www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Tevbe, boğazlama, boşanma, gayr-i müslimle komşuluk

1. Elektrikli kesim âleti ile seri halde kesilen tavuk etinin hükmü nedir?
Cevap:
Bu kesimi yapanlar ya yahudiler ve hristiyanlar gibi Kitab ehli gayr-i müslimlerdir, yahut da müslümanlardır.
a) Kitab ehli gayr-i müslimlerin kestiklerinin, müslümanlar tarafından yenebilmesi, hayvanın İslâmda haram olmamasına ve kesimin, ehl-i kitabın dinine göre uygun yapılmış bulunmasına bağlıdır. Domuz, köpek vs. kim ve nasıl keserse kessin etleri yenmez; çünkü dinimizde bu hayvanları yemek caiz değildir. İslâmda yenmesi helâl olan hayvanları gayr-i müslimler kestiği zaman onların din adamlarına sorulur; bunlara göre kesim uygun ve yemek caiz ise mezkûr eti müslümanlar da yiyebilir. Kur'ân-ı Kerîm, ehl-i kitab gayr-i müslimlerin yiyeceklerinin müslümanlara da helal olduğunu açıkça ifade etmiştir. (Mâide: 5/5).
b) Tarif edilen kesim, ihtiyaca binaen müslümanlar tarafından yapılmış olursa hayvanın eti yine yenir. Rasûl-i Ekrem (s.a.) Adiyy b. Hâtim'e "... kanı istediğin şey ile akıt ve üzerine besmele çek." buyurmuştur (Ebû-Dâvûd, Edâhî, 15). Tavuğu kesen, elektrikli kesim âletini ve kesilecek hayvanı ayarlayıp besmele ile düğmeye basınca onu kesmiş, boğazlamış olur; bıçağı hayvanın boğazına sürtmekle kesici âletin düğmesine, koluna vb. basmak arasında fark yoktur; her iki durumda da kesen el değil, alettir. Düğme veya kola bir basışta birden fazla hayvanın kesilmesi de caizdir. Meselâ hayvan avında eskiden bir okla ancak bir hayvan vurulur idi, sonra ateşli silahlar çıktı ve bir atışta birden fazla hayvanı vurmak mümkün hale geldi, fukahâ bu durumda her hayvana ayrı atış yapmayı şart koşmadılar.

2. Ailede karı-koca olarak ayrı ayrı işsizlik parası almak için mahkeme önünde boşanıp dinî nikâhla evliliklerini devam ettiren çiftin evlilik ve kazanç durumu nasıldır?
Cevap:
Devlet ve toplum müslüman olsun, gayr-i müslim olsun bir takım haklara sahiptir. Bunlardan birisi de bunlara karşı haksızlık yapmamak ve ihanet etmemektir. Halkı müslüman, yönetimi İslâmî olmayan bir ülkede bulunan müslümanlar, o topluma ihanet etmeyecekleri, kanunlarını çiğnemeyecekleri, haksızlık yapmayacakları konusunda söz vermişlerdir; vize, giriş ve oturma anlaşmaları bu ahdi, bu söz vermeyi ihtiva etmektedir. Bahsettiğiniz hile bir ihanet, bir haksızlıktır, verdiği sözden dönmektir. Ülkenin kanunlarına göre hak edilmeyen birşeyi almak ve bundan faydalanmaktır. İslâm ihaneti, sözünden dönmeyi, haksızlığı, haksız kazancı, -bunlar ister müslümana yapılsın, ister gayr-i müslime yapılsın- yasaklamıştır.
Mezkûr çiftin evliliklerine gelince: İslâmda boşamanın ve boşanmanın şakası, düzmecesi, oyunu yoktur. Hâkim ve şahitler önünde bizzat, yahut vekili aracılığı ile karısını boşayanın eşi boş olur. Bir erkeğin eşini üç kere boşayıp, yeniden -kadın da isterse- evlenme hakkı bulunduğu için bir veya iki kere boşandıktan sonra tekrar nikah kıyarak evlenmeleri mümkün ve caizdir.

3. Hıristiyanlıkta olduğu gibi müslümanlıkta da günahların affettirilmesi için bir aracı din adamına ihtiyaç var mıdır? İslâmda günahlar nasıl affettirilir?
Cevap:
İslâmın hıristiyanlıktan önemli bir farkı da ibâdet, duâ ve tevbe (günahlardan vazgeçme ve Allah'tan affedilmesini dileme) konusundaki aracılık meselesidir. İslâm bu konularda aracıyı ortadan kaldırmış, ibâdet, duâ ve tevbede kul ile Rabbi'ni başbaşa bırakmıştır. Cemâatle namazda imam vardır; ancak imam aracı değil, toplu ibâdette düzenleyici, düzeni ve birliği sağlayıcıdır. Cemâatle namaz kılarken her ferd -bizzat kendisi- Allah'ına ibâdet etmektedir; ancak bu ibâdet, diğer müslümanlarla aynı zamanda ve birlikte yapılmakta, böylece heyecan, huzur ve sevabın artması sağlanmaktadır. İmam cemâatten biridir, onun farklı bir özelliği, bir kudsiyeti, bir sınıfı yoktur. Cemâat içinde dini en fazla bilen, Kur'ân-ı Kerîm'i en güzel okuyan ve en iyi ahlâkı temsil eden kişi öne geçer, namazı kıldırır. Kulun, ibâdet, duâ ve tevbesini yaparken aracıya ihtiyacı bulunmadığını, bunları Allah'ına doğrudan yapması gerektiğini bildiren sayısız âyet ve hadisten şöyle bir demet sunmak mümkündür:
"Kullarım sana beni sorduklarında (onlara bildir ki) ben kendilerine çok yakınım. Bana duâ ettiğinde duâcının duâsına karşılık veririm. Bu sebeple onlar da benim dâvetime kulak versin, bana iman etsinler ki doğru yolu bulalar." (Bakara: 2/186).
Hûd sûresinde, geçmiş ümmetlerden ve bunlara gönderilen peygamberlerin esasları aynı olan tebliğ ve çağrılarından bahsedilirken Sâlih Peygamber'in ağzından şöyle buyurulmaktadır: "O sizi topraktan yarattı ve orada size hayat verdi. Şu halde O'ndan bağışlanmayı dileyin ve O'na tövbe edin. Hiç şüphe yok ki Rabbim size çok yakındır ve duâlarınıza karşılık vermektedir." (Hûd:11/61).
"Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana duâ edin size karşılık vereyim. Bana kulluğu kibirlerine yediremeyenler küçülerek cehenneme gireceklerdir." (Mümin:40/60).
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Eğer siz gühah işlemez olsaydınız Allah başka insanlar yaratır, onlar günah işlerler, kendisi de onları bağışlardı." (Müslim, Tevbe,9)
Bir kudsî hadiste birkaç defa şu ifade tekrarlanmıştır: Durmadan tevbe edip tekrar günah işleyen kul, "Rabbim, günahımı bağışla!" deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Kulum bir günah işledi, arkasından günahı bağışlayan, günahı cezalandıran bir Rabbi'nin var olduğunu bildi (ve O'na yönelerek tevbe etti), ne yapmış olursan ol, seni bağışladım!" (Müslim, Tevbe, 29).
Ashâbdan birisi, mahremi olmayan bir kadını öpmüş, sonra da işlediği günahtan dolayı pişmanlık duymuş, nasıl telâfi edeceğini sormak üzere Rasûlullah'a gelmiş, olayı kendilerine anlatmıştı. Bu münasebetle şu âyet nazil oldu: "Gündüzün iki tarafında (sabah, öğle ve akşam) ve gecenin de yakın saatlerinde (akşam ve yatsı) namazı kıl; çünkü iyilikler, kötülükleri giderir. Bu öğüde kulak verenlere bir hatırlatmadır!" (Hûd 11/114; Müslim, Tevbe, 39).
Son olarak zikredilen hadis sorunun ikinci kısmına da kısmen cevap olmaktadır. İslâma göre bir insanın işlediği günah ne kadar büyük olursa olsun affedilebilir, Allah tarafından bağışlanabilir. Bağışlamanın sebepsiz olması mümkündür; çünkü Allah'ın iradesi için sebep gerekli değildir. Ancak yine O'nun bildirdiğine göre bağışlanmanın sebepleri, yolları şunlardır:
a) Günah, kul hakkına tecavüz şeklinde olmuş ise bu hak geri verilecektir. Sahipleri bilinmeyen veya bulunamayan kul hakları, onlar adına fukaraya verilecek, amme hizmetlerine sarfedilecektir.
b) Günahtan dolayı pişmanlık duyulacak ve affetmesi için Allah'a yalvarılacaktır.
c) Bunlardan başka -yukarıdaki âyet meâlinden anlaşıldığı üzere- iyilikler (hasenât); yani İslâmda iyi, güzel, makbul, sevaplı sayılan davranışlar (ibâdetler, fakirlere ve çaresizlere yardım, insanlara Allah rızası için hizmet, hatta hayvanlara yardım) Allah'ın günahları bağışlamasına sebep ve vesile teşkil etmektedir.
d) Nihayet kulun başına gelen çeşitli belâ, musibet, âfet, zarar, hastalık vesaire de sabırla karşılandığı takdirde insanların işlediği günahlara keffâret olmakta, bunların bağışlanmasını sağlamaktadır.

4. Komşuluk hakkı, gayr-i müslim için de geçerli midir? Nasıl olmalıdır?
Cevap:
Müslümanlar gayr-i müslimler ile çeşitli ilişkiler kurmak, onların kadınlarıyle evlenmek, komşuluk etmek, onlara iyilikte bulunmak gibi davranışlardan menedilmemiş, aksine bunların bir kısmına teşvik edilmişlerdir. Yasaklanan husus müslümanları bırakıp onları dost edinmek, onların tarafını tutmak, dinî davranış ve sembollerde gayr-i müslimlere benzemeye özenmek, onları taklit etmektir. Müslüman kendi kimliğini, kültürünü korumak şartıyla gayr-i müslimler ile-yukarıda sayılan şekillerde- ilişki kurabilirler. Örnek devirlerin uygulanması böyle olduğu gibi aşağıda meallerini sunacağımız âyet ve hadis de bu hususu bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır:
"Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi ve onlara karşı âdil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah, âdil olanları sever. Allah ancak sizinle din uğrunda (dinlerini size kabul ettirmek için) savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder. Kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerdir." (Mümtehine: 60/8-9).
Âyetin açık ifadesine göre müslümanlara karşı düşmanca emeller beslemeyen ve kötülük etmeyen gayr-i müslimler ile insanlık, âdalet ve iyilik çerçevesinde ilişki kurmak menedilmemiş, aksine teşvik edilmiştir; çünkü bu ilişkinin sonu İslâmın tanınması ve sevilmesi olacaktır.
Mücahid'in anlattığına göre Abdullah b. Ömer'in evinde bir koyun kesilmiş idi. Kendisi eve gelince birkaç kere "şu yahudi komşumuza bir parça hediye ettiniz mi?" diye sordu. (Bunun üzerinde niçin bu kadar durduğu kendisine sorulunca da) Rasûllulah'ın şu sözünü nakletti: "Cebrâil komşu hakkına riâyet etmemi bana o kadar tavsiye etti ki sonunda Allah'ın komşuyu komşuya vâris kılacağını zanneder oldum." (Tirmîzi, Birr, 24).

5. Aybaşı halinde olan bir kadın, nikahlı eşi ile cinsi ilişkide bulunabalir mi?
Cevap:
Kur'ân-ı Kerim parça parça nazil olurken bu soru sorulmuş ve Allah Teâlâ şu cevabı vermiştir: "Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki, o bir rahatsızlık sebebidir, bu sebeple aybaşı halinde olan kadınlarla cinsi ilişki kurmayın, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın..." (Bakara: 2/222).
Cinsî ilişkide bulunmamak şartıyla erkeğin, eşi ile sevişmesi, onu okşayıp öpmesi caiz görülmüş, yalnızca kan gelen uzvu ve onun civarından uzak durulması istenmiştir.

6. Yurt dışında bankalara yatırılan paradan faiz alınabilir mi?
Cevap:
Kitab ve Sünnet delillerinin desteklediği ve İslâmın ruhuna uygun bulunan görüş faizin, nerede olursa olsun müslümana haram olduğu yönündedir. Bu faizi ancak başka bir geçim kaynağı olmayan kişi alıp yiyebilir. Geliri giderini karşılayan müslümanlar bankadan faizi alıp, yaşadıkları ülkenin -müslüman olsun, gayr-i müslim olsun- fakirlerine dağıtmak durumundadırlar. (Ayrıca bak. İslâmın Işığında Günün Meseleleri, "Yurt Dışında Müslümanlar" başlıklı yazı.)



* Hollanda'dan gönderilen soruların cevabıdır.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler