www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Çocuk Eğitimi
Mektubunuzu aldım, güç şartlar altında ve yabancı bir çevrede İslâm'ı yaşamak ve yaşatmak uğruna verdiğiniz çabalar cihaddır, ibâdettir, sizleri tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Bana sorduğunuz sorular kitaplık sorulardır, bir mektup ve yazıda doyurucu, kaplayıcı cevaplar vermek çok zordur. Ancak cevapsız bırakmak da doğru olmayacağı için, benim branşım ve tecrübe sahama girenleri bu ölçüde cevaplandırmaya çalışacağım.
1. Kur'ân ve Sünnet'e uygun ideal çocuk, fıtratı bozulmamış çocuktur. Bir hadîs-i şerifte "Her doğan çocuğun fıtrat üzere doğduğu, sonra ana ve babasının onu, yahudi, mecûsî, Hıristiyan yaptığı" ifade buyurulmuştur. Hadîste dikkati çeken husûs "müslüman yaptığı" ifadesinin bulunmayışıdır. Bunu şöyle yorumlamak mümkündür: Çocuk, fıtratı bozulmadan, yanlış yönlendirilmeden büyütülürse, muhakeme ve yükümlülük çağına geldiği zaman zaten İslâm'ı seçecek, müslüman olacaktır.
2. Yazınızda, kaç yaşına kadar çocuktan bahsettiğiniz pek açık değil. Yalnızca bir sorunuzda 4-8 yaş arası diyorsunuz. Eğer maksadınız bu yaşlar arasındaki çocuk ise, bunlar hiçbir öğretim ile yükümlü değillerdir. Hz. Peygamber (s.a.v.) "Çocuklarınıza yedi yaşlarına gelince namaz kılmalarını buyurun, on yaşlarına gelince kılmazlarsa yaptırım uygulayın" buyurmuştur. Yaptırım on yaşında uygulandığına göre bundan önce çocuk yükümlü değildir. Ancak yedi yaşında namazı kıl diyeceğimiz çocuğa daha önce bir şeyler öğretmemiz, onu eğitmemiz ve namazı kılacak hâle getirmemiz gerekmektedir. Bu gereklilik bir dînî mecbûriyet değil, eğitim zarûretidir.
3. Müslüman bir çocuğun günlük yaşantısında hiçbir davranışı, mecbûriyet ve yükümlülük çerçevesi içinde fonksiyonel değildir. Ancak ileride yükleneceği işlevlere hazırlık olarak ele alınırsa "davranışlarının fonksiyonelliğinden" bahsedilebilir. Bu davranışları belirleyecek olanlar, çocuğu ve çevre şartlarını değerlendirecek olan eğitimcilerdir. Eğitimciler bu konuda bir program hazırlayacak ve uygulayacaklardır. Meselâ bir şeye başlarken besmele çekmek, yemek sonrasında duâ etmek, beden ve giysilerini, dînin pis saydığı şeylerden temiz tutmak, din ve ahlâkın çirkin saydığı söz ve davranışlardan uzak kalmak... burada örnek olarak sayılabilir.
4. Çocuğun Allah'a karşı bir sorumluluğu yoktur. Hakları tümüyle insan haklarıdır, yalnızca henüz mükellef ve reşid olmadığı için bir kısım haklarını veli ve vasîsi yoluyla kullanır.
5. İslâm'ın, kesin ilmî verilere aykırı bir talimâtı ve inancı yoktur. Ama kesin ilmî veriler ile teoriler birbirine karıştırılmamalıdır. Meselâ Darwin teorisi bir ilmî veri değil, teoridir, aksine teoriler de mevcuttur. Şu hâlde çocuklara yaratılış konusu, evrim teorisine göre değil, Kur'ân ve Sünnet'in açıklamalarına göre verilecektir. Bu verilirken çocuğun zihnî kapasitesi göz önüne alınacak, dînin açıklamalarında ancak kesin olanlara itibâr edilecek, kesin müsbet ilme aykırı düşen bir açıklama yapılmayacaktır. Özetleyecek olursak: Allah her şeyi yoktan var etmiştir, önce ruhu, sonra insansız kâinatı, sonra hayvanları ve insanları... Her şey insan için, insan ise Allah'a kulluk içindir. Türler kendi içlerinde gelişmiş ve değişmiştir, ancak bütün türlerin bir kökten gelişip değişerek oluştuğu ilmî bakımdan sâbit değildir. Allah, insanı topraktan, çamurdan yarattığını bildirmiştir, o dileseydi buna da gerek görmez, "ol" der, oldururdu. Ancak önce toprağı ve çamuru yaratmış, sonra da ondan insanı yaratmıştır. İlk insanlardan sonra yaratmayı, çiftlerin birleşmesi kanununa bağlamıştır. Yaratma olayı bir sırdır, insan aklı bunun nasıllığını çözecek güçte değildir..
6. 4-8 yaşlar arasında Arapça -hele de bu dilin konuşulmadığı bir yerde- öğretilemez, gereği yoktur. Bazı duâlar ve sûreler ezberletilebilir. Arapça daha sonraki yıllarda, daha ziyâde İslâmî ilimlere yatkın çocuklara öğretilmelidir. İslâm tarih ve kültürü, o yaşlardaki çocuklara uygun bir muhtevâ ve yöntem içinde verilmelidir. Detaylara girilmemeli, sıkıcı tarih, isim vb. bilgiler üzerinde durulmamalı, çocuğun İslâm'ı, Hz. Peygamber'i (s.a.v.), İslâm büyüklerini tanıması ve sevmesi, İslâm'ın kaynak olduğu kültürü kavraması hedeflerine yönelinmelidir.
7. Kur'ân ve Sünnet'e göre bir din vardır, o da İslâm'dır. Diğer peygamberler de ümmetlerine İslâm'ı getirmiş ve tebliğ etmişlerdir. Bu dinlerin adlarının değişik olması mahiyetlerindeki bu birliği değiştirmez, bozmaz. İnanç ve ahlâk esasları hep aynı kalmış, düzen ve insan ilişkileri ile ilgili hususlar dinden dîne, peygamberden peygambere değişmiş, yani Allah tarafından değiştirilmiştir. Mûteber olmayan, insanların değiştirmesidir. Bugünki İslâm dışı dinlerde mûteber olmayan hususlar, insanların değiştirdiği, bozduğu, İslâm'a aykırı hâle getirdiği hususlardır. Biz bunları İslâm'dan (Kitap ve Sünnet'ten) öğreniyoruz. Bütün bunlara rağmen, yine de aslı ilâhî ve semâvî olan dinlerin bir değeri vardır, dinsizlik ve şirke nisbetle bu dinler ve sâlikleri daha değerlidirler, bize yakındırlar, hidayete yatkındırlar, onlara bu espri içinde yaklaşmak gerekir.
8. İslâm'ın iyi ve mükemmel bulduğu sosyal davranış, İslâm'ın sosyal düzeni ve düzeni kuran kaideleri içinde açıklanmıştır. İslâm'ın öngürdüğü sosyal düzeni öğrenen ve buna uygun davranışlar edinen çocuk, en iyi sosyal davranışları edinmiş sayılır. Bu konunun detaylarına ve içeriğine bu yazıda girilemez. İslâm ahlâkı ve sosyal düzeni ile ilgili kitaplara bakmak yeterlidir.
9. Çocuğun hâl ve hareketlerinin inançlı bir kişiyi yansıtması biraz erken bir beklentidir. Çocuk ileride bunu yansıtacak bir eğitime tâbî tutulmalı, yukarıda sözkonusu ettiğimiz bazı davranışları kazanması sağlanmalıdır.
10. "Çocuk hangi yaşlardan itibaren Allah'ın mesajına muhatap olur?" sorunuzdan yükümlülüğü kastediyorsanız bu yaşa değil, başa bağlıdır. Yaşı kırk bile olsa zihnî kapasitesi gelişmemiş, akıl ve ruh sağlığı bozuk bir kimse ilâhî mesaja muhatap değildir. Aklı normal kişiler, erkek ise ihtilâm olunca, kız ise ay hâli görünce yükümlülük sahasına girerler. Bu hâller görülmez ise onbeş yaşlarından itibaren yükümlü olurlar. İşte bu yükümlülük çağı gelmeden önce, çocuğun yaşına göre idrâki, kavrayışı, dikkati göz önüne alınacak ve hazırlamak, eğitmek maksadı ile ilâhî mesaja muhatap kılınacaktır. Başlangıçta, resimli, renkli, çekici kitaplarda, Kur'ân ve Sünnet'in, geçmiş ümmetlere, peygamberlere, âhirete ait kıssaları verilebilir. Çocuk âdetâ hikâye okurken Allah'ın mesajları ile karşılaşır, ömrü boyunca kendisini yönlendirecek olan bilgi ve değerler kazanır.
11. Çocuk dünyanın neresinde olursa olsun çocuktur, böyle kabûl edilmeli ve çocukluğunu yaşaması sağlanmalıdır. Daha küçük yaşta ondan, ileride yükleneceği sorumluluk, yükümlülük ve davranışları beklemek mümkün ve doğru değildir. Bu sebepledir ki Allah da insanı, ancak çocukluk çağını geçirdikten sonra yükümlü kılmıştır. Çocukluk çağında yapılacak şey, çocuğun ruh ve beden sağlığını korumak, maddî ve mânevî gelişmesini sağlamak, fıtratını bozmamaktır. Yabancı ortamda alınacak tedbir, mümkün olduğu ölçüde, ileride aynı hayatı ve değerleri paylaşacak olan çocukların ortak bir çevre oluşturmalarını sağlamak, arkadaşlık ilişkilerini bu çerçeve içinde yürütmelerine özen göstermektir. Ayrıca aile içinde gördükleri çocuğun şahsiyetini etkiler, bunu unutmamak gerekir. İslâmî kişiliğin gelişmesi bakımından örnek kişileri tanımak, örnek davranışları görmek önemlidir. Bu konuda mescitleri de devreye sokmak, çocukların buralara gelmelerini sağlamak, oyunlarını bu çevrede oynamalarına göz yummak, ara sıra zorlamadan câmiye sokmak, ibâdeti göstermek ve isterlerse katılmalarını sağlamak faydalıdır.
12. Bu soruya yukarıda cevap verilmiştir. Özetle "gayr-i müslim davranışlarının çocuktan yansımaması" önemlidir. Ondan ötesi; "çocuktan çocukça davranışlar beklenir ve bunlar yansır."
13. Merkezinde Allah ve Rasûlü'nün (s.a.v.) bulunduğu bütün sevgi ve saygılar İslâm'a göre doğaldır, uygundur. "Allah ve Rasûlullah'a (s.a.v.) olan sevgi ve saygımıza aykırı, ters düşmeyen, Allah için, O'nun rızâsı bu yönde olduğu için diyebildiğimiz sevgiler, saygılar tabiîdir, mûteberdir, beslenmelidir."
14. Ailedeki genel İslâmî ortam çocuk eğitiminde çok önemlidir. İslâm'a aykırı davranışların benimsendiği, yaşandığı, yadırganmadığı bir aile ortamında müslüman çocuk yetiştirmek, çölde gül yetiştirmekten zordur. Başta zikrettiğmiz fıtrat hadîsi, ana ve babanın, çocuk eğitiminde ne kadar önemli bir rol üstlendiklerini göstermektedir; ana-baba (yani aile) çocuğun dînî hayatında en önemli belirleyicilerdir. Bir müslüman çocuğun yetişeceği aile, İslâm'ı yaşayan ailedir. Ailede buna aykırı bir ortam var ise çocuğun oradan uzaklaştırılması gerekir.
15. Çocuğun özel dünyası çocukçadır, diğer çocuklardan ayrılmaz, onları ayıran husus, dışarıdan yapılan telkinler, yönlendirmeler, özetle eğitimdir. Çocuğun bu çemberden çıkarak kimlik ve kişiliğine hâkim olabilmesi için uzun yılların geçmesi gerekir. Farklar -kişiliğe, hür seçim ve irâdeye bağlı farklar- o zaman ortaya çıkar.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler