www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


C- Haram Malın Verileceği Yer
Tevbe edenin, malvarlığından ayırdığı haram malı sahibine ve ehline vermesi de ona düşen bir vazifedir. Kime, nereye, nasıl vereceğine gelince karşımıza yine çeşitli ihtimaller ve şıklar çıkmaktadır:
1- Haram malın sahibi belli ise malı kendisine verilecektir. Sahibi ölmüş ise hak varislerine aittir. Malın, sahibi kaybolmuş ise -Fıkh'ın mefkud bahsinde açıklanan müddet geçinceye kadar- beklenecek, bu arada meydana gelen artışlar da sahibi namına muhâfaza edilecektir.
2- Malın sahibi belli olmakla beraber bulunmasından ümit kesilmiş, vâris bırakmadan ölmüş olabilir veya -gizlice alınan, zimmete geçirilen ganimet malında olduğu gibi- hak sahipleri pek çok olabilir ve bunları bulup, teker teker haklarını kendilerine teslim etmek mümkün olamaz.1 Bu takdirde haram malın fukaraya tasadduku sözkonusudur. Haram malın, fukaraya sadaka olarak verilmesinin câiz olup olmadığı tartışılmıştır. İslâm âlimlerinden bir grup haramın mülk olmadığını veya temiz bir mal olmadığını gözönüne alarak fukaraya, sadaka olarak verilemeyeceği görüşünü benimsemişlerdir.2 Bunlardan Fudayl, eline geçen iki dirhemin temiz yoldan kazanılmış olmadığını anlayınca kaldırıp taşların arasına atmış: "Ben ancak helâl ve temizi tasadduk ederim; kendim için râzı olmadığıma başkası için de râzı olamam" demiştir.
Gazzâlî bu görüş ve açıklamayı da -yerine göre uygun ve tutarlı bulmakla beraber- nakil ve kıyas delillerine dayanarak aksi görüşü; yâni haramın tasadduk edilebileceği görüşünü benimsiyor. Delillerine gelince:

a) Naklî delil:
Hz. Peygamber (s.a.v.) bir cenâze defninden dönerken bir kureyşli kadının verdiği ziyâfete dâvet edilmiş, önüne konulan kızartılmış koyun "haram olduğunu" bildirince "Bunu kaldırın ve esirlere yedirin" buyurmuştur. Bu esirlerden maksadın, muhtaç mahpuslar (hapiste yatanlar) olduğu açıklanmıştır.3
Bizans'ın İran'a galip geleceğini bildiren Kur'ân haberini4 müşriklerin yalanlayıp alaya almaları üzerine Hz. Ebû-Bekr onlarla iddiâya girmiş, Kur'ân haberi tahakkuk edince iddiâya bağlı develeri karşı taraftan almıştı. Ancak bu arada kumar haram kılındığı -mezkûr iddiâ kumar hükmünde olduğu- için Rasûlullah (s.a.v.) bunları tasadduk etmesini emretmiştir.5
Sahâbe ve tâbiûndan bu mevzûda, aynı hükmü destekleyen başka nakiller de vardır.

b) Kıyas delili:
Haram malın sahibi bulunmadığına göre geriye iki ihtimal kalmaktadır: Ya denize atmak (imha etmek), yahut da fukaraya vermek. Denize atılırsa bunun ne adama, ne malın sahibine ve ne de fukarâya faydası olacaktır. Halbuki fukarâya verildiği zaman bunun hem onlara faydası dokunacak, hem de duâlarından malın sahibi faydalanacaktır.
Karşı tarafın "biz ancak helâl ve temiz olanı tasadduk edebiliriz" sözü yerinde olmakla beraber buraya uymamaktadır; çünkü haramı yemeyip fakire veren kimse bu işten kendisi için ecir ve sevap beklemiyor; yalnızca haramdan kurtulmak istiyor; bunu da malı zâyi ederek değil, fakirlere vererek yapıyor.
"Kendimiz haramı nasıl yemiyorsak fakirlere de yedirmeyiz" sözüne de Gazzâlî şu cevabı veriyor: Bu mal, haram yoldan kazanana haramdır; ancak yukarıda verdiğimiz nakiller bunun fakirlere helâl olduğunu ifade etmektedir. Şu halde fakir için harama değil, helâle râzı olmak sözkonusudur.6
3- Malın belli bir sahibi yoksa, meselâ devlet hazinesi veya amme malından, haksız bir şekilde alınmış, zimmete geçirilmiş ise helâlleşmek için bu malın âmme menfaatlerine, bütün müslümanların faydalandıkları hizmet ve hayırlara sarfı gerekmektedir; mescid, yol, köprü vb. burada örnek olarak zikredilebilir.7



1. Çünkü ganimetin beşte biri çıkarıldıktan sonra geri kalan bütün gâzilerin hakkıdır.
2. Bak. S. 20.
3. Tirmizî, K. es-Savm, 3. Açıklamalar için bak. Murtazâ ez-Zebidî, İthâfu's-sâde (İhya şerhi), Beyrut tab'ı, C. VI, s. 100 vd.
4. er-Rûm: 30/1-5.
5. ez-Zebidî, ag. esr., s. 102-103.
6. Li-aynihî haram olan bir şey-meselâ şarap, domuz- müslümana nasıl gelirse gelsin, hangi yoldan kazanılırsa kazanılsın haramdır; yenmez ve içilmez. Li-gayrihi harama gelince bunun haram olması eşyanın kendinden değil, elde ediliş, kazanılış yolundan gelmektedir. Malı, gayr-i meşrû bir yoldan kazanan ondan istifade edemez. Ancak başkası ondan satın alarak veya sadaka ve hediye yollarıyla elde ederek faydalanabilr mi? Bu konuda bazı âlimler müsbet, bazıları ise menfi cevap ve fetvâ vermişlerdir. Yukarıdaki münakaşaya ek olarak daha geniş bilgi almak isteyenler şu eserlere bakabilirler: el-Aynî, Umdetü'l-Qârî (Buhâri şerhi), ist, tab'ı. C. V, s. 575-576; İbn Âbidin, Raddu'l-Muhtâr, el Meymeniyye, 1307, C. IV, s. 144, 242.
7. İhyâ, C. II, s. 127-132.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler