www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Geleneğe Karşı Çıkanlar

Geleneği olmayan toplum (cemiyet, millet, ümmet) olmaz; olduğunu varsaysanız bu toplumun geleceği olmaz; erir, dağılır, yok olur, başka bir topluma dönüşür. Bizim toplumumuzun gelenek hamuru İslâm'dır. Millî özelliklerimiz bu hamurun şekillenmesini bir ölçüde etkileyerek millî kültürümüz ve medeniyetimiz oluşmuştur. İslâm hem son ilâhî dînin adıdır, hem de bu dîne mensup milletlerin (İslâm ümmetinin) özel ve ortak kültür ve medeniyetlerinin adıdır. Din olarak İslâm'ın ana kaynağı şüphesiz Kur'ân-ı Kerîm'dir. Ancak bizzat bu yüce kitabın tanıdığı, inananları bağladığını ifade buyurduğu; bir şekilde vahiy mahsûlü bir ikinci kaynak daha vardır ki, bu "Sünnet" diye bilinmektedir. Sünnet, Kur'ân-ı Kerîm'i Allah'tan -vahiy yoluyla- alıp bize teblîğ eden Son Peygamber (s.a.v.)'in, dîni tamamlayan ve açıklayan sözleri, fiilleri ve tasvipleridir. Bu iki kaynağın, Hz. Peygamber'den (s.a.v.) sonra yaşayan İslâm nesillerine gelen şekli sözdür; yani sözlerden ibâret olan âyetler ve hadîslerdir. Her söz gibi âyet ve hadîslerin de kimi açıktır; yoruma, açıklamaya ihtiyacı yoktur, kimi de ya nisbeten kapalı olduğu, yahut da çerçeve hüküm ve kâideler getirdiği için yoruma, açıklanmaya muhtaçtır. Yorum ve açıklamaya yönelik ilmî çabalara "ictihad" denilmekte, ictihadların birleşmesi ise "icmâ" terimi ile ifade edilmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'i Allah Rasûlü (s.a.v.) büyük bir titizlikle korumuş, kendisinden sonra artık yeni bir âyet gelmiyeceği için sâhabe mevcut, yazılmış ve korunmuş olan Kur'ân parçalarını bir cilt içinde toplamış ve çoğaltmışlardır. O günden bugüne bir harfi değişmeden, Kur'ân-ı Kerîm, nesilden nesile intikâl etmiş, ezberlenmiş, yazılmış, okunmuş, açıklanmış ve uygulanmıştır. Hadîsler daha çok olduğu için tamamı yazılamamış ve korunamamıştır. Ancak dînin tamamlanması ve gerekli açıklamaların yapılması kendilerine bağlı bulunan hadîsler de başlangıçtan bu yana hem yazılarak, hem ezberlenerek hem de uygulanarak korunmuş, birinci asrın sonlarında resmen toplanmış, kitaplara geçirilmiştir. İslâm'a karşı olanlar (münafıklar) ile İslâm'ın belli bir yorumunu (mezhebi, tarîkatı) din hâline getiren bazı mutaasıp taraftarlar, cahiller, gâfiller hadîs uydurmuş, bunları ilim ve din piyasasına sokmaya çalışmışlardır. Bu tehlike bizzat Rasûlullah (s.a.v.) tarafından zamanında -hatta zamanından önce- haber verildiği için hadîs biliminin uzmanları doğruyu, gerçeği, yanlış ve sahteden ayıracak ölçüler geliştirmişler, belli kitaplarda uydurma hadîsleri toplayıp hapsederek, belli kitaplarda da sahih hadîsleri toplayıp hizmete sunarak tedbir almışlardır. Bütün bunlara rağmen hadîs ilminde zayıf, hadîs uydurma hareketine karşı gâfil bulunan bazı iyi niyetli müslümanlar bilmeden bazı uydurma hadîsleri sahih zannetmiş, sözlerinde, sohbetlerinde ve kitaplarında bunları kullanmışlardır. Ancak buna bakarak bütün hadîsleri uydurma saymak, dînin ikinci önemli kaynağı olan Sünnet'i devre dışı bırakmaya kalkışmak, hiyânet değilse, büyük bir gaflettir. Bir bilgi veya haber kaynağında doğru olmayan bir bilgi veya haber bulundu, çıktı diye bütün bilgi ve haber kaynaklarını nasıl terketmiyorsak, bu durum bizi nasıl yalnızca dikkate, her görüp okuduğumuzu ve duyduğumuzu incelemeden kabûl etmemeye sevkediyorsa, hadîs konusunda da tutum ve yaklaşımımız aynı olmalıdır. Gazzâlî'nin, İbrâhîm Hakkı Erzurûmî'nin, İsmâîl Hakkı Bursevî'nin ve benzerlerinin kitaplarında bazı uydurma hadîslerin bulunması şüphesiz bu zâtlar için bir kusurdur; ancak bu, onları ve eserlerini tamamen gözden düşürmek için yeterli bir sebep değildir; kul kusursuz olmaz, onlar da -bizzat hadîs uzmanı olmadıkları için- ellerinde bulunan hadîs kaynaklarından aktarmalar yapmışlar ve süzgeçleri ince olmadığından bazı uydurma hadîslerin kitaplarında yer almasına mânî olamamışlardır. Fakat hadîs uzmanları, bu nevi kitapları da incelemiş, içlerinde yer almış bulunan hadîslerin sahih olanlarını olmayanlarından ayırmışlardır; bu çalışmalar da ya ayrı kitaplar hâlinde, yahut bu kitapların dipnotları şeklinde basılmıştır. Doktorlar bazen teşhis ve tedâvide yanılsa da yine doktora gidilir, âlimler bazen yanılsa da yine onların rehberliğine başvurulur. Bazı kitaplarda uydurma hadîs bulunsa da -dîni anlama ve öğrenmede, Kur'ân-ı Kerîm'i açıklama ve uygulamada- yine sahih Sünnet'e başvurulur. Her şüphenin üzerinde kesinlik ve sağlamlık vasfı taşıyan hadîsler ve bunları ihtivâ eden kitaplar vardır. Sünnetsiz bir din, peygambersiz bir din demektir ve olamaz.
Kitap ve Sünnet'in farklı yorumundan, zaman ve bölge farklarından doğan, farklı şartlardan kaynaklanan mezhebler aslında faydalı olduğu hâlde bir mezhebe taassupla bağlılık zaman zaman zararlı olmuş, dînin engin rahmetini ve sonsuz ufkunu daraltmıştır. Eğer bugün "din şudur, budur, şöyle diyor, böyle diyor" diye bazı görüş ve iddiâlar ileri sürülüyor, bunlar da iyi niyetli, dînini öğrenmek ve yaşamak isteyen bir müslümana ters geliyorsa büyük bir ihtimâlle bunlar dînin evrensel kuralları değildir, zaman ve zemine bağlı ictihadlardır, görüşlerdir, yorumlardır. Bu konularda aydınlanmak için uzmanların eserlerine veya sohbetlerine başvurmak gerekir. Bununla beraber Kitâbı, Sünneti, ictihadı, icmâ'ı, mezhebi, tarîkati, san'atı, örf ve âdeti... ile İslâm bir bütündür ve -bu mânâda İslâm- bizim geleneğimizdir; buna karşı çıkılarak, toptan inkâr edilerek din, ne doğru öğrenilebilir, ne de amaca uygun olarak yaşanabilir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler