolayı günahkâr ve sorumlu olmayacakları" bildirilmiş, (Nahl: 16/106) Rasûlullah (s.a.) de Ammâr'a "Seni yine zorlayacak olurlarsa istediklerini söyle" demiştir. Ammâr Habeşistan'a hicret etmiş, her iki kıbleye doğru da namaz kılmış (kıble Kâbe ciheti olmadan önce de müslüman olduğu için namaz kılmış), Medîne'ye ilk hicret edenler arasında bulunmuş, Bedir dahil hemen bütün savaşlara katılmıştır. Yemâme savaşında büyük kahramanlıklar gösteren Ammâr, burada kulağını kaybetmiş, buna rağmen "Ey insanlar, cennetten mi kaçıyorsunuz, ben Ammâr b. Yâsir'im, bana doğru gelin" diye haykırarak birlikleri toparlamıştır. Ammâr, Rasûlullah'ın (s.a.) "O, tabanlarına kadar iman ile doludur, O, cennetin özlediği kişilerdendir, içi ve dışı temiz, iyi olan kişiye (Ammâr)'a merhaba, izin verin gelsin!" gibi iltifatlarına mazhar olmuştur. Hz. Ömer Ammâr'ı Kûfe'ye vâlî olarak gönderirken yazdığı yazıda İbn Mes'ûd ve Ammâr, Rasûlullah ashâbının seçkinlerindendir (nücebâ), onlara itâat edin ve yollarından ayrılmayın" demiştir. Rasûl-i Ekrem (s.a.), Allah Teâlâ'nın kendisine verdiği mucizevî bilgi sayesinde Ammâr'ın geleceğini haber vermiş ve "Seni, hak yönetime başkaldıranlar (bâğîler) öldürecekler" demişti. Ammâr, doksan yaşını aşmış olduğu halde Hz. Alî'nin yanında Sıffîn savaşına katılmış ve Muâviye taraftarlarınca şehit edilmiş, böylece Rasûlullah'ın haberinin doğruluğu isbatlanmıştır. Rıdvân Bey'atin'de bulunan ashâbdan sekiz yüz kadarı, Hz. Alî'nin tarafında olmak üzere Sıffîn harbine iştirak etmişler ve bunlardan altmış üçü bu savaşta şehit olmuşlardır; Ammâr da bunlardan biridir. O'nun, bu siyasi ihtilâfta ve iç savaşta aldığı tavır, aynı zamanda ictihad gücünü göstermektedir.(83)


81. İbn Hacer, age., C. II, s. 260; Hacevî, age., C. I, s. 189.
82. Müslim, Musâkât, 80.
83. İbn Hacer, İsâbe, C. II, s. 505; İbn Abdilber, age, C. II, s. 469.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler