www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Boşanmış kadın, avukatlık, kâr sınırı

Soru:
1. Bir müslüman bir kadınla evleniyor, fakat imam, yâni dinî nikâh yapıyor. Medenî nikâh yapmıyor. Bu evlilik köyde oluyor. Kırk sene beraber geçiniyorlar, kırk sene sonra adam kadını "Sen benden boşsun" diyerek boşuyor, başka bir kadınla evleniyor. Adam evlenirken kadına mehir vermeyi vâdetmiş. Kadının evlenirken malı yokmuş. Ama köyde -bildiğiniz gibi- kadın-erkek beraber çalışır, hatta kadın bazı zamanlar erkekten çok çalışır. Durum böyleyken adam kadını kırk sene sonra boşadıktan sonra "Yalnız mehrini veririm" diyormuş, nafaka da vermiyormuş, kadın ise ortada kalmış. Dört tane yetişkin çocuğu var, bazen onların yanına gidiyor, fakat doğru dürüst bakılmıyor. Kadın kırk sene tarlada bahçede çalışmış, beraberce mal sahibi olmuş, ama kocası bütün malları kendi üzerine yaptırmış, bu durumda kadın hiç mal alamaz mı? ..
Cevap:
Bu soruyu bazı şıklara ayırarak cevaplandırmaya çalışalım:
a) İslâmda evlilik akdi (nikâh)ın muteber olabilmesi için tarafların nikâh şuuru içinde (İslâmca evlendiklerini bilerek), İslâmın istediği rükün ve şartları yerine getirerek akdi yapmış olmaları kafidir; bunun resmî veya gayr-ı resmî olması, resmî bir makamda veya camide yahut da evde olması neticeyi değiştirmez. Buna göre yukarıda tasvir ettiğiniz nikâh, İslâm dini bakımından muteber bir evlenmedir.
b) Evlenirken erkeğin mehir vadetmiş olması normaldir. Mehirsiz evlilik olmaz; akit esnasında mehir zikredilmemiş bile olsa kadın, emsâlininki kadar mehri alacaklı olur. Sualinizden bu evlilikte mehrin zikredildiği anlaşılmaktadır; şu halde boşayan koca mehri kadına ödemekle mükelleftir. Ancak burada günümüzde problem haline gelen bir hususu gözönüne almak gerekiyor; eskiden paranın istinad ettiği temel çok farklı olduğu için bugünkü gibi para değeri sık sık değişmez, büyük enflasyon ve devalüasyonlar vücuda gelmezdi. Halbuki günümüz iktisâdi şartlarında kırk yıl önce zenginlik sayılabilen bir meblağ ile bugün bir koyun alınamaz. Tabîî bu durumda boşanan kadın kırk yıl önce konuşulan miktarda para alırsa zarar etmiş olacaktır. Bunu nazar-ı itibâre alarak bundan sonra yapılacak evliliklerde mehir olarak para yerine altın koymak, muayyen bir miktar altın üzerinde anlaşmak daha uygun olacaktır. Bu meselede de koca, paranın değer kaybını gözönüne alarak boşadığı eşini râzı edecek bir meblâğ ödemelidir; aksi halde vebalden kurtulamaz. (Ayrıca Enflasyon ile ilgili yazımıza da bakınız.)
c) Boşanmış bir kadının, yeniden evlenebilmesi için belli bir müddet beklemesi gerektiğini ve buna "iddet" denildiğini biliyoruz. İşte bu müddet içinde kadının nafakası kocasına düşer; nafaka içinde yemek, içmek, giyinmek, mesken gibi tabiî ihtiyaçlar vardır. İddet sona erdikten sonra kadının nafakası kendi çocuklarına düşer; sizin tabirinizle çocukları ona doğru dürüst bakmaya mecburdurlar. Eğer kadının çocukları ve diğer yakınları arasında ona bakabilecek kimse yoksa bu takdirde onun nakafası âmmeye ve onları temsilen devlete düşer. Şu halde -İslâm hukukuna göre- bir kadın hiçbir durumda sokak ortasında aç, açık ve himâyesiz kalamaz. Kalırsa en yakınından uzağa doğru bütün müslümanlar mesul olurlar ve âhirette ceza görürler.
d) İslâmda kadın ile kocası arasında mal ayrılığı prensibi vardır; yâni kadının malı kocasının sayılmaz. Ancak meselenizde kadın örfü-âdetlerimize göre çalışmış, çalışmasına karşı ücreti şart koşmamış, emeğine karşılık kazancın bir kısmını kocasından isteyip almamış, onun malından ayırmamış; bu durum "örfen" onun çalışmasını kocasına bağışladığı mânasına gelir ve hukuken bir talebde bulunamaz; ancak kadının, "bir yastıkta kocayıp öleceklerini" gözönüne alarak böyle davrandığı düşünülürse boşama halinde onun gönlünün alınması kocasının "diyâneten" borcu olur.

Soru:
2. Bu adam kadını boşarken şu sözü söylüyor: "Üçten dokuza şart olsun sen benden boşsun". Bu sözü ile üç talâk hakkını kullanmış olur mu?
Cevap
İslâm müctehidlerinin çoğuna (cumhura) göre bu sözü söyleyen kişi (erkek) eğer sözü muteber olacak durumda ise (meselâ akıl hastası, ne söylediğini bilmez derecede hiddetli... değilse) üç boşama hakkını kullanmış sayılır ve karısını tam olarak boşamıştır. Ancak İslâm müctehidlerinden bazıları bunu "usûlsüz boşama" kabul ederek boşama saymamış, bazıları da "bir boşama hakkını kullanmış olur" demişlerdir. (Daha geniş bilgi için bak. H. Karaman, Mukayeseli İslâm Hukuku, C. I, S. 304-310)
Soru:
3. Avukatlık mesleği İslâm Hukukunda var mıdır? Varsa ne biçimdir? Avukatların haksız bir dâvâyı alarak kazandıkları para helâl midir?...
Cevap:
İslamda vekâlet müessesesi vardır; birçok hukukî tasarrufta kişiler vekâlet verebilir ve vekil kullanabilirler. Ya vakti yahut da kültürü müsâit olmadığı için mahkemede dâvâ açmak, onu takip etmek ve neticelendirmek üzere bir kimseye vekâlet vermekte ve bu vekâleti kabulde İslâmî bakımdan mahzur yoktur. Sarfedilen emek ve bu emeği sarfeden kimsenin (avukatın) ictimâî durumu gözönüne alınarak bir ücret ödenir; bu da meşrudur (Mecelle, md. 1467). Ancak burada dikkat edilecek nokta hakkın sahibini bulmasına yardım esasından ayrılmamaktır. Avukatın vazifesi, haklı olsun, haksız olsun müvekkiline dâvâyı kazandırmak değil, hâkime ve müvekkiline -hattâ karşı tarafa- yardım ederek hakkın sahibini bulmasına, hak kimin ise ona verilmesine çalışmaktır. Usûl ve şekil bu esasa göre vâzedilecektir; aksi halde "Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin" (el-Bakara: 2/188) âyetinin açık delâletiyle haksız kazanç sözkonusu olur. Haram kazanç ise yiyene dünya ve âhirette yalnızca felâket getirir. Yediği ve içtiği hep haram olduğu halde refah içinde yüzen "adı müslümanlara" gelince, onların bu dünyada bazı felâketlerle ikaz edilmemiş olmaları imrenilecek değil, Allah'a sığınılacak bir hâdisedir; dinî ıstılah ile buna "istidrâc" denir; ipleri serbest bırakılmış, kendi iradeleriyle uçuruma kadar gitmelerine müdahale edilmemiş demektir.

Soru:
4. Bir esnaf veya tüccar bir malı toptan fiyatına almış, dükkâna getirmiş koymuş. Diyelim ki, bir metre kumaşı 400 TL'sına almış, normal kârı ile 525 TL'sına satması gerekiyor. Ama bir ay sonra zam gelmiş, kumaş 850 TL olmuş, bu esnaf eski malı yeni fiyatla 850 liraya satarsa bu kazanç haram olur mu?
Cevap:
İslâmda kârın yüzde ile sınırlanmadığını, serbest piyasa akışı içinde teşekkül edecek olan fiyat ve kârın meşru görüldüğünü, şayet bu serbestliği kötüye kullanmak, aşırı kâr sağlamak isteyenler çıkarsa onlara karşı hukukî ve cezâî tedbirler alındığını, genellikle esnaf ve tüccarın ahlâkı bozulur, fırsatçılık hâkim hale gelirse devletin o zaman fiyatları tayin ve tesbit cihetine gidebileceğini biliyoruz. Serbest akış içinde normal ve meşru sayılan fiyat ve kâr basit pazarlarda işbilen kişilere danışarak anlaşılır. Daha büyük ve karmaşık ticârî zeminlerde ise bunun için husûsî teşkilâtlar vücuda getirilebilir. Bu umûmi bilgiden sonra meselemize gelelim:
İslâm ticâri kazancı meşru gördüğüne göre sizin tasvir ettiğiniz tüccar toptancıdan 850 liraya satın alabildiği malı eski fiyatla yani 525 liradan satmaya devam eder ve ticâreti hep böyle yürütürse -enflasyonun devam ettiği yer ve zamanlarda- kısa bir müddet sonra zararı iflâsa dönüşür, kazanmak bir yana muhtaç hale gelebilir. Şu halde burada rakamlardan değil, kâr ve kazanç mefhumundan hareket etmek, satış fiyatını daima -yine meşru sınırlar içinde- sermayeyi kaybetmeyecek ve üstelik kazanç sağlayacak şekilde ayarlamak gerekecektir; yâni esnaf ve tüccarın, para değerinin düşmesine, malın fiyatının artmasına göre fiyatları ayarlaması, eski malını yeniden aynı miktar malı alabilecek ve meşru bir miktar da kâr sağlayacak bir fiyatla satması câizdir.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler