www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


4. Vasıyetin üçte birle sınırlandırılması:
Vârise vasıyet yasaklandığı gibi, yabancılara vasıyet yoluyla mal bırakma da, terikenin üçte biri ile sınırlandırılmış, geri kalan mal, verese için mahfuz hak olarak bırakılmıştır. Sa'd b. Ebî-Vakkâs hasta olmuş, Rasûlullah'ın (s.a.) kendisini ziyareti sırasında malını, hayır ve hasenat için vasıyet edeceğini söylemişti. Rasûlullah, "Vârislerini varlıklı bırakman, insanlara el açan yoksullar olarak bırakmandan daha iyidir" buyurmuş, vasıyetini, malının üçte biri ile sınırlandırmasını istemiştir.(78)

5. Faizin yasaklanması ve akitlerin serbest bırakılması:
Onuncu yılda nâzil olan Mâide sûresi "Ey iman edenler! Akitleri îfa ediniz." âyeti ile başlıyordu. Burada akitler, kayıtsız ve sınırsız olarak zikrediliyor, yasaklananlar dışında kalan akitlerin mûteber olacağı anlatılıyor, bu sebeple onların îfa edilmesi, gereğinin yerine getirilmesi isteniyordu. Şüphesiz İslâmdan önce de Arabistan'da ve özellikle Hicaz bölgesinde bilinen birçok akit çeşidi vardı. İslâm bunların ahlâka ve adâlet prensiplerine aykırı olanlarını yasakladı, geri kalanlarını ya aynen, yahut da gerekli ıslâhatı yaparak kabul etti, gerektikçe her birinin kuruluş, şart ve hükümlerini açıkladı. Bu âyette ise bilinen (isimli) akitler yanında, o gün bilinmeyen, fakat kıyâmete kadar insanların ihtiyaç duyup icad edecekleri akitlerin genel hükmünü beyan etti: "Akitler bir takım borçlar doğurur, bu borçları yerine getiriniz." Cahiliye devrinde akitler, ancak bir takım şekil şartları ile gerçekleşiyor ve borç doğuruyordu. İslâm bunların da çoğunu -amme menfaati ve nizamının gerekli kıldığı şartlar dışında kalanları- kaldırdı ve akdin kuruluşunu karşılıklı rızâya bağladı: "Ey iman edenler! Sizin karşılıklı rızânıza dayanan ticaret olmadıkça mallarınızı, aranızda, bâtıl yollar ile (elde edip) yemeyin." (Nisâ: 4/29).
Bu batıl yollardan biri de faiz geliri idi. İslâmdan önce araplar arasında çok yaygın olan faizciliği İslâm, zaman içine yayarak (tedrîcen) yasakladı, önce faizin en zalimi olan "katlı faizi" yasakladı: "Ey iman edenler! Üstüste katlanmış olarak faizi yemeyin, Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz; kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının." (Âlü-İmrân: 3/130). Sonra faiz mahiyetinde olan bazı muâmeleleri yasakladı. Rasûlullah (s.a.) vedâ hutbesinde eskiden kalma faiz borçlarını iptal etti ve bunun ilk uygulamasını da kendi yakınlarından faiz alacaklısı olanlar üzerinde yaptı. Bütün bunlardan sonra faizin bütün çeşitlerini, sınırsız ve kayıtsız olarak yasaklayan şu âyetler geldi: "Faiz yiyenler, şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların, "alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alım-satımı helal, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de (Rabbin öğüdünü dinler de) faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir, artık onun işi Allah'a aittir. Kim de tekrar faize dönerse, işte onlar cehennemliktir, orada devamlı kalırlar./Allah faizi tüketir, (faiz önce servetleri, sonra kendini yer bitirir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiçbir kimseyi sevmez.../Ey iman edenler! Allah'tan korkun; eğer gerçekten iman ediyorsanız, halen mevcut faiz alacaklarınızı terkedin./Şayet bunu yapmazsanız, Allah ve Rasûlü tarafından size açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir; ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz." (Bakara: 2/275, 276, 278, 279).
Yirmi üç yıl içinde Rasûlullah'a gelen vahiy (Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet) prensipler, ana kaideler, çerçeveler bakımından dini tamamlamıştı. Bundan sonra kıyamet gününe kadar ortaya çıkacak olan mesele ve problemler, bu kaynaklara, genel ve çerçeve hükümlere bakılarak, ictihad yoluyla çözülecek, dinin hayatta intibakı sağlanacaktı. İşte bu sebepledir ki yine vedâ haccında Allah Teâlâ şanlı Rasûlüne şu âyeti vahyetmişti: "Bugün size dininizi tamamladım, size olan nimetimi ikmâl ettim ve sizin için din olarak İslâm'a razı oldum (sizin için razı olduğum din İslâm'dır.") (Mâide: 5/3).


78. Buhârî, Vasâya, 2, 3; Müslim, Vasıyyet, 5, 7, 8, 10.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler