www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


Gusül, et kesimi, tesettür, miras

Soru: Kişi sabah namazına kalkıyor, ihtilâm olmuş, gusül abdesti almaya vakit yok, güneş doğacak, teyemmüm ederek namazını kılıyor. Sonra bu namazı kaza etmesi gerekir mi?
Cevap:
Günlük farz namazlardan biri sözkonusu olduğunda, abdest veya gusül için zaman kalmamış bile olsa, teyemmümün caiz (yeterli) olmadığı konusunda hanefî, şâfiî ve hanbelî mezhebleri ittifak etmişlerdir. Hanefîler namazları üç guruba ayırmışlardır:
a) Nâfile namazların vakte bağlı olmayanları; bunların vakti geçmediği için sıkışık durumda teyemmüm ile kılınamazlar.
b) Beş vakit namazın farzları ile cuma namazı gibi, geçtiği zaman bir bedeli bulunan namazlar (beş vakit namazın bedeli kazâ etmektir, cumanın bedeli öğle namazı kılmaktır); sıkışık zamanlarda bunlar da teyemmüm ile kılınamaz. Eğer -soruda olduğu gibi- kişi, vakit çıkacak diye teyemmüm ederek farz olan vakit namazını kılmış olursa bunu yeniden kılması gerekir.
c) Bir bedeli olmadan geçen namazlar; cenaze ve bayram namazları ile müekked sünnetlerin vakitleri geçince, yerlerini dolduracak başka bir namaz yoktur; bu sebeple mezkûr durumlarda teyemmüm edilerek bu namazlar kılınabilir.
Mâlikî mezhebi fukahâsına göre, beş vakit namazın farzları, abdest veya gusül alındığında geçecek, teyemmüm ile kılındığında geçmeyecek durumda ise, vakit bu derecede sıkışmış bulunursa teyemüm ile kılınır ve sonra yeniden kılınmaları gerekmez (el-Fıkhu-ale'l-mezâhib, C. I, s. 107).
Bu ictihadlar içinde mâlikîlerinkini tercih etmek gerekir; çünkü namazların kazâsını edâsına denk tutmak isâbetli değildir; yani namazın kazâsı, edasının yerini tutmaz. Mâlikîlerin ictihadı kişiye, namazını edâ (vaktinde kılma) imkânını vermektedir ve bu sebeple tercihe şâyandır. Vaktin gusül veya abdest için yeterli olmaması bir imkânsızlık ve darlıktır; teyemmüm de işte bu gibi darlıklar sebebiyle meşru kılınmıştır.

Soru: Kadınlar hasta oluyor, kadın doğum doktoruna gidiyor, doktor (erkek veya kadın) el ile muâyene ediyor, gusül gerekir mi?
Cevap:
Bu durumda gusül gerekmez, ancak abdestin tazelenmesi lâzım gelir. Kadın veya erkeğin cinsel organlarına sokulan pamuk vb. şeylerin yaş olarak çıkmaları halinde de abdesti tazelemek gerekir. Bunlar içeride durduğu müddetçe içe gelen uçları ıslanmış olsa bile abdest bozulmaz. Ancak erkeğin cinsî organının sünnet sınırı, kadının cinsî organına girerse -cinsî temas bu noktada kalmış olsa bile- her ikisinin de gusül abdesti alması gerekir.

Soru: Bazı müslümanlar tanımadıkları kasaptan et alıyorlar. Seyâhat sırasında et yemeği yiyenler, etin nasıl kesildiğini bilmedikleri için hayatta buna uymak zorluk veriyor. Her et aldığımız kimsenin dînî durumunu bilmiyoruz. Bu konuda nasıl bir yol izlemeli?
Cevap:
Bu konuda kuvvetli ihtimale göre hareket edilecektir. Vatandaşlarının çoğu dinsiz, yahut müşrik olan bir ülkede kuvvetli ihtimal (zann-ı gâlib) hayvanları dinsiz yahut müşrik kimselerin kesmiş olmalarıdır. Bu ülkelerde kesilmesi gereken hayvanların etlerini yememek, balık vs. yemek gerekir. Halkının çoğu müslüman veya kitab ehli olan ülkelerde, kesilmesi gereken hayvanların etleri yenebilir. Rasûlullah'a (s.a.v.) "Ya Rasûlallah! Gittiğimiz yerlerde bize et getiriyorlar, keserken besmele çekip çekmediklerini bilmiyoruz, bunu yiyelim mi diye sordular, "Allah'ın adını anın ve yeyin" cevabını aldılar. (Buhârî, Zebâih, 21) Bu cevapta dikkat çeken nokta, Allah Rasûlü'nün ümmete güçlük çıkmasını istememesi, onları "keserken besmele çekilip çekilmediğini araştırmakla" yükümlü kılmaması ve besmele çekerek yemelerine izin vermesidir. Günümüzde, tanıdık kasaptan et alsanız bile bu etlerin hayvanlarını o kasaplar kesmiyorlar, etleri mezbaha ve kombinalardan alıyorlar, kesim esnasında oralarda bulunamıyorlar, büyük şehirlerde et doğrudan kasap dükkânlarına geliyor. Eğer müslümanları, yedikleri eti kimin kestiğini, keserken besmele çekip çekmediğini araştırmakla yükümlü kılsanız et yemeleri imkânsız hale gelir. Allah kulları için güçlük değil, kolaylık murad etmektedir.

Soru: Karşılama, temel atma törenlerinde kesilen hayvanların eti yenilebilir mi? Bir beldeye bir makam sahibi geliyor, onun şerefine hayvan kesiliyor, genellikle çocuk yuvalarına, Kur'ân kurslarına gönderiliyor.
Cevap:
Bir hayvan, eti yenen hayvanlardan olup usûlüne göre kesilmiş (öldürülmüş) ve puta kurban edilmemiş bulunursa eti yenir. Törenlerde, birinin gelmesinin şerefine hayvan kesmek, yahut kurban kesmek, puta veya o gelen kişiye -ibâdet maksadıyla- kurban kesmek demek değildir. Bu hayvanlar ya -o kişinin beldeye gelmiş olmasına şükrân olarak- Allah'a kurban edilmektedir, yahut da kurban niyeti olmaksızın, gelenin şerefine şuna veya buna et yedirmek üzere hayvan kesilmektedir. Bu maksat ve niyetler kesilen hayvanın etini haram kılmaz.
Soru: Biz beş oğlan bir kız altı kardeşiz. Beyşehir'de imar parseli olan 600 metrekarelik bir arsa, bir de yine imarlı bir bahçe var. Kardeşlerim razı olmaz ise -şer'î bölüşmeye- ben rızâen onlara fazla versem günah olur mu?
Cevap:
Eğer vârisler beş oğlan ve bir kızdan ibâret iseler miras onbir parçaya ayrılacak, oğlanlar ikişerden on, kız da bir parça alacaktır. "Razı olmaz ise...." derken herhalde kızkardeşinizi kastediyorsunuz; yani kızkardeşiniz de kanuna göre sizinle eşit hisse isterse böyle bir istekte -bilerek- bulunuyorsa en azından günah işlemiş olur. Ancak siz, rızanızla ona fazla verirseniz bu verdiğiniz haram olmaz. Rızânız bulunmadığı halde şer'î haklarından fazla alırlarsa bu fazlalık alana helal olmaz, ancak bunda sizin bir sorumluluğunuz bulunmaz.

Soru: Annem, bizden habersiz bankaya para yatırmış, senelerdir faizi ve anapara karışmış, yaklaşık ikimilyon lira. Bu paradan benim hisse almam doğru olur mu? Alıp mahkeme, avukat masrafı olarak kullanabilir miyim?
Cevap:
Bu paradan hissenize düşeni alırsınız, banka kayıtlarına bakarak anaparanın miktarını bulur, ondan hissenize düşeni yersiniz. Geri kalan faiz olacağından bundan siz istifade edemezsiniz, fukaraya -kendilerine ait bir hakkı veriyormuş gibi- verirsiniz. Faiz gelirini, vermeye mecbur olduğunuz bir yere vermek, bununla kendi borcunuzu -bu borç nasıl hâsıl olursa olsun- ödemek caiz değildir; öderseniz faizden kendiniz istifade etmiş, faiz yemiş olursunuz.

Soru: Fotokopisini takdim ettiğim ekspertiz raporunu dolduruyorum, bina veya inşâatın durumunu ve değerini tesbit ediyorum, bunun için belediye encümeninin uygun gördüğü elli bin lirayı da alıyorum. Raporu alan şahıs bankaya ve Ordu Yardımlaşmaya giderek mesken kredisi alıyor. Faize yardımcı oluyor muyum? Ücreti alabilir miyim?
Cevap:
Yaptığınız işin doğrudan faiz işlemiyle bir alâkası yoktur. Uzmanlığınıza dayanarak bir iş yapıyor ve karşılığında rayiç olan ücreti alıyorsunuz. Yaptığınız iş caiz, aldığınız ücret helâldir. Şahıs bunu götürüp göstererek faizli kredi alıyorsa bu ikinci bir işlemdir ve siz bunun içinde yoksunuz. Ayrıca mesken bir aslî ihtiyaçtır, aslî ihtiyacını başka türlü temin edemiyen kimse faizli kredi alabilir. Bunun sorumlusu o şahıs değil, aslî ihtiyaçlarını temin edemeyen kimselere yardım etmeyerek onları faizli krediye başvurmaya mecbur eden toplumdur.


 

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler