www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Hz. Osmân (H.Ö. 47/577-H.S. 35/656):
Osmân b. Affân b. Ebi'l-Âs b. Umeyye, Kureyş kabilesinden, Râşid Halîfelerin üçüncüsü, cennetle müjdelenmiş on ashâbdan birisi, Mekke'de doğdu, Medîne'de şehid oldu, hilâfeti döneminde Ermenistan, Kafkasya, Horasan, Kirman, Sicistan, Kuzey Afrika ve Kıbrıs fethedildi. Rasûlullah (s.a.) "Rûme kuyusunu kim imar eder, genişletir ve halkın hizmetine sunarsa cennetlik olur" buyurmuşlar, Hz. Osmân bu teşviki emir telakki ederek yerine getirmiştir. Yine Allah Rasûlü Ceyşu'l-usre seferine çıkarken halkı yardıma çağırmış, Hz. Osmân techizatı ile birlikte üçyüz deve ve ayrıca bin dinar vermiştir.(53) Ubeydullah b. Adî, Hz. Osmân tarafından Kûfe'ye vâlî tayin edilen -ve Halîfe'nin anabir kardeşi olan- el-Velîd b. Ukbe'nin sarhoş olması ve halkın kendisinden şikâyette bulunması sebebiyle Halîfe'ye nasihatte bulunmak istemiş ve şunları söylemiştir: "Allah, Muhammed'i halkın elçisi olarak gönderdi ve O'na Kitâbı indirdi, sen Allah ve Rasûlü'nün dâvetine icabet edenlerden oldun, (biri Habeşistan'a, diğeri Medîne'ye olmak üzere) iki kere hicret ettin, Rasûlullah (s.a.) ile beraber bulundun ve O'nun tutumunu gördün, halk el-Velîd hakkında şikâyet edip duruyor (niçin gerekeni yapmıyorsun?)" Hz. Osmân bunları duyup tekrarlayarak tasdik ettikten sonra şöyle devam etti: "...ben O'na (Rasûl'e) bey'at ettim ve Allah'a yemin ederim ki, vefâtına kadar, O'na ne itâatsizlik ettim, ne de hile yaptım, sonra Ebû-Bekir'e, daha sonra Ömer'e aynı şekilde davrandım, sonra halîfe seçildim, benim de onlarınki gibi haklarım yok mudur?" Ubeydullah "Evet, senin de onlarınki gibi hakkın vardır." deyince, Hz. Osmân, "O halde kulağıma gelen dedikodularınız ne oluyor? el-Velîd'e gelince, inşâallah onun hakkında gerekeni yapacağız" dedi, sonra Hz. Alî'yi çağırtarak el-Velîd'in cezalandırılmasını istedi, Hz. Alî de onu, seksen sopa vurarak cezalandırdı.(54) Bu hâdisede Hz. Osmân'ı, bir mühâlifinin dahi takdir ettiğini ve onun faziletlerinden bahsettiğini görüyoruz. Cahiliye devrinde de temiz yaşamış, şerefli bir mevki elde etmiş bulunan Hz. Osmân, Hz. Ebû-Bekir'in dâveti ile, ilklerden biri olarak İslâm'ı kabul etmiştir. Rasûlullah (s.a.), İslâm'dan önce, kızı Rukayya'yı, Hz. Osmân ile evlendirmiş, Bedir savaşı sırasında Rukayya vefat etmiş (bu yüzden Hz. Osmân, Rasûlullah'ın izin ve emri ile hastanın başında kalmış, Bedir savaşına katılamamış, fakat Rasûlullah tarafından katılmış sayılmıştır), Allah Rasûlü ikinci kızı Ummu-Küslum'u da Hz. Osmân ile evlendirmiştir; bu sebeple ona "iki nûrun sahibi" mânasında "zü'n-nûrayn" denilmiştir.
Hz. Ömer'in vefatı sırasında kurduğu şûrânın çalışmalarından ve Hz. Osmân'ı, uzun istişareler ve müzâkereler sonunda ittifakla halîfe namzedi olarak seçtiklerinden, arkasından da müslümanların bey'at etmeleriyle Üçüncü Halîfe'nin göreve başladığından daha önce bahsetmiştik.(55) Hz. Osmân Halîfe seçildikten sonra ilk altı yıl, önceki iki halîfenin yolunda yürümüş, Hz. Ömer'e nisbetle daha yumuşak tabiatli olduğu için de, halk tarafından sevilmiştir. Süyûtî, İslâm tarihinde ilk defa Hz. Osmân tarafından gerçekleştirilmiş bulunan -bir kısmı da onun ictihad kudretini gösteren- tasarrufları şöyle sıralamaktadır:
Hizmetleri sebebiyle bazı kimselere ıktâ yoluyla arâzî vermek.
Devlet için mer'a ve korular tesis etmek.
Mescidi, güzel kokularla kokulamak, her iki Mukaddes Mescidde genişletmeler yapmak.
Daha önceleri, cuma namazı için ilk ezân, hatip hutbeye çıktıktan sonra okunurken, halkın toparlanıp vaktinde camiye gelebilmeleri için bir de dış ezanı okutturmak (bugün, cuma için okunan ilk ezânı okutturmak).
Müezzinlere beytülmaldan maaş bağlamak.
Bayramda hutbeyi namazdan önceye almak.
Gizli mallar denilen nakit, ticârî mallar ve benzerlerinin zekatlarını ödeme işini doğrudan yükümlülere bırakmak (daha önce bütün malların zekâtını devlet toplar ve dağıtır idi).
Emniyet teşkîlâtını kurmak.
Hz. Ömer'in başına gelenler kendisinin de başına gelmesin diye, Mescid'de özel bir bölüm (maksûre) yaptırmak. Bilindiği üzere Hz. Ömer, Mescid'de namaz kıldırırken hançerlenmiş ve şehit olmuştu.
Kur'ân-ı Kerîm'i tek lehçe ve okunuşa göre yazdırıp çoğaltarak başka lehçe ve okuyuşları ortadan kaldırmak.(56) Kur'ân-ı Kerîm Arabistan'da kullanılan yedi lehçede okunabilecek şekilde indirilmiş ve yazdırılmış idi. Başlangıçta kolaylık için buna ihtiyaç vardı; çünkü kabîlelerin, lehçe değiştirmeleri güç idi. Aradan zaman geçip Kureyş lehçesi hâkim hale gelince, bazı kelimelerin çeşitli lehçelerde okunması karışıklığa meydan verdiği için Hz. Osmân, ashâb ile istişare etti, Kureyş lehçesi dışında yazılış ve okunuşu yasakladı. Ebû-Bekir tarafından yazdırılan Mushâf'ı esas alarak yazdırdığı Mushaf nüshalarını önemli merkezlere gönderdi ve muhtemel bir kargaşayı ortadan kaldırmış oldu.(57) Gerçi Kur'ân-ı Kerîm'de, mahdut sayıdaki kelimelerin başka lehçelerde de okunmasının mânaya bir tesiri yoktu, bu bakımdan Kur'ân-ı Kerîm için bir tehlike de söz konusu değildi, fakat yine de -mâna bakımından olduğu gibi, şekil ve lâfız bakımından da- birlikte fayda vardı.
Hz. Osmân hilâfetinin ikinci altı yılında devlet görevleri ve nimetlerinin tevzîi bakımından farklı bir yol izlemeye başlamış, bu da müslümanların memnuniyetsizliklerine, şikâyetlerine sebep olmuş, başta yahudiler olmak üzere müslümanların gizli ve açık düşmanlarına fırsat hazırlamıştır. Daha önce (hicrî 25. yılda) Sa'd b. Ebî-Vakkas'ı Kûfe vâlîliğinden azletmiş, yerine anabir kardeşi el-Velîd b. Ukbe'yi tayin etmişti. Yeni vâlî, halka sarhoş namaz kıldıracak kadar sefih bir kişi idi, bu yüzden kendisine yapılan şikâyeti ve aldığı tedbiri yukarıda söz konusu etmiştik.
İkinci altı yılda, akrabaya öncelik tutumu daha da arttı. Abdullah b. Ebî-Serh'i Mısır'a tayin etti. Mervân'a Kuzey Afrika'nın ganîmet gelirlerinin beşte birini verdi, diğer akrabalarına da buna benzer imtiyazlar ve imkânlar tanıdı. Tayin ettiği memurlardan halk şikâyet ediyor, ashâb bu şikâyetleri ona ulaştırıyor ve bu memurları azletmesini istiyorlar, o ise vâlilerine mektup yazıyor, Allah'tan korkmalarını, halka zulmetmekten geri durmalarını emrediyor, fakat onları azletmeye yanaşmıyordu. Akrabasına sağladığı farklı imkânlar ve gelirler konusundaki şikâyetlere ise şu cevabı veriyordu: "Bu, Allah'ın emrettiği sıladır; yani akrabaya yardımdır, benden önceki iki halîfenin de bunu yapmaya hakları vardı, yapmadılar, ben ise yapıyorum." Onun bu ictihad ve yorumu da çoğu kimseyi tatmin etmiyordu. Mısır vâlisinin zulmü dayanılmaz hale gelince buradan bir hey'et Medîne'ye geldi. Halife, uzun mücadeleden sonra Hz. Ebû-Bekir'in oğlu Muhammed'i Mısır'a tayin ettiğini bildiren bir yazı yazdırıp ellerine verdi, bu sırada Medîne'de bulunan Mervân, Mısır vâlisine hitaben gizli bir yazı yazdı, gelenleri öldürmesini bildirdi ve yazının altına Halîfe'nin mührünü bastı. Bu yazıyı götüren ulak yolda yakalandı, vâlî namzedi ile yanındakiler büyük bir gazap içinde Medîne'ye geri döndüler, başka yerlerden gelen şikâyetçilerle beraber Halîfe'nin konağını kuşattılar, Halîfe bu mektubu kendisinin yazdırmadığına yemin edince Mervan'dan şüphe ettiler ve onu kendilerine teslim etmesini istediler, Hz. Osmân onu da teslim etmedi, Hz. Alî, Talha, Zübeyr gibi büyük sahâbîler, Halîfe'nin bu tutumunu tasvip etmedikleri için evlerine çekildiler, işi bir müddet dalgalanmaya bıraktılar, ancak Halîfe'ye bir zarar gelmesini istemedikleri için de oğullarını muhâfız olarak konağın kapısına gönderdiler. Âsîler arkadan duvarı yıkarak içeri girdiler ve Halîfe'yi şehit ettiler.(58)
Kanâatimize göre İslâm tarihinin seyrini değiştiren bu acı olayın gerisinde yatan sebepleri şöyle sıralamak mümkündür:
a) Hz. Osmân'ın yumuşak tabîatı, merhameti, akrabaya düşkünlüğü ve yaptıklarının dine ve ahlâka uygun bulunduğu kanâati (ictihadı), bu konularda kendisinden farklı düşünen şûrâ üyelerinin görüşlerini uygun bulmaması.
b) Ümeyye oğullarının Hâşim oğullarını aşarak toplum üzerinde hâkimiyet kurmak üzere harekete geçmeleri. Ümeyye oğulları, İslâm'dan önce Mekke ve çevresinde hâkim vaziyette idiler, İslâm cahiliye âdetlerini ve düzenini yıktığı, soy sop yerine şahsî fazilet ve liyakat esasını getirdiği için üstünlüklerini kaybettiler, kendi hanedanlarına mensup bulunan Hz. Osmân halîfe olunca, onun tabîatından faydalanarak iktidarı ele geçirmenin zamanı geldiğine hükmettiler ve Halîfe'nin iyi niyetinden, zaman zaman gafletinden istifade ettiler.
c) Büyük sahâbenin, ictihad bakımından Halîfe'den farklı düşündükleri için ona destek vermemesi, kargaşanın böylesine acı bir sonuç getireceğini ummadıkları için başkaca tedbir almayı gerekli görmemesi.
d) Ensârdan ve muhâcirlerden birçok sahâbe, Halîfe'ye gelerek âsîleri silah gücü ile dağıtmayı teklif ettikleri halde Halîfenin, kendi hayatını kurtarabilmek için başkalarının kanlarının akmasını kabul etmemesi.
e) Hemen öldüreceklerinden korktuğu için Mervân'ı âsîlere teslim etmediği gibi kendisinin de hilâfeti bırakmaması. Bu ikinci konuda Abdullah b. Ömer ile istişâre etmişti, Abdullah ona: "...nasıl olsa Allah'ın dediği olur, sen İslâm'da böyle bir çığır açma; sonra halîfeye kızan her gurup gelir, konağını kuşatır ve onu hilâfetten uzaklaştırırlar (hal'ederler)" dedi, Hz. Osmân da bu görüşe katıldı.(59)
Hz. Osmân, Rasûlullah'ın (s.a.) yıllarca önce müjdelediği şehâdet mertebesine ermiş, isâbet etsin, etmesin iyi niyet ve ictihadının ecrini görmüştür. Nitekim kendisi de müdâfaasında şöyle demiştir: "Allah'a yemin ederim ki ben, sizin iyiliğinizi düşündüm, elimden geldiği kadar sizin için iyi olanı yapmaya çalıştım; sonunda isâbet ettim veya hata ettim..."
Onun, buraya kadar örnekleri geçen ictihadlarından başka ictihadları ve fıkıh bakımından önemli tasarrufları vardır:
a) Yükümlülerin, alacaklarından dolayı da zekât ödemeleri gerektiğini Minber'den ilân etmiş, sahâbe de buna itiraz etmemişlerdir.(60) Bu ictihad, alacakların zekâtı konusunda kaide olmuştur.
b) Hasta iken eşlerini boşayan ve böylece onları miraslarından mahrum etmek isteyen erkeklerin bu kötü maksatlarına ulaşmalarını önlemek ve bir haksızlık kapısını kapamak için (sedd-i zerîa olarak) bu şekilde boşanmış kadınları, iddetlerini doldurmuş, evlilik bağları sona ermiş bile olsa kocalarına mirasçı kılmıştır.(61)
c) Rasûlullah (s.a.) yitik mallar hakkında ne yapılacağını açıklarken develerin olduğu gibi bırakılmasını, bulan tarafından alınıp başka bir yere götürülmemesini, gelip sahibinin deveyi bulabileceğini ve devenin de o zamana kadar yaşama imkânına sahip bulunduğunu bildirmişlerdi.(62) Hz. Ömer zamanında da uygulama buna göre oldu. Hz. Osmân'ın hilâfetinde toplumun ahlâkı değişmeye başlamıştı, kaybolan develeri alıp götüren, kendilerine mal eden kişiler çıkmıştı. Halîfe, haksızlığı önlemek için bulunmuş develerin alınıp getirilmesini, bunun için devletin tuttuğu çobana teslim edilmesini, sahibi çıkmazsa satılmasını ve birgün sahibi çıktığında bedelinin buna teslim edilmesini emretti.(63)
Hz. Osmân'ın sedd-i zerîa ve mesâlih prensiplerine bağlı bulunan bu ictihadları, benzeri diğer sahâbe ictihadları ile birlikte, daha sonraki müctehidlerin ve özellikle Medîne İmâm'ı Mâlik'in, aynı çerçevedeki ictihadlarına örnek ve kaynak olmuştur.


53. Buhârî, Menâkıb, 7; Süyûtî, age., s. 151.
54. Buhârî, Menâkıb, 7.
55. Buhârî, Menâkıb, 8.
56. Süyûtî, Târîhu'l-hulefâ, s. 164 vd.
57. Buhârî, Fedâilu'l-Kur'ân, 3, 5.
58. Sutûtî, age., s. 154, 156 vd.; İbn Sa'd, age., C. III, s. 64, 70 vd.
59. İbn Sa'd, age., C. III, s. 66.
60. Mâlik, Muvatta', Zekât, 17. (C. I, s. 253).
61. Mâlik, Muvatta, Talâk, 40-44. (C. II, s. 571-572).
62. Buhârî, Lukata, 3.
63. Mâlik, Muvatta', Akdıye, 51. (C. II, s. 759).

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler