www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Zarûrî Bir Açıklama1

İslâm kardeşliğini, müslümanların birlik ve beraberliğini korumak, müslümanları düşmanları karşısında kurşundan bir duvar haline getirmek için Kur'ân-ı Kerîm yüzlerce âyet getirmiş, Resûl-i Ekrem (sav) de yapılabilecek her şeyi yapmıştır. Buna rağmen müslümanlar, gayr-i meşrû sebeplerle parça parça, bölük bölük olmuş, birbirlerine düşmüşlerdir. İslâm, hangi hallerde bir müslümanın din kardeşinden yüz çevireceğini, yoldan çıkmışlara karşı nasıl mücadele edileceğini inceden inceye açıklamıştır. Fakat mal, mevki ve menfâat hırsı, hased ve benzeri âmiller bazı müslümanların bu sınırları aşmasına sebep olmuş, onları yasak bölgeye itmiştir.
Memleketimizde meşrû sebeplere dayanmayan bir bölünüş de, bir "Kur'ân Kursları Topluluğu"nun, İmam-Hatip okullarına cephe alması ile başlamış ve gelişmiştir. İmam-Hatip Okulları henüz açılmışken, ortada hiçbir menfî tezahür, kötü örnek yok iken o zümre, bu okulları mahkûm etmiş, aleyhte propaganda yapmıştır. İşte bu menfî propaganda zincirinin bazı halkalarını da, yıllardan beri biz teşkil ediyoruz. Çok ağır ittihamlar altında, tertip ve iftiralara uğradık. İftira iz yapar derler; öyle oldu; bazı müslümanlar, yazarlar, çizerler bu izden kurtulamadılar; hep beraber hakkımızda şu ithamları ileri sürdüler; "Mezhebsiz, müctehid taslağı, Vehhâbî, reformcu, tavizci, Abduhçu vb." Bu açıklamamızda mezkûr iddiaları teker teker ele alacak, kısa yoldan çürütmeye çalışacağız:

1. Mezhebsizlik İddiâsı:
Mezhebsizlik kelimesinin mânâ ve mefhumunu ortaya koymadan bizi bununla suçluyorlar. Bu çirkin kelimeye herkes istediği mânâyı veriyor ve bizi o mânâ içinde hayâl ediyor. Memleketimizde "mezhebsiz" deyince, bazı bölgelerde alevîleri, bazı bölgelerde dinsizleri anlarlar. İlmî mânâda mezhebsiz ise hiçbir mezhebi tanımayan, mezhebleri inkâr eden, onları ortadan kaldırmaya çalışan, müslümanların bir mezhebe bağlanmalarını haram sayanları ifade eder. Mezhebsizliğin -bizim bildiğimize göre- bundan başka mânâsı yoktur ve bizim mezhebsizlik ile -uzaktan, yakından- alâkamız mevcut değildir. Biz itikaden Mâturîdi ve amelen Hanefîyiz. Müslümanların bir mezhebe bağlı kalmalarını caiz görürüz. Mezheblerin kaldırılması düşüncesini cinnet telâkki ederiz. Kitaplarımız bu ifadelerle doludur. Bizim bazı kimselerden farklı olarak söylediğimiz şundan ibarettir: "Müslümanlar, dinî hayatlarında, ihtiyaç duyduklarında, diğer Sünnî fıkıh mezheblerinden de istifade edebilirler. Tabiî bunu da âlimlerin, hocaların kendilerine nakledecekleri fetvâlarla yapacaklardır. Bu cevaz yalnız bizim görüşümüz değildir. Dört mezhebe mensup birçok mûteber âlim de aynı görüştedir. Hattâ Tahrîr'de ifade edildiği üzere bu görüş cumhûra (fıkıhçıların çoğuna) aittir. Buna hiçbir âlim "mezhebsizlik" dememiştir.2

2. Vehhâbîlik:
Vehhâbîleri tefkir edenlere veya ehl-i bidat diyenlere karşı: "Beğenmeyebilirsiniz, tenkit edebilirsiniz, hatâ ettikleri noktalarda müslümanları ikaz edebilirsiniz... amma bu ağır ittihamları yapmayın; isâbet etmemişseniz ve ehliyetiniz yoksa günahkâr olursunuz..." dedik. Bunu söylemekle bir kimse Vehhâbî olmaz. Vehhâbîleri ben de tenkit ettim; yazılarım neşredilmiştir. Bazı görüşlerini kabul etmem, beğenmem; fakat elimdeki deliller onlara kâfir veya ehl-i bidat demeye kâfi değildir. Bunu ehliyetle ve delile dayanarak söyleyen varsa ona da bir diyeceğim yoktur. Benimle ilgili Vehhâbîlik iddiâsını isbat edecek bir tek delili olan ortaya çıksın ve o delili açıklasın!

3. Müctehidlik İddiâsı:
Hiçbir yerde, yazılı veya sözlü olarak "ben müctehidim" demedim. Yaptığım ilmî çalışmada (İslâm Hukukunda İctihad isimli kitabımda) şunu isbat ettim: "İctihad dinî bir vecîbe, ictimaî bir zarûrettir. Her asırda kapısı açıktır. Bu kapıdan ancak ehliyetli olan girebilir. Müslümanlar bu ehliyetli kişiyi yetiştirmek için olanca gayretlerini safretmeye dinen mecburdurlar." Bu görüşü benimseyen yirmiiki âlimin ismini saydım ki bunlar asırlar boyu müslümanların iftihar vesilesi olmuş büyük âlimlerdir. "Müctehid yetiştirmeye çalışalım" demek başka, "Ben müctehidim" demek başkadır. Ben birincisini söyledim ve delilleriyle isbat ettim; aksini söyleyenler şer'î ve aklî delil getirmelidirler.

4. Müctehidlere Karşı Saygısızlık:
İddiâya göre İmâm-ı Âzâm'ı kabûl etmez, müctehidlere karşı saygısızlık edermişiz. Böyle bir edepsizlikten Allah'a sığınırım. Asırlar boyu müslümanların ilmî ve dinî rehberi olmuş bu büyük kişilere, bu Allah'ın has kullarına, velîlerine saygısızlık eden Allah'ın rahmetinden uzak kalır. Biz müctehidlerimizi, mezheb imamlarımızı iftiracılardan çok, hem de pekçok severiz, sayarız; ammâ bir âlim olarak, imam olarak severiz, onları hatâdan berî peygamberlere benzetmeyiz, kendilerini nasıl anlatmışlarsa öyle anlar, öyle sever ve sayarız.

5. Reformculuk:
Ne Batıdaki ne de Türkiye'deki mânâsıyla İslâm'da reform yapmayı tecviz ve tasvîb etmeyiz. Bizim dinimizin reforma ihtiyacı yoktur; çünkü bozulmamıştır. Bizde bozulan müslümanlardır. Islâhattan maksadımız dinî değil, kendimizi düzeltmektir; bunun da yolu Ehl-i Sünnet müslümanlığına dönmek, gerçek müslümanlar olmaktır.
Bizim savunduğumuz "tecdîd" reform değildir; tecdîd bir yandan kendimizi düzeltmek, diğer yandan dini doğru anlayıp yorumlayarak hayata uygulamaktır.

6. Tavizli Fetvâlar:
İddiâlara göre "işkembe-i kübrâdan" tavizli fetvâlar vermişiz; bu cümleden olarak:
a) Nikâh dinî değildir demiş, nikâhsızlığa fetvâ vermişiz. Hiçbir yerde nikâh dinî değildir demedik. Müslümanın her davranışı, İslâm'ın içindedir, dinîdir; dinin bu davranışlar hakkında hükmü vardır. Nikâh, satış, kira, ortaklık, namaz, oruç, yeme, içme... hepsi için İslâm'ın hükmü, tanzimi vardır. Bu durumda nikâh nasıl dinî olmaz?! Bizim dediğimiz şudur: "İslâm'da, hıristiyanlıkta olduğu gibi dinî nikâh yoktur, nikâhı din adamının takdîs etmesi, nikâhın câmide kıyılması gerekmez, böyle şartlar yoktur. İslâm nikâhın sahih olması için rükünler, şartlar koymuştur. Bunlar nerede gerçekleşirse orada İslâmî evlenme yapılmış olur. Ev, belediye, câmi, muhtarlık... Neresi olursa olsun, merasimi kim idare ederse etsin durum değişmez. Aranacak olan, İslâm'ın koyduğu şartlardır; bunların bulunmasıdır. Bu mevzuda kitabımızdan nakledilenler eksik nakledilmiştir ve yanlış anlaşılmıştır. Bir hocanın beyânatına karşı mufassal cevabımız yakında neşredilecektir.3
b) Rakı ve biranın azı içilebilir demişiz... Kuyruklu yalan dedikleri bu olsa gerektir. Kişide Allah korkusu olmazsa herşeyi söyler ve yapar. Amma hiçbir kimsenin yaptığı yanına kalmaz; ya bu dünyada, yahut âhirette hesap sorulur, ettiğini bulur. Biz tam aksini söyledik ve dedik ki: "Bir iki müctehid, şarap dışındaki bazı müskirâtın az miktarda içilebileceğini söylemişler ise de bu cumhûrun görüşüne, İslâm'ın rûhuna, şer'î delillere aykırıdır. Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır, içilemez. İçilir diyenler yanılmışlardır..."

7. İbn Teymiyyeci, Efgânîci ve Abduhçu İmişiz:
Bunlar da tamamen uydurma, yakıştırma ve iftirâdır. Bu kişilere ulu orta söğen, onlara kâfir, sapık, mason diyenlere karşı gerçekleri anlatmışızdır. "İbn Teymiyye'nin kâfir ve sapık olmadığını; ancak bazı ifratları ve ictihad hatâları olduğunu, Efgânî ve Abduh'un masonluğa girdiklerini, fakat sonra bu sakim yolu terkettiklerini, bunun vesîkaları bulunduğunu" söylemişizdir. Bir kimseyi takdîr ve tenkidde ileri gitmeyin, gerçeklerden ayrılmayın demek, o kimseyi imam edinmek değildir. Bizim imamımız Resûlûllah (sav) müctehid imamlar, âlimler ve ilimdir. İbn Teymiyyeci, Abduhçü, Efgânîci olmayı reddederiz.

8. Diyanetin Neşrettiği Kitap:
Reşîd Rızâ'nın yazdığı, Ahmed Hamdi Akseki'nin tercüme ettiği ve 63 sene önce neşredilmiş bir kitabı, Diyânet İşleri Başkanlığı'nın isteği üzerine yeni harflere çevirdim. Lisanını sadeleştirdim, notlar ekledim ve İslâm'da Birlik ve Fıkıh Mezhebleri adıyla Diyânetçe neşredildi. Aleyhimizdeki iddiâların çoğuna bu kitap delil kılındı. Kitabın mevzûu "Hurâfelerin reddi, taklîdin asgarî hadde indirilmesi, müslümanların gerçek müslümanlığa dönerek hallerini düzeltmeleri ve dünya müslümanlarının birleşmesidir." Yazar aslâ mason değildir; tam aksine, masonluk aleyhine dört defa fetvâ vermiş ve bu fetvâları neşretmiştir.4 Bu kitabın içinde Ehl-i Sünnetin icmâ ve ittifak ettiği esaslara aykırı birşey yoktur. Amma tenkit edilecek, tercih edilmeyecek tarafları, fikirleri olabilir. Bunlar iyi niyet ve ehliyetle tenkit edilir, münakaşası yapılır. Tenkitçiler bu yolu tutmamış, hissî, mübalağalı, gayr-i ilmî, maksatlı tenkit ve karalama yolunu tutmuşlardır. Bunlara bir kitap yazarak cevap verme azmi ve hazırlığı içindeyiz.5
Bu kısa açıklamaların, bir fitne halini almakta olan iftira, itham ve su-i zan selini durdurmasını Cenâb-ı Mevlâ'dan niyaz ediyoruz.



1. 1970'li yıllarda bazı gazete ve dergilerde aleyhimize yazılan birçok yazıya toplu bir cevap olarak kaleme alınmıştır.
2. Tafsilât için bak. H. Karaman, İslâm Hukukunda İctihad, Ankara, 1975, s. 217-231.
3. Bu yazıyı elinizdeki kitapta bulacaksınız.
4. Fetâvâ, Raşîd Rızâ, Beyrut, 1971, s. 977, 979, 1121, 2062.
5. Önce "Zarurî Bir Cevap" isimli broşürü, sonra da yukarıda okuduğunuz yazıyı neşrettikten sonra şunu anladım ki, iyi niyetli olanlara bu açıklamalar kâfi gelmiştir. Kötü niyetli ve peşin hükümlü kimselere ise ciltler yazmak fayda vermemekte, ayrıca vakit israfına sebep olmaktadır. Bu sebeple cevap mahiyetinde olacak kitabı yazmayı şimdilik geriye bırakarak vaktimi, daha faydalı ve kalıcı çalışmalara harcamayı uygun buldum. Kitabın tarafımdan yapılan yeni tercümesi ile baş tarafa koyduğum üç geniş hal tercümesi bu yıl (1996) Gerçek İslâm'da Birlik adıyla basılacaktır.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler