www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


CEZÂ BAHSİ
Fıkhın ukubât (ceza) kısmı şimdi bir dereceye kadar târihî olaylar sırasına geçmiştir.* Bir kere Avrupa Devletlerinin eline geçmiş İslâm ülkelerinde tabiatıyle bunların uygulanmasına imkân kalmamıştır. Osmanlı memleketlerinde de cezaî muâmelelere, Fransa Kanunu'ndan alınmış bulunan ceza kanununa göre nizâmiye mahkemelerinde bakılmaktadır.
Ceza hükümlerinde bir dereceye kadar diğer eski milletlerin cezalarının vasıfları görülmektedir. Eski Araplarda bir kimse öldürülürse akrabaları, katilden veya katilin yakınlarından intikam alırlardı.21 Bu ise iki kabîle arasında ardı arkası gelmez bir savaş demekti. Bu savaş ancak ölenin diyeti verilerek sulh yapıldığı zaman son bulurdu. Diyet teâmül ile on deve olmak üzere tesbit edilmişti. Hz. Peygamberden bir nesil önce, dedesi Abdulmuttalib zamanında yüz deveye çıkarıldı.
İslâm Hukuku ilk ileri adım olarak şahsî intikam yerine şer'î kısas, kuvvet yerine düzen getirmiştir. Fakat burada durmuştur. Taammüden öldüreni kısas yoluyla öldürmeye, maktûlün vârislerinin hakkı vardır. Şu kadar var ki vârisler diyet kabul ederse kısas düşer. Hatta vârislerden biri -diyeti kabul ederek- diğerlerini de buna mecbur edebilir.22 öldürmenin hata, şibh-i amd gibi diğer nevilerinde diyet kabûlü mecburidir. Bu diyet üç yılda, üç taksit ile ödenir. Diyetlerin miktarı belli ve muayyendir.
Katlin, öldürmede kullanılan âlete göre belirlenmesi usûlü İslâm Hukuku'nda da vardır.
Bir kadının diyeti, erkek diyetinin yarısıdır. Zimmî ve müste'menlerin diyeti Müslümanlarınkine eşittir. Fakat Şafiîlere göre normal diyetin üçte biri, Mâlikîlere göre ise yarısı kadardır. Katlin şekli şâhid (beyyine) veya âkılenin ikrârı ile sabit olursa âkılesi diyeti üç yılda öder.23
Kasâme usûlü de İslâm Hukukunda vardır. Katil bilinmiyorsa, ceza cesedin bulunduğu arâzî sahiplerine uygulanır; yani içlerinden seçilen elli kişiye, o kadar adam bulunmazsa bulunanlara elli defa "kendileri öldürmediklerine ve öldüreni de bilmediklerine" yemin ettirildikten sonra diyet hepsinden alınır.
Geçmiş din ve kanunlarda olduğu gibi yaralardan, bir tarifeye göre diyet veya erş (tazmînat) alınması usûlü de İslâm Hukuku'nda mevcuttur. Kezâ yaralar kısımlara ayrılarak ağırlık ve hafiflikleri, yaralıya tesirleri bakımından herbirine başka başka cezalar tatbik edilir.


* Kitabın neşir tarihi: (1331/1915).
21. Tarihçilere göre bu, beşinci batına kadar uzamakta idi.
22. Bu durum Atina Kanunu'nun tamamen zıddıdır. Mezkûr kanuna göre sulh için vârislerin ittifak etmeleri şarttır.
23. Bir kimsenin âkilesi kabîlesidir; yani akrabasıdır. Akrabası kâfi olmazsa babadan akrabalık (asabeler) derecelerine göre diğer aile ve kabilelerin en yakın olanları eklenir. Azad edilmiş kölenin âkılesi âzad edenin kabîlesidir. Bir zanaat mensupları (korporasyon) arasında yardımlaşma anlaşması olursa her birinin âkılesi diğerleridir. Mevle'l-muvâlâtın âkılesi mevlâ-yı âlâdır. Çocuk, akıl hastası ve kadın âkıleye dahil olmaz. Âkılesi olmayanın diyetini hazine öder.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:


 
Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler