www.HayrettinKaraman.net: İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'ın İnternet Sitesi
Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
 


5. Sigorta Şekillerinden Bazı Garip Örnekler:
Prof. Ebû-Zehra, sigorta nizâmını mahkûm ederken şöyle diyor: "Tatbikatta sigorta, bazı bayanların bacak güzelliğini sigorta ettirecekleri bir dereceye getirilmiştir."
Cevap:
Tebliğde de açıkladığım gibi, biz burada bir iktisadî müessese ve sistem olarak sigorta üzerinde duruyoruz. Bunun şer'an câiz olduğuna hükmetmek; sigorta şirketlerinin yaptığı her akdin, bu akitlerde tarafların koyduğu her şartın, şirketlerin ihtiyaçlarını değerlendirmek için başvurduğu her yol ve vâsıtanın câiz olduğunu söylemek demek değildir. Sistemin câiz olduğuna hükümden sonra, bütün bunlar, akdin mevzûu, makbûl olan ve olmayan şartlar... gibi mevzûlardaki şer'î, umûmî kaidelere tâbidir. Nitekim alışverişin şer'an câiz olmasından, her şeyin alınıp satılabilmesi ve ileri sürülen her akdî şartın câiz olması lâzım gelmez. Biz de bir misâl vermiş, bazı yabancı memleketlerde, umûmî seçimlerde adayların, seçimi kaybetmek ihtimâline karşı şirketlerin bunları sigorta ettiğini zikretmiştik; bunu İslâm'ın umûmî prensipleri elbette kabûl etmeyecektir. Bacak güzelliğinin ve benzerlerinin sigortası da böyledir; umûmî olarak iktisadî sigorta müessesesinin câiz olduğunu, fakat onun caiz olmadığını söyleme imkanımız vardır. Üstadımız Ebû-Zehra huzur içinde olsun, biz bacakların sigorta ettirilmesini tecviz noktasına asla gelmiyeceğiz.

6. Hayat Sigortasında Kumar Şüphesi:
Hayat sigortasının bir nevi kumar olduğu sözünü Prof Ebû-Zehra da tekrarlıyor ve bunu şöyle açıklıyor: Umûmiyetle akitler, alınan ile verilen arasındaki eşitliğe dayanır. Halbuki hayat sigortasında, ölüm hâlinde alınan tazmînât, ödenen primlerin toplamından çok fazladır. İşte bedeller (ıvazlar) arasındaki bu fark, hayat sigortasını kumar hâline getiriyor.
Cevap:
Bedeller arasındaki eşitlik -fıkıh yönünden- ancak iki durumda gerekli olur:
a) Telef edilen şeylerin ödenmesinde; Burada mümkün olduğu kadar mutlak denklik aranır. Mislî olan mallarda bir şey misli ile ödenir, çünkü misil, her bakımdan (mânâ ve sûret cihetlerinden) aslın yerini tutar. Kıymet takdirine tâbi (kıymî) mallarda telef edilen malın kıymeti, yani piyasa değeri ödenir. Çünkü malın misli (benzeri, aynısı) bulunamayınca kıymeti, şekil bakımından değilse de mânâ (fonksiyon) bakımından onun yerini tutar; bu husûs fıkıh usûlü ilminde açıklanmıştır.
b) Aralarında fâiz cereyân eden malların (emvâl-i ribeviyye) her birinin kendi cinsi ile değiştirilmesi esasına dayanan sarf, ödünç verme gibi mübadele akitlerinde.
Fukahâmız tazmînâta dâhil malları ikiye ayırıyorlar:
a) Kendileriyle ödenenler. Bunun örneği telef edilen mallardır; bunlarda eşitlik şarttır; ya kıymetleri veya misilleriyle ödenirler.
b) Başkalarıyla ödenenler. Bunun da örneği satış akdinde satılan şeydir. Satılan malın bedelini satın alan kıymetiyle değil fiyatı (semeni) ile ödemektedir. Bu da az olsun, çok olsun satış akdinde karşılıklı rızâ ile üzerinde anlaşılan bedeldir. Bir kimse pahalı ve değerli bir malı ucuza satabileceği gibi aksini de yapabilir. Çünkü buradaki kıymetlendirmede esas olan iradedir. Şunu da unutmamak gerekir ki; satış akdinde hiçbir yardımlaşma düşüncesi yoktur; o tamamen ticârî bir mübadeledir. Buna rağmen onda, bedeller arasındaki mezkûr kıymet farkılığı şer'an câiz görülmüştür; çünkü değerlendirmede esas iradedir.
Hayat sigortasında da bedel takdiri sûretiyle borçlanmanın esası irâdedir; bu, telef edilen şeylerin ödenmesi gibi değildir; bu sebeple eşitlik de gerekmez. Bu husûs, hem karşılıklı ödeme, hem de yardımlaşmanın içiçe girdiği, paralel yürüdüğü bir sistem ve temele dayalı, yeni bir akittir.* Dolayısıyle bunda alınan ile verilen arasında eşitliğin olmaması, farkın bulunması, satış akdindekinden daha tabiîdir. Şu halde bununla kumarın ne alâkası vardır?


* Hayat sigortasında karşılıklı yardımlaşma yoluyla zararın hafifletilmesi değil, az ödeyerek çok gelir sağlama amacı vardır ve her para yatıran az veya çoğunu geri almaktadır. Bu sebeple de "az para verip çoğunu alma" anlaşmasıdır, faizciliktir. H. K.

  Şu anda sayfası gösterilen kitap.
Bu Kitapta:
Önceki Başlık
Sonraki Başlık
İçindekiler
Site Sayfaları
Ana Sayfa
Hakkında
Makaleleri
Kitapları
Soru Konuları
Soru Listesi
Hayrettin Karaman`ın Sohbetleri
Şiirleri
Bütün site içeriğinin genel kelime indeksi.
Sitede Arama
Hayrettin Karaman'ın Siteye Son Eklenen Yazıları
E-posta
Siteyi Link ve Kaynak Gösterimi
m.HayrettinKaraman.net Mobil-Metin Versiyonu Hakkında

Facebook Sayfası:

Bulunduğunuz Sayfayı:



Sayfa başına gider Siteden rastgele bir sayfa seçer. Hafızadaki önceki sayfaya döner Hafızadaki sonraki sayfaya döner
   
Bu Kitapta: Önceki Başlık Sonraki Başlık İçindekiler